İstenirse her yer direniş alanıdır
Kazım Denizci

Kazım Denizci

İstenirse her yer direniş alanıdır

09 Ağustos 2018 - 09:34

Kavgayı Sokakta Direnişle kazanabiliriz.  Unutmayın örgütlü yaşamın olduğu ger yer direniş alanıdır! Biz Kalıpçılar, Demirciler, Alçıcılar, Boyacılar, Sıvacılar, Elektrikçiler, Mekanikçileriz. Biz çıraklar, ustalar, kalfalar çalışanlar yani tüm inşaat emekçileri ülkemizde inşaat sektörünü sırtında taşıyan tüm emekçiler olarak biz kölelik çağının uygulamalarının sürdüğü, sırtımıza bir tek kamçının vurulmadığı, ezilmenin ve horlanmanın “doğal” sayıldığı bir sektörde ter dökenleriz. Biz ezilenleriz.

Biz dış ülkelerden de gelen ve ayni kaderi hep birlikte yaşadığımız bu coğrafyada ekmek uğruna kölelik koşullarında ve can güvenliğinden yoksun olarak çalışanlar olarak sigortası yatırılmayan hatta dünyadan habersiz yaşayanlar, sigortası yatırılsa dahi asla emekli olamayacak olanlarız.

Biz harcadığı emeğini, hak ettiği ücretlerini dahi alamadığı aylarca nefes almadan çalışarak ter dökenler, patronların dünyası olan kapitalizmde köleleştirilenleriz. Biz yerin üstünde devasa yapılar, avmler, plazalar, havuzlu villalar inşa edip ucuz güvenlik önlemleri dahil alınmadığı için metrelerce yüksekten ölüme düşenleriz. Biz dünyayı elleriyle, emekleriyle inşa edenler; inşa ettiklerinde yaşayamayan, inşa ettiklerinin altında kalanlarız.

Ama aynı zamanda biz, biz olduğumuzda, bir olduğumuzda, örgütlendiğimizde bütün bunların üstesinden geleceğimizi bilenleriz. Gasp edilen haklarımız için kavgaya tutuştuğumuzda, kendi koydukları yasaları bile tanımayanlara karşı onların yasalarına sıkışmadan örgütlendiğimizde, sokakları doldurduğumuzda bu sömürünün biteceğini bilenleriz. Biz sokağı, kavgayı, direnişi örgütleyen ezilenleriz. Aynı 1886’da 1 Mayıs’ı yaratan işçilerin olduğu gibi patronların dayattığı adaletsizliklere karşı, kapitalizmin adaletsizliklerine karşı örgütlü bir şekilde direnenler gibi kavga eden, başkaldıran emekçiler ve işçileriz.

Ve bizler yaz, kış ve bayram demeden İnşaatlarda, atölyelerde,  fabrikalarda sömürülen sınıf kardeşlerimizle, Bizler Anadolu’da Kürt kökenli kardeşlerimize uygulanan Asimilasyon,  inkâr ile yok edilmek istenen, yaşadığı coğrafya savaş coğrafyası olan ve savaşa karşı direnen sınıf kardeşlerimizle, Erkek egemen sistemin bir sonucu olarak tacize tecavüze katliama karşı direnen sınıf kardeşlerimizle, Kentsel dönüşüm talanıyla evlerinden yurtlarından edilmeye karşı koyan sınıf kardeşlerimizle beraber ayni safları paylaşıp dayanışma içindeyiz.

***                                                                                                                                                                                                                

Ülkemizde çok sık yaşanmakta olunan iş kazalarında birçok emekçi ölmekte veya yaralanmaktadır. Yaşanan iş kazalarının nerede ise tamamına yakını inşaat sektöründe gerçekleşmektedir. Bütün istek, öneri ve taleplere rağmen bir türlü hayata geçirilemeyen denetleme birimlerinin yarattığı boşluklardan dolayı İşveren patronlar çalışanlarını güvenliklerini yasalara rağmen almadıkları için bu olaylar devam edecek…

Geçmiş yıllarda yaşanan iş cinayetlerinden hayatını kaybedenlerin sayısı her geçen gün daha da artmaktadır. Bu ürkütücü tablo yaşamakta olduğumuz sistemin acımasızlığını gözler önüne sererken, yaşanan ölümlerden dolayı istifa etmek bir yana, kamuoyundan özür dilemeye bile yeltenmeyen yetkililerin ve siyasilerin gerçek karakterlerini göstermektedir.

Son yıllarda ortaya çıkan bu kara tablodan hem gelmiş geçmiş hükümetler hem de insan yaşamını hiçe sayan, tek kaygıları daha fazla kar elde etmek ve o karı da emekçi hayatı üzerinden sağlayan patronlar sorumludur!

İşverenler üzerinde herhangi bir denetleme yapmayan, işçi sağlığı ve güvenliği kriterlerinin uygulanması için neredeyse hiçbir gerçekçi emek sarf etmeyen, iş yerlerinde sendikalaşma ve örgütlenme girişimlerinin patronlar tarafından yasa dışı bir şekilde bastırılmasına olanak sağlayan, göz yuman hükümet, yaz boz tahtasına döndürülen ve pim pom topu gibi bir o yana bir buyana savrulan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve sözde emekten yana siyasiler bu tablo karşısında halka hesap vermelidir.

İş cinayetlerinin önüne geçilmesi için yapılması gerekenler çok açıktır! Uluslararası normlarda, yasalarımızla da belirlenmiş olan işçi sağlığı ve güvenliği kriterlerinin, ILO düzenlemelerinin uygulanması! Kısacası yasaların uygulanması! Hepsi o kadar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar