İşte sokak işte meydan var mısınız?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İşte sokak işte meydan var mısınız?

26 Ağustos 2020 - 07:47

Hayatımızda en çok kullandığımız cümlelerden birisi “Alın yazım böyleymiş” sözüdür. Peki nedir bu alın yazısı? Kader nedir? Kader değişir mi? Kişi kaderinden sorumlu mudur? Evet bir insan bir toplum kendi kaderini ve geleceğini kendi elleri ile yazar, hazırlar.

Bizim ülkemizde de durum bu olduğu halde bize birey olarak ve toplum olarak yapılanlar karşısında ah vah çekerek şikayet etmekten geri kalmıyoruz. Siz de aklınızı kullanın, düşüncen değişirse kaderin de değişmesini istersen ona göre adım atacaksın. Mesela, sana bu ülkede ekonomik, siyasi ve kültürel asimilasyon uygulanıyor sen susuyorsun...

Bu ülkede oldum olası sonu hiç gelmeyen tartışmalar vardır ki insanları daldıkları rüyadan uyandırmak için uğraş vermektedir, bu duruma senin duyarsız kalma gerekçen nedir ki suskun ve taraf olmaktan kaçınıyorsun? Bizim buralarda iyi veya kötü olmayı kendimiz mi yoksa şartlar mı belirler? İyi olan ailelerden hep iyi çocuklar mı doğar? Yoksul, fakir, fukara, düşkün ve kötü şartlar altında yaşayan ailelerin çocukları da ayni kadere mi mahkumdur? Bu soruları daha da çoğaltabiliriz

Şimdi şunu sorabilirsiniz, bu duruma düşmemizin nedeni "Dış faktörlerin hiç mi etkisi yok hayatımızda?" Sizin vereceğiniz mücadele ve çabalarınız arttıkça, siz çalıştıkça sizin etkiniz çoğalacak, dış faktörlerin etkisi azalacaktır. Sizin çabalarınız azaldıkça, siz hareketsiz, eylemsiz bekledikçe dış faktörlerin etkisi çoğalmaya devam edecek.

Biri size kalkıp da "Hayatınızın tamamını siz belirlersiniz,  burada dış faktörlerin hiçbir etkisi yoktur" derse inanmayın. Eğer birileri çıkıp da size her şey kaderdir, şanstır, gerisi boştur gibi sözler söylerse ona da inanmayın. Kendinizi denizin ortasında bir fındık kabuğu olarak düşünün, sağa sola yalpalıyorsunuz. Sizde kendi kendinize söylenip durun, acaba bu benim kaderim mi diye...

Ya da okyanusa atılmış bir sandalın içinde çare arıyorsunuz ama siz hiç bir şey yapmıyor kıpırdamadan beklerseniz, bu durumda kaçınılmaz olarak rüzgar ve dalgalar, sizi alır götürür, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan misali hayatınızı istediği gibi şekillendirir. Ama eğer bir rota belirler, yelken açarsanız istediğiniz limana doğru yönelirsiniz. Ama sakın bu liman Anavatan bildiğiniz sömürgecinizin limanı olmasın.

Varsa, bizim makus kaderimizi Allah mı belirlemiş? Eğer bu öyleyse kötülerin ne kabahati var?

Evet birilerinin belirlediği bir kaderimiz vardır. Ama biz onu görmezden gelip bilmezmiş gibi davranıyoruz. Ayrıca bize akıl yok mu, doğru kullanacağımız irademiz yok mu? Kaderimizin nasıl olduğunu bilmediğimiz için, aklımızı ve irademizi kullanarak hayatımıza yön vermekle yükümlü olduğumuzu da mı bilmiyoruz, olacak iş mi?

Hapsolduğumuz bu ada yarısında biz elimizden gelen her şeyi yaptıktan sonra, her tedbire başvurduktan sonra, sonuç istediğimiz gibi çıkmazsa, işte o zaman "Ne yapayım kaderim buymuş" diyebilir miyiz. Böyle hareket etmek, pratik bakımdan kendini yiyip bitirmekten, isyan etmekten daha mı iyidir?

Hayır, hayır, sen her halde bütün yolları demediğin için çaresizliğe düşerek ruh sağlığını bozudun, huzursuz oldun ve hep şikayet eden bir tip olup çıktın. Ama hayır sen adam gibi mücadele verme sonra da kadere inan, tembellik ve pasiflik içinde ürettiğin mazeretlerinle yaşayacağına, tam aksine, başarısızlıklar ve felaketler karşısında kaderciliğin arkasına sığınırsan nasıl başarılı olacaksın?

Çaresizliğe kapılmayı, hayattan kopmayı önleyen bir duygu vara eğer o da direnerek mücadele etmektir. Unutulmasın ki, Satranç belli kurallara göre oynanır. Bu kuralları değiştirmek oyuncunun elinde değildir. Ama o, her taşı için mevcut birçok seçeneği kullanma yeteneğine sahiptir.

Yine sona geldik, Dünyanın emekçi halkları günün birinde mutlaka onlara, alın emperyalist stratejilerinizin teorisini yapan ideolojilerinizi, jeo-politik kitaplarınızı koyun cebinize cehennemin dibine kadar yolunuz var, bizim tarihsel yürüyüşümüzde size böyle bir kader biçiliyor, diyecektir.

Yeni bir dünya ancak kaos, kargaşa, rezilliğin dibe vurması, sonuna kadar çürüme ve kokuşmanın tavan yapması ile ihtiyaç haline geliyor, kendine yol açıyor. Girdiğimiz yeni yolda, eski sisteme karşı yeni bir dünya kurma mücadelesinin daha da güçleneceği umudunu besleyen olgular giderek daha fazla güçleniyor. Yeni mücadele yöntemleri yaratmayalım, işte sokak işte meydan var mısınız?.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar