KIBRISLILAR SUSARKEN MEYDAN İŞGALCİLERE KALDI
Kazım Denizci

Kazım Denizci

KIBRISLILAR SUSARKEN MEYDAN İŞGALCİLERE KALDI

17 Kasım 2019 - 08:00

Arkadaşlarla bir araya geldiğimizde soruyorlar, ne olacak bu memleketin hali ve başlıyorlar şikayet etmeye, ama olmaz ki haçana bir yalan dinleyeceğiz.Yalan dağları heybetli görünür ama çoğu zaman kağıttan yapılmıştır. Yıkılıp gitmesi ters bir rüzgâra bakar; şu günlerde Şili’de, Irak’ta, Lübnan’da tanık olduğumuz budur. Yaşanan bu direniş hareketlerinden hiç ders alıyor muyuz yoksa ilgilenmiyoruz bile.
Türkiye Cumhuriyetini yöneten diktatörlük tarafından idare edilen bu ada yarısı "devlet" değil de bir insan olsa ve terapi koltuğuna oturtulup ona “Hadi anlat bakalım, neler yaşadın?” bu 36 yıl içinde diye sorulsa, geçmişine dair bir dizi yalanı tekrarlayıp duracağı için -uzman değilim ama- muhtemelen ileri düzeyde obsesif kompulsif kişilik bozukluğu (bunama) teşhisiyle evine yollanır. Artık ilaç tedavisine başlama tavsiyesi mi alır, yoksa bir kaç seans sonunda umutsuz bir vaka olduğuna kanaat getirip terapiye son mu verilir, o kadarını uzmanlar bilir.
Tarihsel olarak hayli dağlık ve engebeli bir yalanlar coğrafyasında, yıkılmış tahrip edilmiş,karakterimiz bozulmuş bir gerçeklik içinde yaşadığımız yetmezmiş gibi, son yıllarda tertemiz medyası, evlere şenlik adalet sistemi, güzide demokrasisi, tıkır tıkır işleyen ekonomisi ve sıfır sorunlu dış politikası ile bu alanda yeni sıradağların hızlı oluşumuna tanık olduk, oluyoruz. 
En basiti, sokakta bana nefes aldırmayan "devlet" sandığa çağırıp oy kullanmamı istiyor, ben de öyle yapıyorum ve kısa zamanda sandığın koca bir yalan olduğunu söylüyor, gözümün içine baka baka. 
Mezarlık bekçiliğinde Erdoğan tarafından sözde başbakanlığa atanan zatı muhterem kuklaların önde gideni geçen gün bu dağlara yeni bir tümsek ekleyip üstüne tüy dikti. Espri olsun diye yaptım diye arkadan ekleme yapma gereği duydu.
Gerçekleri biz duyurunca “Gerçeği duyma becerisi, en az gerçeği söyleme becerisi kadar çaba gerektirir.” Yalan dağları heybetli görünür ama çoğu zaman kağıttan yapılmıştır. Yıkılıp gitmesi ters bir rüzgâra bakar; şu günlerde Şili’de, Irak’ta, Lübnan’da tanık olduğumuz gibi an gelir paldır küldür yıkılır.
***
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı (Erdoğan'ın baş yaveri) Fuat Oktay, "Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki bağlar hiçbir şahıs ya da grubun özel gündem ya da hesaplarının ipoteği altına girmeyecek kadar köklüdür deme gereği duyuyor konuşmasında ve bu köklü bağların geleceği gençlerimize emanettir; bu sebeple gençlerimiz, hem yakın hem uzak tarihin farkında olarak, kültürüne, değerlerine ve kardeşlik iklimine sahip çıkmalıdır" dedi. Ne demek istedi? Bu yalan deryası içinde varsın o da böyle sallayıp gitsin.
Fuat Oktay sultan Erdoğan'dan koya çekerek “Biz ilişkilerimizi bencillik, hırs ve düşmanlık gibi duygular üzerine değil insani, vicdani ve diplomatik zemin üzerine kuran bir ülkeyiz; bundan sonra da böyle devam edeceğiz diye konuşurken kendi yaratıkları nasıl bir Türkiye'den geldiğini unutmuş yada yaşanan gerçeklerden bizim haberimiz yokmuş gibi sallamayı sürdürdü.
Fethullah Gülen cemaatini müritlerinde biri olan ve her gittiği yerde geçmişini inkar eden mürit Fuat Oktay ada etrafında bulunan yada olduğu söylenen doğal gaz ve petrol için de ağzının suyu akarak, Akdeniz Havzası, Suriye’de yaşanan insani kriz ve göçmen trajedileri yanı sıra Doğu Akdeniz’de yaşanan ve kendi yarattıkları gerginlikler ile de karşı karşıya olduklarına hatırladı. 
Oktay sallamaya devam ederken kendilerinin şantaj ile bir şeyler koparacaklarını sandılar ama bu konuda "Türkiye olarak Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının Ada’ya karşı çıktıkları barışın ve istikrarın gelmesi için bir fırsat olarak kullanılması gerektiğini en başından beri savunuyoruz söyleme utanmazlığına sarılıyor, cümbür cemaat yaptıkları tehdit ve korkutma hareketlerinden sonra.
Ve eksik kalmasın diye o da konuşma gereği duyup koraya dahil oluyor. Türkiye menşeli partinin başkanı Erhan Arıklı, “Annan Planı dönemindeki süreci tekrar yaşamak istemiyoruz” diyerek 25 Kasım’da Berlin’de üçlü bir toplantı yapılacağını, buluşmanın Kasım ayına ve Berlin Duvarı’nın yıkılma tarihine getirilmesinin enteresan olduğundan da dem vurarak “Belli ki dışarıda bazı oyunlar tezgâhlanıyor, bazı mesajlar verilmeye çalışılıyor” diyen Arıklı, “Annan Planı dönemindeki süreci tekrar yaşamak istemiyoruz, toplumun birlik-beraberliği bozacak her türlü gelişmeye karşı da hazırlıklıyız.”  dedi ne demek istedi???

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar