KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ VE DOĞU AKDENİZ KRİZİ
Kazım Denizci

Kazım Denizci

KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ VE DOĞU AKDENİZ KRİZİ

06 Ocak 2020 - 07:20

Libya, AB ve Kıbrıs denkleminde şaşkın ördeğe dönen Erdoğan liderliğindeki Türkiye 18 yıllık iktidarı döneminde  AB kriterlerini yerine getirip Avrupa Birliği üyesi bir ülke olmuş olsaydı ve Kıbrıs meselesi de Birleşmiş Milletler standartlarında çözülmüş olsa idi Doğu Akdeniz enerji meselesinde durum sizce ne olurdu?
Türkiye Doğu Akdeniz’de kendi kazdığı çukura düşerek çok sıkıntılı bir sürecin tam da göbeğine oturdu. Kıbrıs’ın etrafında mevcut enerji kaynakları üzerinde Tüm Kıbrıslılara ait olan ve su yüzüne çıkartılıp paraya çevrilmesi için çalışılan doğal gaz için Kıbrıs cumhuruyeti, Mısır, İsrail, Yunanistan beraber hareket ediyorlar ve Avrupa Birliği ile ABD de bu ortaklığı destekliyor.
Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olan Katar'ı ve kanlı bıçaklı oldukları Suriye’yi saymıyorum bile.                        Türkiye yanlış yöneticilerinin aldığı yanlış kararları nedeniyle yine çok büyük bir yalnızlığın içinde yanlış üstüne yanlışa imza atıyor. Osmanlı zihniyeti, kafası ile yapıyor bütün bunları.
Yine Erdoğan'ın yakın dostu Putin ve Rusya’nın bu coğrafyada nasıl tavır alacağı kesin değil ama Rusya-Kıbrıs cumhuriyeti ile olan ilişkileri bize bir sinyal veriyor. Kıbrıs'ta yaşayan ve ayrı siyasi partileri dahi olan Ruslar nedeniyle bu sinyal daha da parlak hale geliyor.
***
Erdoğan yönetiminde olanTürkiye’nin içteki bütün muhalefeti dışlayarak aldığı Libya’ya asker gönderme kararı ve Ulusal Mutabakat Hükümetini desteklemesi manzarayı muhtemelen daha da karmaşık hale getirecek.Ben bu yazımda bu durumu detaylı bir biçimde analiz edecek değilim, zaten uzmanlık alanım da değil ancak ortada Libya'ya Türkiye tarafından yapılan ihanetler var. Ben geçmişten gelen bir düşünceye göre yapılması gerekenin ve en doğru olanın net bir tavır alarak Türkiye’nin kayıtsız şartsız AB tam üyeliğini ve bu süreçte de Kıbrıs’ta bir çözümü ve hali ile birleşmeyi ve bir anlaşmayı savundum.Türkiye’de egemen Erdoğancı “yerli ve milli” güçler bir biçimde bu süreci engellediler, doğu Akdeniz’de bugün bu engellemenin sonuçlarını yaşıyoruz.
***
Türkiye’nin AB üyeliği özünde Türkiye’nin meselesi idi ancak tahkiyeci Erdoğan “Kopenhag kriterleri yerine Ankara kriterlerinin” gündeme taşınması ile Erdoğan, AB’deki Türkiye’nin üyeliğine karşı kesimlerin eline çok büyük kozlar ikram etti.Türkiye bugün AB üyesi bir ülke ve Kıbrıs meselesi de Birleşmiş Milletler kararlarına göre birçözüm olsa idi Doğu Akdeniz enerji meselesinde durum ne olurdu?
Türkiye'nin başında akıllı bir politikacı olmuş olsaydı Suriye, Libya politikalarında ve Kürt meselesinde çok büyük bir mesafe almış ve güvenlik konusunda sınır ötesi operasyonlara gitmemiş olmaz mıydı? Ege adaları konusunda tartışma noktalanmış olmaz mı idi?Türkiye’de laiklik ve demokrasi meselesi hala tartışmalı bir konu olarak kalabilir mi idi?Bu soruları daha çok uzatabiliriz ama artık faydası çok sınırlı.
***
Faydası yok asla demiyorum çünkü inanıyorum ki, bir gün Türkiye bugün içine düştüğü kâbustan çıkacak ve AB sürecini yeniden işletecek ve çok kısa vadede de tam üyelik şansını yakalayacak.Önemli olan toplumun özgürlüğünü, güvenliğini ve demokrasinin gelmesi, demokratik hakların genişletilmesini gözeten kadrolar yönetime gelebilsinler.
Lütfen kimse bugün AB tam üyelik adaylığı ya da Kıbrıs’ta çözüm konuları neden gündeme geliyor diye sormasın çünkü tüm önemli sorunların çözümü buralardan geçiyor.Şunu bilelim ve unutmayalım, mesela AB ve Kıbrıs konusunda çözümsüzlük seçeneğinin maliyetleri belirli tavizlerin maliyetinin çok üzerindedir; örnek mi istiyorsunuz, işte Türkiye'nin yanlış politikaları sonucu batağa sağlandığı Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü ve doğu Akdeniz krizi şimdi de Libya.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar