KKTC'nin nüfusu açıklandı: 382 bin 230, yerseniz
Kazım Denizci

Kazım Denizci

KKTC'nin nüfusu açıklandı: 382 bin 230, yerseniz

27 Haziran 2021 - 10:22

Talat ve sonrasında gelenlerin yaşattığı birçok olay, unutuldu mu?

Daha çocuk yaşta göçmenlik yaşattılar bize, hep başkalarının çıkarları için birbirimizi öldürdük, sakat bıraktık, kayıp yakınlarımızı arıyoruz hala. Okul sırasından çıraklık ve kalfalık derken mecbur edildiğim askerlikten sonra gelecek kurma adına iş hayatına atıldım.

Ülkemde yaşananlara, yaşatılanlara karşın kayıtsız kalamazdım, gençlik yıllarımda toplumsal mücadelenin en önemli ayağı saydığım örgütü toplum başarır anlayışı ile 1977 yılında CTP'de aktif mücadeleye katkım olur diyerek başladım. Hiç bir çıkar ve menfaat gütmeden her kademesinde çalışmayı onur saydım.

Dedim ya benim sevdam karışlıksızdı, çıkarsızdı ve bu uğurda birçokları kamu yönetiminde bakan, müsteşar, müdür hatta işçi statüsünde bir yere girmek gibi vs olmak için kıyasıya yarışırken, yine bir çokları memleketin en güzel yerlerinden Rum malları kapmak için uğraşırken ben hesine gülüp geçtim.

Siyasal mücadele saydığım o yıllarda siyasal ahlaksızlıklara tanık olmak beni kahrederdi, birçok olumsuzluğu, haksızlığı kabullendim ama partinin başına çöreklenen Talat ve teşkilatının yaptıklarını hala kabullenemedim. Parti çizgisinden taviz vermesin diye eleştirilerde bulunan Özker hocayı partiden atmalarını da kabullenemedim.

Talat ve teşkilatının İTEM yasasının geçmesinde ortaya koyduğu suç ortaklığını içime sindiremedim. Talat ve teşkilatının toplumun kötülüğüne olan faiz yasasının geçmesindeki suçunu da kabullenmedim Talat ve teşkilatının KDV yasası da dahil olmak üzere toplumun kötülüğüne olan diğer yasaların uygulamaya konmasını topluma ve emekçilere yapılan kötülük saydım.

Talat ve teşkilatının yaptığı kayıtdışı yaşamı kayıt altına alacağız diyerek vatandaşlık yolunu sonuna kadar açan uygulamalarını da hiç benimsemedim. Evet, Vatandaşlık hukukunun ilkeleri arasında yer alan “herkesin bir vatandaşlığı olmalıdır” ilkesi Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nde yer bulmuş olsa da bu ada yarısı normal bir ülke değildir, 'A NORMAL' yani vatandaşlıkları dağıtanın işgali altındadır.

Utanıyorum bu sözü söyleyen bir CTP milletvekilinden, "tanınmasak da “biricik” olduğunu söylemesinden "Her yurttaşlık gibi değerlidir KKTC vatandaşlığı… Çünkü aidiyetinin göstergesidir. Tanınmıyor olsak da en az Türkiye kadar Almanya yurttaşlığı kadar özeldir, önemlidir ve biriciktir aslında…”

Bu garabet yapının bir sonucu olarak da bu toplumun içinde yaşayan ve ülkeye sürekli taşınan başka bir topluluğun dil, din, kültür gibi kimlik unsurlarını değiştirip kendine benzetmesi şeklinde gerçekleşen bu acımasız asimilasyon bir tartışma konusudur ve olmaya devam edeceğe benziyor...

Bu saydığım örnekler, belli zamanlarda karşılaşabileceğimiz bir çok davranışlar. Ancak, en çok kural ihlalinin yaşandığı bir mecra var ki, bununla hem her gün karşılaşıyoruz, hem de sonuçları suçsuz insanların yaşam hakkının elinden alınmasına kadar gidiyor. 

Kıbrıslıtürklerin Türkiye tarafından uygulanan kansız soykırım ve asimilasyonundan bahsediyorum.               Bir toplumda insan gibi yaşanması için uygulanan kurallar olabilir ancak, o toplumun varlığına kasıt söz konusu oluyorsa işte burada itirazım ve karşı çıkışım başlar.

Bilerek ve ya bilmeyerek buraya gelenler arsında çoğunlukta olan işçiler, fakir fukara insanlar yerli toplumun asimilasyonda kullanılıyorlar. Onları buraya getiren yönetimleri onlara da bedel ödetiyor.

Savaştan beter hale getirilen bu ada yarısında, her yıl binlerce insanın hiç yere yitip gittiği trafik kazalarında sorumsuzca ve kurallara uyulmadığı için de yüzlerce insanımız karşı tarafın yaptığı hataların bedelini kendi canıyla ödüyor. Sonra da adına kaza deniyor

Bu memleketi tapularında görenlerin kuralsızlığına o kadar alıştık ki, neredeyse her gün bu türden bir haberle karşılaşıyoruz. Bir müddetten beri gazetemizde yer verdiğimiz haberlere bakalım.  Say say bitmez yapılan vatandaşlıklar nedeniyle içerden gerekli tepki konmaz ama dışarıda konan tepkiler hiç yoktan iyidir.

Selçuk Ural'ın şarkısı aklıma düştü birden.

saçlarıma düşen aklar geçmişimi anlatırlar.

her telinde yaşadığım acıların izleri var.

söyleyemem mazideki sevgilimi, gizlidir.

alev alev, çıra gibi beni yakan sevgisidir.

dertlerimi zincir yaptım, birbirine ekliyorum.

geleceksin diye bir gün seni hala bekliyorum.

düşen yapraklar misali, ömrüm böyle geçip gitti.

senle olan aşkımızda bilmem neden burada bitti.

meğer ne çok severmişim ayrılınca anladım.

geri dönmek istedim de, gençliğimi bulamadım.

dertlerimi zincir yaptım, birbirine ekliyorum.

geleceksin diye birgün seni hala bekliyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar