Kötü günler henüz başlamadı
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Kötü günler henüz başlamadı

23 Mayıs 2018 - 07:22

Ekonomide görünümün giderek bozulduğu şu günlerde, diğer kıtalardan bir kıpırtı gelse Türkiye’de sert bir etki hissediliyor. Türkiye'den "KKTC" de nen bu tutsak adaya ufak bir esinti gelse deprem değil " Tsunami" etkisi yaratır. Ne var ki depremin kendisi, içeride yapılan açıklamalardan, ekonominin yönetilemez hale geldiğini ortaya koyan müdahale başarısızlıklarından kaynaklanıyor. Dolar ve avrodaki tablo ortada. Dolar ve avro üzerinden borçların ve ithalat maliyetlerinin tırmanıyor oluşu, bu durumun borçluların aleyhine işleyişi bir yana, kısa vadede enflasyona dönüşeceğinin de altını çiziliyor.

Türkiye 400 milyar doları bulan borcunu ödeyemeyecek duruma geldi. Bunun yaratacağı kriz en çok Fransız ve İtalyan bankalarını vuracak. Global kriz Türkiye'nin iflasıyla tetiklenecek. Ekonomik kriz 'tehdidi' ile seçim kazanılabilir mi? Hükümetin elindeki “istikrarı koruma” kozu, AKP’nin alternatifsiz olduğu durumlarda seçmenler tarafından “satın alınırken”  ironik bir şekilde- yeni getirilen seçim sistemiyle birlikte alternatiflerin de olabileceği olasılığının artmasıyla bu koz etkisini yitirebilir. 

Bu şartlarda sürekli olarak uzatılan OHAL’le birlikte uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, Türkiye’nin notunu yatırım yapılamaz (çöp) seviyesine indirdi. Seçimi kim kazanırsa kazansın Türkiye iflasa sürüklenecek.  Neden? 2011 yılından itibaren hep savaş koşulları, baskı ve anti demokratik uygulamalarla yönetiliyor ve bu yönetim anlayışı dünyanın tepkisini çekerek siyasi ve ekonomik bunalımların yaşanmasına vesile olur. Batan, batırılan bu ülkede bunun müsebbipleri yine seçim kazanabilir mi?  Zorbalar kazanırsa daha kötü günlerin yaşanacağı aşikardır. Hep beraber 24 Haziranda göreceğiz. 

***

Ekonomik gelişim huzur ister, demokrasi ve insan hakları ister, bunların kötüleşmesi ekonomi,yi de batırdı demokrasiyi de bitirdi.                                                                                                                                                                           Türkiye'de 24 Haziran'da gidilecek Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerinde Erdoğan- Bahçeli AKP - MHP dikta heveslileri galip gelmesi durumunda artık bir daha seçim olmayabilir, bir dahahiç kimse hak arayışı için yollara çıkamaz, bir daha halkın önüne sandık gelmeyebilir, ülke Suriye, Irak, Afganistan, Libya gibi olabilir. Bunun olmaması için bu seçimlerde "tamam" denmesi gerekiyor.

Azerbaycan’da, Türkmenistan’da tek adam rejiminin olduğu her yerde ve bu tek adamların her seçimde yüzde % 95 kazandığına tanık oluyoruz . Bu tek adam yönetimi altında olan ülkelerde hak, hukuk adalet aramak, emekçiler için hak talep etmek yasaktır.  İşte Türkiye öyle bir mecraya doğru götürülüyor. Bunun olmaması için bu seçimlerde mutlak surette TAMAM denmesi ve ülkenin karanlıklara sürüklenmemesi gerekiyor.

***

Aday göstermedikleriyle değil, aday gösterdikleriyle konuşulan tek parti HDP. Sanatçısıyla, sosyalistiyle, sivil toplum aktivistiyle, insan hakları savunucusuyla, farklı etnik, mezhepsel ve dinsel kökene sahip adaylarıyla zengin bir liste oluşturmuş. Elbette bu başarılması çok güç bir işti, nitekim kırılanlar, üzülenler, aldığı sözün tutulmamasından yakınanlar oldu. Bu da kaçınılmaz sonuçtu. Sonuç olarak bu tartışmalar çok kısa bir süre içerisinde unutulur, sadece partilerin iç hesaplaşma konusu olarak karşımıza çıkar.

Şu anda bizi bekleyen çökmüş bir ekonomi, bitmiş bir hukuk devleti, düşünce ve ifade özgürlüğünün tümüyle ortadan kalktığı eşitsiz, adaletsiz bir ülkeden aydınlık bir çıkış yolu geliştirmek. Aslında şimdi önemli olan daha kritik bir seçeneğe karşılık bulmak; ya diktatörlük ya demokrasi! Yoksa arkası “ laylaylom”.


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar