İştahları kabartan bölgedeki enerji kaynakları
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İştahları kabartan bölgedeki enerji kaynakları

30 Ağustos 2020 - 07:21

Merkezinde Kıbrıs adasının durduğu Doğu Akdeniz, enerji kaynaklarının keşfi ile başlayan süreçte emperyalist güçlerin Suriye’den sonra yeni bir hegemonya mücadelesinin adresi haline geldi.   

Erdoğan Türkiye’sinin dış politikada gündelik pozisyonlara ayarlı stratejisi, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerde belirleyici bir aktör olabilmesinin önündeki en büyük engel olarak öne çıkıyor.

Doğu Akdeniz’de sular, önce zengin doğal gaz kaynaklarının keşfedilmesi ve ilerleyen yıllarda ise Kıbrıs cumhuriyeti adına yetkili olan Rum yönetimi, Mısır ve İsrail’in bu kaynakların çıkarılması ve denizde arama faaliyeti için ihaleler düzenlemesi ile ısındı.

Bütün bunlar yaşanırken Türkiye bu devletlerle diplomatik ve medeni ilişki kurmayarak bu günlere zemin hazırladı. Bölgedeki enerji kaynaklarının potansiyeli ile ilgili olarak yapılan çok sayıda spekülasyon ve tartışma, beraberinde çeşitli komplo teorilerini de doğuruyor

***

Doğu Akdeniz’de bu potansiyelin, dünya enerji jeopolitiğini kökünden değiştirebileceği ve yeni enerji akslarının oluşabileceği tezleri havada uçarken, Türkiye’de ise konu, özellikle Erdoğan'ın havuz medyası tarafından enerjide dışa bağımlılığın sona ermesini sağlayacak ve ülkenin enerji ticaretinde kavşak olma rolünü perçinleyecek bir gelişme olarak sunuluyordu.                     

Ancak bu iddia ve tespitlerde gözden kaçırılan nokta, Doğu Akdeniz’in ve burada yükselen gerilimin dünyada başlı başına yeni bir siyasi araç olarak kullanılmakta olduğu gerçeği. Öyle bir araç ki, bölge ülkelerinin birikmiş ve donmuş dış sorunlarının emperyalist dengelerin gerektirdiği ölçüde gündeme gelmesine yarayacak ve belki de bu sorunların bir kısmını emperyalist çözümlere ulaştıracak...

Altı çizilmesi gereken diğer konu ise Doğu Akdeniz havzasının, sadece kanıtlanmış ya da potansiyel enerji kaynakları açısından değil coğrafi konumu nedeniyle önemli olması. Ortadoğu’nun batıya yani Akdeniz üzerinden Avrupa’ya açılan kapısı durumundaki havza, emperyalist güçlerin bölgedeki askeri yığınağı ve dünya ticaret hareketleri için stratejik bir coğrafyaya işaret ediyor.

Rusya Suriye’nin batı kıyılarında, İngiltere ise Güney Kıbrıs’ta NATO kullanımında üslere sahip durumda. ABD istediği her an uçak gemileriyle bölgeye konuşlanırken, bir yandan da Güney Kıbrıs’tan kendine üs talebinde bulunuyor. Dünya deniz ticaret geçişlerinin ise yaklaşık üçte biri Akdeniz’i kullanıyor.

 Ayrıca Kızıldeniz’in Akdeniz’e çıktığı, enerji ve mal ticaret rotalarının geçtiği Süveyş Kanalı da aynı bölgeye açılıyor. İşte bütün bu denklem içinde rotasını kaybeden Erdoğan ve ekibi duvara tosladıkça bildik tehdit ve şantajlarına hız kesmeden devam etti. Etmeye devam ediyor.

***

BÖLGEDEKİ ENERJİ KAYNAKLARI POTANSİYELİ

BP Yıllık Enerji İstatistikleri’ne göre 2017 yılı itibariyle dünyada kanıtlanmış doğal gaz rezervlerinin büyüklüğü 193,5 trilyon metreküp düzeyine ulaşıyor. Bu rezerv büyüklüğü, mevcut doğal gaz üretim seviyesi baz alındığında, yaklaşık 53 yıl yetecek bir düzeye işaret ediyor. Aynı istatistikler, 2017 yılında kanıtlanmış doğal gaz rezerv artışına en fazla katkıyı 0,3 trilyon metreküp ile İsrail’in yaptığını gösteriyor.

Mısır, İsrail, Lübnan, Yunanistan ve Türkiye’nin kıyısı bulunan Doğu Akdeniz’de yer alan Güney ve Kuzey Kıbrıs olmak üzere ikiye bölünmüş Kıbrıs, kıyısı bulunan ülkelerle birlikte doğal kaynaklar üzerinde hak iddiasında bulunuyor. Bu havzanın enerji kaynakları açısından potansiyeli üzerine çokça spekülasyon yapılıyor.

Öncelikle, Doğu Akdeniz havzasında özellikle doğal gazda önemli rezervler tespit edildiğini söylemek gerekiyor. Ancak halen tespit edilmiş ve kanıtlanmış rezerv büyüklükleri, dünya doğal gaz ticaretinde denklemi değiştirebilecek seviyede değil.Doğu Akdeniz’de kanıtlanmış doğal gaz rezervi, halen 2 trilyon metreküplük bir büyüklüğe ulaşıyor.

Bu kanıtlanmış rezervlerin büyük bölümü Mısır ve İsrail deniz alanlarında bulunuyor. ABD Jeolojik Araştırma Merkezi’nin (USGS), 2010 yılında yayınladığı verilere göre ise söz konusu havzada 10 trilyon metreküplük potansiyel yani henüz keşfedilmemiş bir doğal gaz olabileceği ifade ediliyor. Bu potansiyelin yine 6,3 trilyon metreküplük bölümü Mısır deniz alanları ve Nil Körfezi dolayında bulunuyor.

Halihazırda bölgede kanıtlanmış 2 trilyon ve potansiyel (henüz keşfedilmemiş) 10 trilyon metreküplük doğal gaz rezervi, dünya enerji ticaretinde önemli ama sınırlı bir etkiye sahip olacak. Şu anda keşfedilmiş olan 2 trilyon metreküplük doğal gazın büyük bir kısmının İsrail ve Mısır’ın iç tüketiminde kullanılması öngörülüyor. Ancak özellikle Mısır, bulunan kaynaklarla birlikte uzun bir süre sonra doğal gazda net ihracatçı konumuna yükseliyor.

Kıbrıs’ın hak iddia ettiği deniz alanlarında çıkarılabilir doğal gaz rezerv tahmini ise 130-200 milyar metreküp düzeyinde. Bu büyüklük adanın kendi ihtiyaçları açısından önemli olmakla beraber uluslarası doğal gaz ticareti açısından çok önemli bir büyüklüğe işaret etmiyor.

Tartışıldığı üzere Güney Kıbrıs’ın hak iddia ettiği rezervlerle ilgili büyüklük tahmini mevcut düzey düşünüldüğünde, sadece Güney Kıbrıs rezervleriyle AB’ye bir boru hattı projesinin maliyetini kurtarmayacağı görülüyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar