Korkuyu ve üzüntüyü bırak yaşamaya bak diyorlar
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Korkuyu ve üzüntüyü bırak yaşamaya bak diyorlar

06 Ağustos 2020 - 07:58

BÖLGEMİZ VE YURDUMUZ PATLAYICI MADDELERLE DOLUYKEN

Üzerine düşüp endişelendiğimiz olayların gerçekleşme şansı nedir? İçinde bulunduğumuz bu uğursuzluklarla dolu 2020 yılında herkes bir şeylerden endişeli ve sürekli olarak korku, endişe iye izliyor yaşananları, üzülüyor. 

Korkudan, üzüntüden, günlük hayatına devam edemeyen ve hayatı kendisine zehir edenler bile var. Kimi maddi sıkıntılar nedeniyle hayatını devam ettiremeyeceğinden endişe ederken kimisi de ansızdan bir kazaya kurban gider miyim derdindedir.

***

Zor, ama çok zor günlerden geçiyoruz ve bu zor günler kimsenin omurunda bile değil. Kimi insanımız işsiz kalmaktan, evine ekmek götürememekten endişeli. Kimi işini kaybetmekten dolayı korku içinde.  Kimi  her şeyin daha kötüye gideceğinden endişeli. İnsanlar haksız mı?

Yığılan ve çözümü konusunda kimsenin kafa yormadığı, uğraş ortaya koymadığı, bu sorumsuzlar arasında, kimi insanımız yakalandığı hastalığın onu öldüreceğinden endişeli, korku içinde bir yaşam ve bu duruma, herkes üzüntü duyuyor. Bütün bunları ben mi çözeceğim?

Mutlu ve müreffeh "KKTC"de ekonomik nedenlerden dolayı, evlenmek için canını dişine katanlar, evlendikten sonra gerçeklerle yüzleştikleri zaman, evliliklerini devam ettiremediklerinden ve boşanmanın ucuna geldiklerinden dolayı, stres ve üzüntü duyuyor.

***

Çocukluğumuzdan başlayarak bu yaşımıza gelene kadar, çevremizdeki insanlar daima bir şeyler söyleyip şikayet ediyor ama şikayet konusu ne ise onun değişmesi ve düzelmesi için mücadele vermiyor. İnsan oğlunda yerleşen bu durum bizi sürekli olarak korkuya sevk edip, endişelendiriyor.

Siz, biz, onlar, kendimizle, kendinizle baş başa kalıp düşündüğünüzde  korkup endişelendiğiniz her şeyin kendi başına düzelmeyeceğini anlaması gerektiğini, anlayacaksınız. Hayatımızda zor işler yapmak zorunda kaldığımız zamanlar şimdilerde ağırımıza gidiyor değil mi?

Ben askere 15 Temmuz 1974 yılında gittiğimde kendimi istemediğim bir savaşın içinde buldum. Bu savaş benim savaşım ve mücadelem değildi ve ben kan ve insan cesetleri arasından geçerken sürekli olarak korkuya kapılıp endişe duyuyordum.

***

Ben çok dikkatli bir insan olsam da çevremdeki askerler dikkatli değildi. Sorumsuzca hareket içinde hareket edenler vardı ve savaşın içinde cephaneliğin daha salim bölgeye nakledilmesi boşaltılması, talimatı aldık, kamyonlara yüklenip gönderileceği yöne doğru yola koyulduk. Bu yol başka yollara benzemezdi ve öyle de oldu.

Kendimi istemediğim bir savaşın içinde buldum demiştim ya, aniden sağımızdan solumuzdan bombalar yağmaya başlamıştı. Cephaneliğin yeni yerine gittiğimizde gençler içi mühimmat dolu sandıkları taşıyacaktı ve sandıklarını taşıyan bilgisiz askerler kazayla elinden düşürür diye çok korkmuş endişelenmiştim.  Mucize mi desem yoksa şansım yaver gitti mi desem canımızı zor kurtardık.

Yaşları daha çocuk denecek yaşta olan gençler hayatı ciddiye almayıp alay ediyorlardı, gençler,oyun oynamayın burası oyun oynanacak yer değil. İşinizi ciddiyetle ve düzgün yapın, çalışırken konuşmayın diye uyaran bendim. Sigara içmesinler diye çakmak ve sigaralarını dahi almıştım.

***

İnsana değil de savaş makinelerine ve cephaneye para yatırmanın bedeli çok ağır oluyor.        Daha geçen yıl 'KKTC’nin turizm kenti Girne, Çatalköy'de askeri bölge içindeki cephanelik patlaması sonucu koruluk alanda başlayan yangın, mühimmat deposuna sıçramış ve mühimmat deposunda art arda yaşanan patlamalar endişe yaratırken, bölgede bazı otel ve evlerde hasara yol açmıştı.

Hala izleri duruyor, yaralar da sarılmış değil ama askeri ve sivil makamlar şow yapmaya devam ediyorlar. O cephaneliğin ve ya diğer cephaneliklerin artık bu adadan sökülüp atılması gerekiyor dediğim zaman kızıyorlar, küplere biniyorlar.

***

Afyonkarahisar’da askeri cephanelikte el bombalarının tasnif işlemlerinin yapıldığı sırada meydana gelen patlamada 25 asker yaşamını yitirmişti. Ölen askerler vatan için şehit mi oldu dediniz? Bu patlamaya neden olan bombaların 1936-1937 yıllarından kalma olduğu ve artık tüketilmesi gerektiği bilinen gerçeklerden yalnızca biriydi. 

Baksanıza 76 yıllık bombalardaki metal yorgunluğu ve yıpranmanın da bu patlamaya neden olabileceği ihtimali vardı ve öyle de oldu. 25 insanı katleden bu bombaların yeni nesil patlayıcıların aksine, ateşleme sistemlerini üzerlerinde barındırdığı söylenmişti. Patlayan cephaneliklerin sayısını unuttuk artık yeter.  Lübnan'daki patlamadan sonra gördüğüm manzara sonucunda aklıma bunlar düştü ne yapayım.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar