Kağıt üstünde unutulan İnsan Hakları ve vicdan!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Kağıt üstünde unutulan İnsan Hakları ve vicdan!

15 Aralık 2018 - 08:10

Yaşanan sel felaketinin ardından evsiz, aşsız, eşyasız, kıyafetsiz, arabasız ve parasız kalmanın ne demek olduğunu anlamak için onu ancak yaşamak gerekiyor. Sosyal "devletin" şefkatli yardımlarında mahrum kalan yurttaş çare ararken sel felaketinden dolayı mağdur olanlar için alın size çare, Din İşleri Başkanlığı bu gün tüm camilerde yardım toplanacağını duyurdu. 

Talip bey bu ülkede insanımızın Anavatanları sayesinde ne hallere düşürüldüğünü farkında olmayabilir ama yapabilecekleri vatandaştan camilerde para toplayacaklarsa bunu basın yolu ile duyurmamaları gerekirdi.

Ankara, Erdoğan talimatı ile Din İşleri Başkanı yapılan ve bizleri dindar ve yardımsever yapma görevi de verilen  Talip Atalay, ülkede geçtiğimiz hafta aşırı yağışlar nedeniyle su baskınları meydana geldiğini, bazı bölgelerde yağışların sel felaketine dönüştüğünü ve can kayıpları yaşandığını madem biliyor Tayyip bey onun için bir telefon kadar yakın olduğunu bilmeyen yok, sarıl telefona ve bu felaketin yaralarının sarılması için destek ve yardım talep et.

Talip Atalay efendi yaşanan felaket sonrasında mağdurlara destek amacıyla ülkede her kesimden örnek dayanışma, yardımlaşma açıklamaları geldiğini ve bunların fiiliyata geçirildiğini söylerken hakikaten samimi mi? Baş müftümüz bu çerçevede tüm camilerde yardım toplanacağını söyledi ama bana göre ayıp etti.

Atalay, yardımların sel nedeniyle ortaya çıkan hasarın onarılmasına, sel mağdurlarının mağduriyetlerinin asgariye indirilmesine, mağdur ailelerin hayatlarının kolaylaştırılmasına destek olmak amacıyla kullanılacağını söyleyerek bu devletin ve Anavatanının ne kadar aciz ve çaresiz kaldığını mı ortaya koyuyor?   

Kendi dininden ve ırkından olan insanları katleden ve zulmeden eli kanlı bir liderleri var ki ülkesini ekonomik batağa sürüklerken yeniden bir savaşın içine sokmaktan çekinmiyor ama milleti onu ayakta alkışlıyor, sürü toplumunun son kalıntıları değilse nedir bu gördüğümüz...                                                                                                                                               ***

Ülkenin en yoksul bölgelerinden birinde kapı önünde bir kız çocuk kendisinden küçük erkek kardeşlerinin boynuna kollarını dolamış oturuyordu. Yoldan geçenlerden insanlık adına yardım ve sadakat bekliyordu...

Adalet ve vicdanın kalmadığı bir ülkeden Adalet ve vicdan beklemek ve talep etmek ne kadar doğru oluğunu bilmem ama bildiğim tek bir şey var o da her şek dilde ve kağıt üstünde kaldığıdır. Anavatan ve yavrusu olan " KKTC" de örtülmeye çalışılan onlarca olayın üzerini örtmeye örtüleriniz ve dağdaki bayrağınız yetmiyor bilesiniz...

İnsanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunması gereken onurun, şerefin haysiyetin ve bunların eşit ve devir kabul etmez haklarının tanınması hususunun, hürriyetin, adaletin ve dünya barışının temeli olmasına, İnsan haklarının tanınmaması ve hor görülmesinin insanlık vicdanını isyana sevk eden vahşiliklere sebep olmuş bulunmasına rağmen kendimizi frenlemeye çalışıyoruz.

İçine düşürüldüğümüz dehşetten ve yoksulluktan kurtulmuş insanların, içinde söz ve inanma hürriyetlerine sahip olacakları bir dünyanın hali ile yaşadığımız bu yırtık ada yarısının da bundan nasibini alması için verilen mücadelede gerçekten bir elin parmak sayısı kadar kaldık...

İnsanın kendisine uygulanan her türlü zulüm ve baskıya karşı son çare olarak ayaklanmaya mecbur kalmaması için insan haklarının bir hukuk rejimi ile korunmasının esaslı bir mecburiyet olmasına ve her alanda kavgayı, kini değil, dostça ilişkiler geliştirilmesini neden denemiyoruz?  Bütün bunları savunduğumuzu söylüyoruz ama iş uygulamaya gelince unutuyoruz ya da işimize gelmiyor. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar