Meğer bunlar mezara kadar değil pazara kadar solcu imiş!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Meğer bunlar mezara kadar değil pazara kadar solcu imiş!

28 Aralık 2021 - 12:55

Aklımda deli soru, saat,sabahın en erken saati 02.10,uykumu kaçıran bir soru geldi aklıma,Ocak seçimlerde boykot,UBP’ye yarayacaksa ve sandığa gitmeyenler,gizli UBP’liyse,nasıl olur  ama ,benim bildiğim,boykottan en fazla oyu alacak olan parti yararlanacak,eeee hani sen tek başına hükümet hedefliyordun,hiç olmazsa en çok oyu sen alacaksın????Demek boykot UBP’ye değil sana yarayacak niye kızıyorsun boykotçulara????Bence teşvik etmelisin!!!!!

Statüko lugatımıza girdikten sonra ve düzen partisi kavram-sözcükleri üzerinde epeyce düşünmüştüm. Sonuçta statükonun da, düzen partisinin de kullananın konumuna göre değiştiğini, dolayısıyla görece olduklarını görmüştüm. Yaşadığımız pratikler de bu gerçeği ortaya seriyor.

Bu ada yarısı için statüko ve düzen partisi kavramlarını kullanıyoruz ya güçlerine gidiyor. Peki ama biz hangi bağlamda kullanıyoruz, politik bağlamda mı, ekonomik bağlamda mı, bürokrasi açısından mı yoksa ideoloji açısından mı?

Çok iyi düşünmek zorundayız. Neden? çünkü bu sözcüğü seçimlerinde kullananlar statükoyu, yıkacağız, değiştireceğiz demekteydiler. Bu sözcüğü biz kabaca kullanamayız,birine iftira atmak için de kullanmayız!

Statükonun bu ada yarısında imza attığı başarılarını inkár etmek mümkün değildir. Zaten, statüko en çok kendini ve gücünü inkár edenleri ham yapar, yutar. Her ne hikmet ise; statüko en çok eskinin sıkı devrimcilerini devşirmeyi çok sever. Hani eski tüfekler dediklerimizi!

Bunlar önce statükoya kafa tutarlar, ‘‘tek yol devrim’’ diye atar tutarlar, sonradan kulu kölesi olacakları devleti önce yıkmaya çalıştıklarını sanırlar, sonra da statükonun elini öperler. Bir devrimcinin statükoya teslim olma süreci şu şekildedir:

Önce devrimci arkadaşlarını satarlar, muhbirlik yaparlar. Bu gayret statükonun gözüne girme sürecini teşkil eder. Daha sonra yavaş yavaş devrimci-Anavatancı olurlar ve nihayet bugüne dek kim oldukları bir türlü anlaşılmış olan işgalci güçler ile işbirliğine girerler!

* * *

Sonradan statükonun sözcülüğüne, köşe yazarlığına veya taşeronluğuna soyunan yeni yetmelerin ortak özelliği, hayatları boyunca gerçek solculardan yüz bulamamalarıdır.Bunlar siyaset yaparlar, ama toplumdan icazet almayı bir türlü beceremezler.

Ya son anda minderden kaçar, ya da % 25 oy almalarına rağmen utanmadan veya sıkılmadan adına parti dedikleri ucubelerin başında oturmaya devam ederler. Yeni yetme tüfekler toplumdan icazet alamazlar, ama statükonun icazetini alma konusunda hüner sahibidirler.

İlginçtir, nice keskin geçinen devrimci solcu geçinenler, sonradan askerin postalını cilalama konusunda uzman olmuştur. Statükonun kendine benzetme konusunda hünerine hayran olduğum örnek bir çok solcu geçinenlerin yaşadığı değişimdir.

Ben ‘‘bu statüko herkesi dönüştürür, ama  genç siyasetçileri değiştiremez’’ diye düşünürdüm.                     Ancak, statüko ne kadar iyi bir stratejist ki, hem Talat’la başlayan statükoyu yıkacağız çıkışları hem onu Erdoğan’a teslimiyetle kalmamış arkasından gelenleri de ayni yola sürüklemişidir

* * *

Dörtlüde başbakanlık sandalyesine yapışan, yapıştığı sandalyeyi bir türlü aklından çıkartmayan, o sandalyeden ancak ve ancak rejimden ağır darbe yiyerek zor bela kopartıldığı için statükocularısiyaset yapmakla suçluyor.

Bu cümleden sonra her şey tersine dönüyor. Muhafazakârsınız! Evet ama neyi muhafaza ediyorsunuz? Statükocusunuz! Evet ama neyin değişmemesini istiyorsunuz? Bu sorular ekseninde vereceğimiz yanıtlar politikanın kesinlikle tutucu olamayacağını, tersine, evrimci, değişimci, bilimci, rasyonalist, çağının çağdaşı olması gerektiğini gösterir. İyi ama her türlü ‘‘toplumsal’’ ve ‘‘insancıl’’ nitelikleri karşısına alan vahşi-liberal-kapitalizmin yandaşları hangi statükoya karşı?

Eğer sistem toplumsal ve insancıl değerleri hiçe sayacaksa, ister statükocu olsun, ister statükomacı, canı cehenneme! Şimdilerde, İslamcı istilaya karşı, politik düzlemde statükocuysanız, düzen partilerinden yanaysanız, demek ki çağınızın çağdaşısınız!

Kapitalizmin ve sermayenin politik-askeri hakimiyetinin korucubaşları, devrimci muhalefeti de  “statükoculuk” korkuluğuyla susturmaya ve etkisizleştirmeye çalışıyorlar. Ancak bu paslı-kirli propaganda fazlasıyla çürük ve eskimiş durumdadır.

Ben,  bu çıkarcı seçmenden yemeye hazırlandığı tokat sonunda bir nebze olsun utanır ve parti başkanlığını bırakır diye umarım. Bekleyip göreceğiz, çok kalmadı.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar