Kimse gidişattan hoşnut değil ama herkes aklından memnun!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Kimse gidişattan hoşnut değil ama herkes aklından memnun!

28 Mart 2022 - 10:12

Ülkede egemen olan TC yönetimidir ve "Ya biz ya onlar" diyemeyip suya sabuna dokunmadan kalıplara dökülmüş siyasal kimliğimiz bulamadan kapıları nazikçe açın ürkütmeden uysal bir karışım içinde savrulup gidiyoruz

Yaşananlardan hiç kimse hoşnut değil ama bu etkisiz gürültü toplumu kendi hayatını baskı altına almış olanlara karşı duramayacak durumdayken, iç dinamiklerin de bu durum karşısında aciz kalmalarının bir açıklaması olmalı.  Toplumu örgütlemek ve daha yığınsal görünmek gibi bir önceliği olmadı bu yüzden.

***

Yaşadığımız gerçekler karşısında acaba nerede yanlış yapıyoruz diye hiç eleştiri ve özeleştiri yapabilmek için geçmişte yapılanlar ve yapılamayan doğru ve yanlışlarla yüzleşmek gerektirir.

Tolstoy’a vesile olan Adorno cümlesi, gerçekliğin insanı kırgınlık ve ümitsizliğe sürüklediği bir dönemde söylenmişti. (İnsanı kırgınlık ve ümitsizliğe sürüklemediği bir dönemi var mı burada?)

Bu dönem de olsun artık öyle gitmesini istemiyorsak, ümit ediyorum ki bir araya gelindiği zaman gerçekleri konuşmaktan kaçınılmadan gerçeklik üzerine çekincesiz gidersek daha gerçekçi yola girmiş olacağız.

***

Ne var ki o toplumsal gerçekliğe kendi gerçekliğimiz de dâhil ederek çekincesiz düşünürken kendi gerçekliğimizi de işin içine katmazsak, memnun olmadığımız gerçekliklerimiz bizi kırgınlık ve ümitsizliğe sürüklemeye devam eder.

Durumdan hoşnutsuz fakat aklından memnun olan kimseler, ustaları aracılığıyla kendilerine sunulmuş olanlar üzerine düşünmeyen, onları sorgulamayan kimseler aynaya ne zaman bakıp gerçeklerle yüzleşmeyi başarabilecek?

Geçmişte girdikleri ilişkiler onları bazı gerçekleri ortaya koymaktan alıkoyabil ve yönlendiriyor, bazı eylemlere katılmamayı yöneltiyor. Fakat yaşanmışlık onları bütün bu deneyimlerin eleştirisini yapmaktan da uzak tutuyor.

***

Çünkü bu eleştiriyi yapabilmeleri için bu kimselerin birtakım sorularla yüzleşmeleri gerekiyor: Ben gerçekte neyim? Gömülü olduğum bu zaman, bu zemin nereden kaynaklanıyor? Bu zamanda ve bu zeminde gerçekte ben neler yapıyorum gibi yüzleşmekten kaçınılmamalı.

Bu sorular ise kendileri için vazgeçilmez olarak kalması gereken varoluşlarını zora sokmadan yanıt verebilecekleri sorular değilse nedir? Herkes kişiliğine, kimliğine önem verir, vermelidir de. Unutmasınlar ki, ölürken geride nasıl bir isim bıraktığımız, önemli ise geride nasıl bir mücadele bıraktığımız daha önemlidir.

***

Toplumun küçük bir kesimi bir "gerçek bir direniş " türü olarak "evlere şenlik muhalefeti” sürdürmekteyken, toplumun geneli de, ortaya konan muhalefet tutumunu bir başka türü olarak, "kendini aldatmaya bırakmış" olabilir.

Evet bizim gerçeklerimiz, herkes bir şeylerden şikayet ediyor.                                                                      Muhalefetten şikayet edenler ve hükümetten şikayet edenler var.                                                                                   Herkes bu düzenin bozukluğundan yakınıyor.                                                                                                   Toplumsal yozlaşma, ahlaki değerler üzerine konuyor.                                                                                                       Şu ada yarısı gerçekler sıralamasının en gerisine ilerliyor.                                                                                            Ülke ekonomisini pamuk ipliğine bile bağlı bile değil.

Hükümet bırakın ekonomi ve diğer konuların kontrolünü kendi içindeki problemlerden ülkenin problemlerine yönünü bile dönmüyor. Ne yaşamımızı ne de ekonomiyi bu ülkenin hükümeti yönetmiyor.

Türkiye’deki tek adam diktatörlük rejimi, yani Erdoğan ve onun kapı kulları yönetiyor. Aksini iddia ediyor, “Biz yönetiyoruz” diyorlarsa onlar söyleyeceğimiz tek şey “Berbat yönetiyorsunuz kardeşim.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar