'Karar vermiş halk' ve 'pısırıklar'
Kazım Denizci

Kazım Denizci

'Karar vermiş halk' ve 'pısırıklar'

20 Eylül 2020 - 07:11

Çelişki yumağı içindeyiz, korkularımız, endişelerimiz bir yana pısırıklığımıza  bakınız.

Bir yanımız salgından korkuyor, ‘Söz dinle, evde kal ne olursa olsun!’ diyor bize; diğer yanımız kışkırtıyor habire, ‘Sıkıntıdan patladın, nasıl geçireceksin bunca günü evde?..’

Keşke okumak, resim yapmak, şiir yazmak, beste yapmak, hayata dokumak gibi hobileriniz olsaydı. Nasıl işe yarardı şimdi, değil mi?

 

Adam tek kelime konuşmuyor, sanki dilini yutmuş gibi, put ve ya heykel gibi duruyor, Bir slogan atmıyor, Elinde her hangi bir siyasi mesaj veren pankart da tutmuyor.

Dili var ama konuşmuyor, Kulağı duyar ama kimseyi işitmiyor, Gözleri de var ama kimseyi görmüyor.

 

Ağzını açıp konuşmadığı için fikrini de söylemiyor, fikrini söylemediği için, düşüncesini de okuyamıyorsunuz, bu kişinin düşüncesini okuyamayınca düşünce suçundan da içeri atamazsınız ve çıldırıyorsunuz.

 

Polisini istediğin kadar güçlendirsen, TOMA'larını da getirsen, askerini caddelere yığsan, her yanı tanklarınla donatsan, sahip olduğun devletin bütün ideolojik araçlarını seferber etsen de...

 

Kararını vermiş bir halkı yenemezsin. Bir halkı bırakınız kararlı bir tek adam dahi, bir milyon askerin, polisin, jandarmanın, hatta yeni kurduğun silahlı milis gücünün çıkaracağı rap rap sesinden daha çok ses getirir. Çünkü kararlılık vardır...

***

 

İşgal koşulları altında yapmak mecburiyetinde bırakıldığımız bir seçim daha geldi çattı.

 

Sanki demokratik bir ülkede demokratik tartışma ortamlarında  yaşıyormuşuz gibi gerçekleri saklayıp gözlerden uzak tutmaya çalışmak kimin işine yarar? Rejim sahipleri bize gülüyor, bu sizi rahatsız etmiyor mu?

 

Seçime taraf olarak  ayrılan adaylar farklı kamplara ayrılmış olmaları ülkede demokrasi olduğu anlamına gelmez, 11 değil 111 aday çıksa ne olacak? Rejim o zaman maskara olacak değil mi? Bu rejimi maskara etme noktasında bile uzlaşamadık maalesef ...

 

Bir tarafta bu adaya barış ve huzur gelmesi için yıllardır bıkmadan usanmadan çalışan umudunu yitirmeyen Kıbrıs'ta kurtuluş, özgürlük, barış ve huzur savaşı veren insanlar, Kıbrıslılar için olması gereken barış bloğunda buluşmalarıydı doğrusu. Ama onu da başaramadık...

 

Karşı blokta, işbirlikçi, kuklalar ve adanın bölünmüş parçalanmış kimliğini kaybetmiş, ricayla yaşama düzeni içinde, şimdiki statükosundan nemalanan ve bu düzenden daha fala çıkarın devamını umanlar, her devrin adamları ve ona göre de şekillenmiş siyasete biat edenler, barış karşıtı bloğu oluşturuyorlar.

 

İşte 11 Ekim günü 11 aday ile girilecek olan bu sözde seçimde sandıkta büyük bir sınav bizi beklemektedir.  Hepimiz oturup şapkayı toplumca önümüze koyup ülkemizin, çoluk çocuğumuzun ve gelecek nesillerin istikbalini eğrisiyle doğrusuyla düşünüp ona göre sandık başına gitmemiz gerekiyor.

 

Sanal alemde, sanal bu yapı içinde, Sosyal medyada süren bir adaylar ve destekçilerinin  amansız savaşları vardır ki bu gereksiz tartışma, çok da yerinde olmayan ve gereksiz bir sidik yarışına dönerken yaşanan bu süreçte adeta çirkinliklere de şahit oluyoruz.

 

Bu ada yarısında bu gereksiz tartışmalar niyedir?  Ayni blok içinde barış isteyen insanlar olarak birbirimizi kötülemeden, sadece fikirlerin ortaya konduğu bir sürecin yaşanmasına katkı konmalıydık. 

 

Bir tarafta Akıncı taraftarı  öte tarafta CTP adayı Tufan hocayı destekleyenler olarak daha uygar tavırlar sergilenmesi gerekirken, saldıranlar, ve ağır eleştirenler, hareketleri içindeyiz.  Gerek sn Mustafa Akıncıyı yerden yere vuranlar, gerekse karşılık verecek diye Tufan hocaya saldıranlar aynaya bakmaları gerekiyor.

Bu adada verilen kavgalarında hangi başarıları vardır diye hiç geçmişlerine bakabildiler mi?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar