Miyavvv! diyen kedi korkuya kapılıp kaçtı, ya insanlık?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Miyavvv! diyen kedi korkuya kapılıp kaçtı, ya insanlık?

21 Ocak 2021 - 03:30

Ve yazdıklarımız, çizdiklerimiz bir yerde var olan tüm gerçeklerin aslında tümü de muhalefet partilerinin perde arkasına sakladıkları ve söyleyemedikleridir. Yani perdenin arkasındaki, yani bizim garagöz ve hacıvatı perde gerisinde durup da oynata Ankara'daki Erdoğan rejiminin  maskesini düşürüp gerçekleri topluma aktarıyoruz.

Ya da ağır aksak aktarıyor diye düşünüyorum. Yani bizim sözde muhalefeti, körleştiren, sağırlaştıran, ve olup bitenleri normalleştiren davranışları karşısında hepimizin bıktığına inanıyorum. En azından benim konuştuğum bir çok insan da benimle ayni fikirdedir.

***

Doğrusu sistem denen o korkun yönetimin ülkemde örgütlediği, siyasi partileri, dernekleri, medyasıyla, medyaya yerleştirdikleri sözde gazeteci ajanları ile, "İti- Mit" mensupları ile yaparken bizleri de kurulan bu çarka vida olmamız  isteniyor.

Evet ben ve benim gibi düşünen yazan konuşan nesli tükenmekte olan yerli yazar çizer de ortada bir yığın sorun dururken, dile getirdiklerimiz sanki da havanda su dövmek gibi kalıyor orta yerde. Doğrusu bizim da yaptığımız bir yerde anlamsız kalıyor.

Mesela bir şeyleri yazarken kaç kez siliyor, baştan yazıyorum, sonrasında da varsa imla hataları derken, gerçekleri perdelemeden ve saklamadan, dedim ya bizim muhalefetin yaptığı gibi değil neyse o aktarmaya çalışıyorum.

***

Oysa hakikat yalnızca bizim burada gördüklerimizle sınırlı mı? Evet yalnızca kuşatma altında olup biteni görmeden, duymadan ve konuşmadan geçen günler mi? Hepsi bu mu, elbette değil, mesela Türkiye'de haberlere konu olan ölümleri konuşalım.

Aman ülkesinde aç insan yoktur diye nutuk atan Sultan Erdoğan ve teşkilatı kendi şatafatlı yaşamlarından dolayı göremedikleri ve önceki gün çıkan bir habere göre Kadıköy’de soğukta yerlerde yatan bir vatandaşın ölümü tamamıyla gerçeğin ta kendisi idi yarattıkları yeni Türkiye'nin.

Ve hala karşımda fotoğrafı duran ve insanlığın şaşkın bakışları arasında çöpleri karıştırarak gıda toplayan bir kadının fotoğrafı ve görülüp tanınmasın diye çöp bidonuna yarı beline kadar gömülüp çöpten karnını doyuran o meçhul kadın sizi rahatsız etmiyor mu?

***

Gerçekler sokakta, caddede, her yerde buyken yaşamın kendisini mi dönelim, o zorba konuşuyor konuşturuyor ve açlığa ne ise ama soğuktan donarak gelen ölümün güzelleştirmesi, yani kötülüğün, zorbalığın hikâyesi olmuyor, çünkü mesele her ne ise yaşıyor, yaşanıyor.

Devam edersek, mesela soğukta donarak ölenler varken, İstanbul Valiliği sokakta yemek dağıtımını yasaklıyor, sebep mi tabii ki sağlıklı değilmiş. Sonrasında çöplerde gıda bulmaya çalışan yoksullar sokağa çıkamıyor, çıkınca mı tabii ki ceza kesiliyor. Cezalandırıyor, dindar ve kindar adam...

Doğrusu acıların çocuğu bir film karakterimiz çok, öyle ki dalga geçeriz yaşanan filmleri nasıl izledik diye fakat bugün gerçeği yaşanıyor. Ne garip bir ülke, bir yanda askıda ekmeğe muhtaç insanlar için siyasi partiler kampanyalar yapma gereksinimi duyar hale gelirken, öte yanda bayatladı diye her gün çöpe atılan milyonlarca ekmek...

Her zamanki gibi acaba buradan yiyecek olarak ne bulabilirim umuduyla bir çöplüğün yanına yaklaştı kadın  ve ya çocuk. Tam çöpün kapağını açıp çöpün içindekilere yönelecekti ki Miyavvv! diyen kedi korkuya kapılıp kaçtı, ya insanlık? Yaşamak, bıkmadan usanmadan ve yeniden başlamalı direnişe, insan gibi yaşam mücadelesine.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar