Korkunun ecele faydası var mı?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Korkunun ecele faydası var mı?

20 Ocak 2022 - 10:20

Bilemiyorum ama ben bazı atasözlerinin bir biriyle çeliştiğine inanırım.

Mesela damlaya damlaya göl olur” atasözüyle “Taşıma suyla değirmen dönmez” atasözü çelişmiyor mu? Yine “İki gönül bir olunca samanlık seyran olur” atasözüyle “İki çıplak bir hamama yakışır” atasözü birbiriyle çelişmiyor mu? Çelişiyor ama biz çelişkilerimizle yaşamaya alıştırıldık.

Tamam, anladık “Korkunun ecele faydası yok” ama ölümden korkmayan insan var mı? Neyse ben bu başlıkla bir başka konuya girmek istemiştim. Uzatırsak yazı yön değiştirecek. Aklımdakini değil de başka bir şey yazmış olacağım.

Biz konumuza dönelim.

Günü birlik çarşıya uğruyoruz, pazara uğruyoruz. Malum burası küçük yer. Rastladıklarımıza selam verip hatır soruyoruz. Zaman buldukça da ayaküstü de olsa hem memleket meselelerini, hem de memleketin sorunlarını konuşuyoruz.

Yıllardır Lefkoşa'da yaşıyorum.  Az çok kendimce bölünmüş yurdumun bölünmüş başkenti Lefkoşa’yı her yönüyle bilenlerden biri olduğumu da söyleyebilirim. Derinlemesine olmasa da bu yarım şehrin ticaretini de ekonomisini de siyasetini de yine az çok bilenlerdenim.

Bırakın bu günleri 70 - 80 öncesini de, 80 - 90 ve 2000 li yılların sonrasını da gördük yaşadık, yaşıyoruz. Ama bu günlerdeki gibi bir ümitsizliğin, bir karamsarlığın, yarından emin olunmayan bir dönemin yaşandığını ben hiç görmedim.

İnanın insanlar çok karamsar ve umutları kırılmış durumda.  Bu kentte işsizlik almış başını gidiyor.                                  İşe girme imkanı artık bir ümitsizliğe dönmüş durumda. İş yapabilme, yeni bir iş kurabilme imkanları zaten çok sınırlı.

Bu kent kaderine terk edilmiş gibi, küçük esnaf daha da küçülmüş, iş yerini kapatanlar var.  Ama kentimiz çok çok hızlı büyüyor. Onun içinde ticari hacim sınırlı kalıyor. Genişlemiyor, çünkü işgal reji müsaade etmiyor.

Dışarıdan gerçek yatırımcı gelmiyor ama Türkiye'den Organize bir şekilde destek ve teşvikler de verilerek TC kökenli sözde yatırımcılar geliyor. Yerel yönetim olan belediye de sınırlı imkanları ile topluma yardımcı olmaya çalışıyor.

Ulaşımın olmadığı yere zaten yatırımcıyı çekmenin imkanı da yok. Gerçi bu konuda elde olan eskimiş araçlarla özel taşıma şirketlerinin gayretlerini görüyoruz ama yeterli değil.  Lefkoşa ve Gönyeli'de alt yapı dediğimiz eksikler olduğundan,  sıkıntılar yaşanıyor.

Açıkçası geldiğimiz nokta da genelde ülkemizde yerelde Lefkoşa ve Gönyeli bölgeleri her kış aylarında yaşanan sel felaketleri nedeniyle kötü dönemini yaşıyor. Diyeceğim odur ki, bu günler geçer geçmesine de nasıl geçer, deler de geçer ama.

Asıl sıkıntı da bunca olumsuzluğa rağmen bu kentte olağan üstü bir korkunun, olağan üstü bir baskının olduğu da hissediliyor.  Kiminle konuşursanız konuşun içi dolu. Ayak üstü de olsa dünyanın şikayetinde bulunuyorlar. Sahibimiz yok diyorlar. Derdimizi anlatacak kimseyi bulamıyoruz diyorlar. En ufak bir şey yapsak polisten, elçilikten korkar duruma geldik diyorlar. Konuşmaktan korkuyoruz diyorlar. Onun için de ancak iki bir arada konuşabiliyoruz diyorlar.

Bunu söyleyenler daha çok canı yanan başkentin sol ilerici kesimidir.  Ben sizi anlamıyorum. Hem bittim diyorsunuz, hem de sorunlarınızı anlatmaktan çekiniyorsunuz.  O zaman sizi kim duyacak? Anlatmazsanız sorunlarınıza sıkıntılarınıza kim çare olacak? Sizi temsil ettiğini söyleyenleri önünüze düşürün hakkınızı arsın.

Daha olmadı çıkın konuşun. Susmakla düşündüklerinizle yaşadıklarınız çelişmiyor mu? Korkunun ecele faydası var mı?  Atın üzerinizden korkularınızı ve memleketinize de başkentinize de sahip çıkın bu da mücadele ile olur. Benim mücadele yöntemim değişti"ARTIK BOYKOTTUR" karlıyım.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar