Kendimizi aldatmayalım! Yaşanan gerçekler otaradır
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Kendimizi aldatmayalım! Yaşanan gerçekler otaradır

18 Temmuz 2020 - 07:59

Zorba yönetimleri destekleyen ve ya suya sabuna dokunmayan sözde gazeteciler ve ya bağlı oldukları satılmış medya kurumları bu günlerde pusuya yatmış bekleme modunda yayınlarını sürdürüyorlar, aman bize birşey olmasın diyerek memleketin gerçeklerini gizlemektedirler..

Ama toplumun sorunlarını, sıkıntılarını ve nasıl zor şartlarda yaşadıklarını haber yapan, gündeme taşıyan gerçek gazeteciler eleştirileri nedeniyle cezalandırılıyor, mahkeme tehdidine uğruyor ve hatta haber yaptıkları için tutuklanma tehlikesi altında kalıyorlar.

Gazeteciler kendi sosyal paylaşım ağlarını da kullanarak haber topluyor, haber yazıyor, görüntü paylaşıyor, haberleri yorumluyor. Bizim kuklaların çabaları boşuna değildi, sosyal medyada da gazetecilerin bu çalışmaları gözlerini korkuttu, ve gayet bilinçli bir şekilde girişilen bir çalışma ile yasa yaptılar.

Üstelik solcu vekillerimizin de onayı ile geçen yasadan son anda çıkarılan “sosyal medya düzenlemesi” durum daha da vahim bir hale sokuyor. Özgürce haber ve yazı yazanların başında demoklesin kılıcı gibi sallanan bir tehdit olarak kullanılmaya başlandı bile. Nasıl demokrasi ama?

Ceza tehditleri ile iyice ağırlaşan bu baskı ortamı, otosansürü ve otokontrolü daha da yaygınlaştırıyor. Konuştuğumuz bazı dost gazeteciler, koronavirüs günlerinde yoğunlaşan sansür çabalarına rağmen gazeteciliğin her platformda direnmeyi sürdüreceğini düşünüyor.

Bu arada sosyal medya paylaşımları üzerinden gazetecilere yönelik baskı daha da artırılacağa benziyor.  Baskıcı polis yapısını elinde tutan anavatancılar “bir gece ansızın” ensenize binebiliriz edası içinde başımıza belalar açabilirler. Evet demokrasiyi özgür basını savunduğunu iddia edenlerin ve bu yasaya katkı koyanların iki yüzlü politikaları ters tepecek ve zararını kendileri çekecek.

İlginç olan ne bilir misiniz? Bu Yasa, Bayındırlık ve Ulaştırma işleri ile görevli Bakanlık tarafından yürütülür olmasını yasaya koymalarıdır. Yani bizim eleştirdiğimiz hatta yaptıkları yanlışların haberini yaptığımız siyasi atanmışların bu yasayı uygulayacak olmalarıdır.

Yazık, çok yazık en azından Sayın akıncı bazı noktalarda olsun dikkat çekerek bir defa daha görüşülmesi için meclise iade etmemesi bende bir güven sorunu yarattı. Peki, ya basında özgür gazeteciliği savunan örgütler ve yönetimleri nerede? kişisel kariyerleri ile çıkarları peşinde değil mi?

***

Sayın Mustafa Akıncı Kıbrıs Türkü’nün görüşmecisinin ve toplum lideri olarak kendisi olduğunu bunun dışında da başka bir seçenek olmadığını açıklayarak Türkiye yetkililerinin Kudret Özersay'ı öne sürmesinin dünya indinde kabul görmeyeceğini söyledi.

Peki bu ülkenin kuzeyi işgal ve 46 yıldır kuşatma koşulları altında TC'nin bir vilayetinden öteye sömürgesi haline getirilmiş değil midir? Bu gerçekler bizim ve uluslararası hukukun gözleri önünde tutsak edilmesine rağmen özgür bir iradeden söz edilebilir mi?

Sayın başkan acaba hangi toplumdan söz ediyor Kıbrıs Türk'ü derken? Nüfusu sözde kurtarıldıktan sonra da yok edilen, taşınan yabancı nüfus ile azınlığa düşürülen, demografik yapısı değiştirilmiş ve asimilasyona yönelik sömürge yönetimi projeleri uygulanırken, kuzeyde yaşayanların tümü de "Kıbrıs Türkü" mü?

Bu durumda Sayın Akıncı bu toplumun lideri ise  toplumunun gerçek anlamda varlığını ve kimliğini hangi platformlarda savundu? Yoksa TC devletinin gelmiş geçmiş tüm hükümetlerinin bu ada yarısında yaptıklarını yutkunmak la mı geçiştirecek bu günlerde yapılanları ve yaşananları?.

İşgale, topluma uygulanan kansız soykırım ve asimilasyona, sömürgeciliğe dayatılan yasalarına karşı duruşu sergilemeyen ve önüne gelen baskıcı totaliter ithal yasaları imzalayıp onaylamak mı toplum lideri? yıllardır desteklediğim ve benim liderim olmasını beklediğim Sayın başkanın bir çok yanlış ve bana göre hatasını görmezden geldim.

Artık benim karnım demagojik nutuklara doydu, sol gösterip sağ vurmalardan usandım, ve özgür olmayan hiç kimsenin özgür olmayan yerli halkların,toplumların temsilcisi, görüşmecisi olduğu aldatmacasına artık inanmıyorum.

Artık yeter, bir sağa bir sola yalpalayan, rüzgarın esintisine göre tavır sergileyen, karşısındakine ilkeli ve dik duruş sergilemeyen birinin değil doğruların arkasından koşacağımı söyleyim, bu konuda son sözüm,   Özgür olmayan toplumların ne özgür seçimi olur ne de demokratik! 

Kendimizi aldatmayalım!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar