Malum yaşadığımız çağ çok hızlı.
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Malum yaşadığımız çağ çok hızlı.

15 Eylül 2021 - 09:54

Malum yaşadığımız çağ çok hızlı.

Yetiştirip ayak uydurmak çok zor.

Arkamızdan koşturan koşturana roket hızı ile.

Evdeki sorunlar, iş ortamındaki sıkıntılar, patronların tutumu, çocuklara sırt baş, okul kıyafeti, kırtasiye, okuldaki diz boyu sorunlar bir de her şey para  ve her şey çok pahalı, tutsak alınmış bir ülke ve her kafadan dırdır…

Bunca şeyin arasında durmaya, dinlenmeye zamanınız var mı? Ya da doğru soru sabrınız var mı bütün bu sorunların çözümünü beklemeye? Hani derler ya ağır çekim yaşamaya bazı şeyleri yürek ister.

Bizi provoke edenlerin beklentisi ne olursa olsun, isyan boyutuna getirse de biz insanoğlunu sabrımızı yerinde tutan gerçek tutkaldır bizim ağır başlı oluşumuz. Bizdeki dengenin karşılığıdır esasen. Yanlış yapmaya meyilli kişilere sabrımız ama, ‘bekle, hele bir dur ‘ diyerek uçlara savrulmamızı engeller koca yüreğimiz...

Her gecenin bir sabahı, her kışın da bir yazı olduğunu unutmadan sabırla beklemek gerek. Yaşanan bu düzende her neyi gerektirirse gerektirsin, siz durup bekleyin sabırla güzel günleri. Bekleyerek gelecekse hep beraber göreceğiz.

Onun için her zaman derim ki hani halk arasında hep söylenir ya akıl yaşta değil baştadır denir ama bence aklıda başa getiren yaş aldıkça yaşanan yaşanmışlıklardır. Ölümler, ayrılıklar, krizler ve her gel-gitlerle dolu yine de ömür çekilemez gerçek dost olmadan.

***

Kimileri getirilir, çöreklenir başımıza, kimileri gider en başında. İster elli beş yaşında ol, ister onbeş Önemlidir işte yanında kim var, ilk düşüşünden son kalkışına kadar kim tutar elinden seni o encan dostundur.

Her ne kadar günümüzde harcansa da bozuk para gibi dostların, makama, şana ve şöhrete değişilse de vefa, gün gelip çıkarlara tercih edilse de inancımı hala sürdürüyorum işte. Bana dinozor deseler de

Yaşadığımız çağda en büyük lüks ne araba, ne ev, ne yatlar ne de lüks villalar, bence çıkarsız dost sahibi olabilmektir. Ansızın çalan telefon, ucunda ‘ ben varım ‘ diyen çıkarsız sestir, sıcacık dumanı üstünde bir kahvedir, bir kahvedir hatırı kırk yıl kazınan.

Varsa yanında gerçek dostların kaybetme…

İyi ki varsının” karşılığıdır  o gerçek dost….

İncitme, kaybetme, yok etme ve sen de değişme…..

Gerçi ister yirmibeş seneni ver ister yirmibeş dakikanı yetmiyor, istersen ömrünü ver bazen gerçek dostunu anlamaya yetmez işte. En ummadığın anda duvara da çarpabilirsin …Hayat de geç ….Hiç ummadığın anda o dost yine çıkar karşına, Dostun…

Yürü senden olmayanın üstüne, Güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat arkana sakın hiç bakma, kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de ama sen yine de unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama hedef değişmez. Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.

Dostum, yollar yürümek içindir. Fakat şu gerçeği de hiç unutma, yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir hedefe. Bu adayı bölen tel örgülerle çevirdiği açık hava hapishanesini kendisine zindan edip volta atanları,

Yürüyüşün uzun ve yolun dikenli olduğunu görünce, yoldan geri dönenleri, yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve hedef üzerine kalem oynatanları, ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu şerefini satanları, yanlış önderlere kızıp yolu satanları göreceksin…

Göreceksin dostum…

Aldırma, yürü.

Herkese özgür yarınlar dilerim.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar