KONUŞACAĞIZ - YİNE KONUŞACAĞIZ
Kazım Denizci

Kazım Denizci

KONUŞACAĞIZ - YİNE KONUŞACAĞIZ

24 Aralık 2019 - 07:10

Konuşmayalım, isteniyor ama konuşacağız, Susturamadığınız vicdanları biz ne yapalım? Bunu niye söylüyorum ? Düzeni kabullenilmişlik bir onursuzluk ise ve  İntihara gidenin seçimi ise bu kabullenilmişlik olgusu, geride kalanınsa vicdan belasıdır…                                                                                                                                                                                          
Haklısınız… Son dönemde yaşanan olumsuzluklara eklenen sorunlar yumağı içinde oluşan acılara bir TANIMLAMA bulma gayretimiz var… Genel olarak birilerini SUÇLAYIP, kenara çekilme çabamız var… Gerçeğimizin ağırlığında, bir yerlere tutunma uğraşımız var…
Hatta bulduğumuz ilk fırsatta, olay yerinden uzağa hızlıca koşuşlarımız var… Nefes nefese kalışımız da bundan… Kimimizse isyanda… Bizlere yaşatılan tüm bu sorunların ve acıların toplamında EŞİTTİR dediğinde, elde kalan içindir en çok da !
Varlığımızın dolaysız amacı ACI ÇEKMEK olmasaydı, yeryüzünde dahası bu adayarısında bulunuşumuzun hiçbir nedene dayanmadığını kolayca söyleyebilirdik… Çünkü hayatın derinlerinde yatan ve sefilliğimizden doğarak dünyayı dolduran acıların, gerçek bir amaç değil de, bir rastlantı olduğunu ileri sürmek saçmalığına saplanacaktık… 
Topyekun bizlere toplum olarak yaşatılanları tek tek ele aldığımızda, her mutsuzluğumuzun bir kuraldışılık olarak görülmesi bir gerçekliktir, ama… Genel olarak ele alındığı zaman, yaşanan mutsuzluk ve acılar, kuraldışı değil, kuraldır… Biraz acımasız mı olmuş ? Peki, nasıl çıkacağız tüm bu yılgınlık ve vazgeçişlerden ? Gencecik insanların, bu ülkeyi terk etme gayretine NOKTA koymasından…
Yoksa hep yaptığımızı mı yapacağız ? Gündeme karıştıracağız… Unutacağız…  “İnsan, saramadığı yarayı saklarmış; bazen bir gülüşün içine, bazen de derin bir sessizliğe…” İşte bunu fark edelim… Ve KONUŞALIM… Bu SON’u, kendi yaşamlarının bir köşesine koyan insanları, bu memleket nasıl oluyor da buna zorluyor, bu yaşanan gerçekleri KONUŞALIM !
O zaman, ortak dileğimizi paylaşan şu son paylaşım gelsin ve sayfanın da NOKTA’sı olsun…
Onlar !
Yaşarlar…
Nefes alırlar…
Tüketir ve ölürler…
Asla hatırlanmazlar…
Fark edilmemişlerdir…
Varlıkları yokluktandır…
Bedenleri ise ruhsuzluktan…
Çok bulunandır, hatta sıradan…
Nasıl bilirdiniz kısmı es geçilenden…
Biraz da o yüzden, bir insanın hayata dair yapabileceği en iyi şey nedir, biliyor musunuz ?                   Kendine karşı tümüyle DÜRÜST olmaya çalışması ! Aynada gördüğüne bakıp, KİM olduğunu bilmesi ! Göz göze geldiği KENDİSİ ile hesaplaşabilmesi ! 
Düşündüğünü lafı dolandırmadan DOĞRUDAN söyleyebilmesi ! Çekinmeden, hesap yapmadan, korkmadan, eteğindeki tüm taşları ortaya saçabilmesi ! Yalan gerçeklerini bir kenara bırakıp, kokutulduğu KENDİSİ ile yüzleşebilmesi !
Bir tasma ararız boynumuza takmak için. Ucunda da kısacık bir zincir olsun, sağlam bir ağaca sıkıca bağlansın, hayatımız “olmasaydım ne olurdum” sorusuna cevap aramakla geçsin. Ayaklarımızda, Efendimize ait prangalar, boynumuzda tutsak ve rehine yaşamının tezgahından çıkmış tasmalılar, saçımızın aklaşmış tek teline bile dokundurmayacak kadar  boynuna geçirilen TASMA’yı fark etmesi !
Yani o hep ORADADIR ! Bekler, ısrarla bekler, sabırla bekler, fark edilmek için bekler, avucunda sıkı sıkıya taşıdığı gerçekleri ile bekler, parmakları tek tek açacak kudreti içinde bulmanı bekler…  Bizim boynumuza tasma takamadıkları için bizi sevmiyorlar. Peki, sen ne bekliyorsun ?
Sağa sola bakma kardeşim sana diyorum sana lafın çoğu da sana tasmayı boynuna geçirene, bırak artık anlamamazlıktan gelmeyi, hepimiz de köpekleşmeye/susmaya durmuşuz ve köpekleşe köpekleşe köpekleşerek öleceğiz, susmaya devam edersek köpekleşmenin tarihini yazarak...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar