RADİKAL BİR DÖNEME GEÇİLMELİ
Kazım Denizci

Kazım Denizci

RADİKAL BİR DÖNEME GEÇİLMELİ

27 Mart 2020 - 04:00

Sıkıcı da olsa mevzuumuz yine koronavirüs. Spekülasyonlar, dedikodular, komplo teorileri ve tartışmalar sürerken, koronavirüs de hızla bütün dünyaya yayılıyor. İnsanlar bir yandan hastalığa karşı korunmanın çarelerini ararken diğer yandan virüsün sorumlularını arıyor. 

Dünyaya hızla yayılan Koronavirüs (Covid-19) salgınında, vaka sayısı gün geçtikçe çoğalarak artıyor. Hasta sayısının artışına paralel olarak, konu ile ilgili komplo teorileri, sahte haberler ve asılsız iddialar da internet ve sosyal medya aracılığıyla yayılıyor. Bir çok ülke olağanüstü hal ilan ederek, hastalığın ilerlemesini engellemeye çalışıyor. 

İnsanın doğaya saldırısının bir ürünü olan ve dünya çapında dayanışmayla, hep birlikte yenilebilecek Korona salgını karşısında egemenler kendi meşreplerince politikalarını geliştiriyor. Elbette İtalya gibi eli ayağına dolaşanlar da var, fakat en genelde sermayenin temsilcilerinin gelişen krizi kendi genel stratejilerini bozmadan, fiilen savaş ekonomileri uygulayarak, geniş halk kesimleri ve doğanın üzerine yıkmakta.

Şu ana kadar somut olarak hastalığın tedavisine dönük bir ilaç ise bulunmuş değil. Virüse dair mitler ise internette, sosyal medya ve forum sitelerinde artış göstermiş durumda. Diğer taraftan ise bazı ülkelerde salgına dair haberlere sansür uygulanması, iktidar ve hükümetlere olan güvensizlik, komplo teorilerinin ve yanlış haberlerin artmasına zemin oluşturmuş durumda. 

Koronavirüs ile birlikte ise kapitalizmin yarattığı sosyo-ekonomik tartışmalar, yeni dünya tartışmalarını da arttırdı. Krize yönelik komplo teorileri dışında, toplumsal korku ve panik ise gözle görülebilir hale geldi. Salgın ve peşinden gelen kaotik durum, yeni dünya tartışmaları, toplumsal korku, salgınla birlikte artan toplumsal denetim söz konusudur.

Uzmanların tarif edilen ama aslında bilim insanlarının ve doktorların müthiş emeğini hiçe sayan bir sürü kişi, öngörülemez bilgi kirliliğiyle, bu küresel salgının (pandemi) boyutlarını panik havasında işliyorlar. Özellikle medyanın içinde olduğu bilgi ağı içinde komplo teorilerinin güdükleştirici ve kısırlaştıran sorumsuzluğunun (ABD Çin’i, Çin ABD’yi suçluyor) tuzağına düşmemek gerektiğini belirtmeliyiz.

Egemen iktidarlar korkuyu, paniği bilerek ya da bilmeyerek egemen medya üzerinden yayarlar. Burada çok bariz şekilde korku üzerinden bir despotik sistem tasarlanıyor. Zaten şuan bunun içindeyiz. Virüs sadece yaşlı insanları, sağlık sorunları olan, sağlıklı ve genç insanlar arasında sadece birkaç kurbanı olan insanları öldürdüğü söyleniyor.

Panik tam da burada korkularla oynanarak işe yarıyor. Yani sınıflandırma yaparak, işsizler, göçmenler, yaşlı insanlar ve zaten daha öncesinde kronik hastalığı olan insanlar, sokakta yaşayan insanlar, dezavantajlı insanlar ölecek deniliyor. İşte denetim burada başlıyor. Korkuyu yoğunlaştırma, yönetme ve despotik bir sultaya olan ihtiyaca toplumun inandırılması.

Mesela ulus-devlet, sınırlarının kapatılıp içe kapanılması. Ya da faşizmin sıradan bir şeymiş gibi Çin’den çıkmasından kaynaklı, ırkçılığın bütün Asya halklarına yönelik linçe dönüştürülmesi. Avrupa’da çok kültürlülük fantezisi buraya kadarmış. İnsanlar Çin Lokantalarına artık eskisi gibi gitmiyorlar. Ölecek başkaları varsa, şuan ölmesi beklenenler ile bu sistemi depresyona sokanlar tasnif edilerek… 

Mesela yeni dönemin Nazilerinin toplumsal çekiciliği öneriliyor: Az karışmış “temiz” toplum, küresel olmayan ülke sınırları, ulusun kaderini belirleyecek siyaset önerileri vs. Bütün bunlar bu korku üzerinden, ödenecek emekli maaşlarının kesilmesini sağlayacağı gibi, tıbbi maliyetlerde patlamalara (savaş stokları gibi), hizmet sektörünü daha güçlü kılmaya yönelik ya da sosyal hizmetlere yönelik kapitalist hırsı da örgütleyecektir.

Şuan konuşan yöneticilere baktığınızda saf topluma dair stoku öneren ve daha genç bir ulusu kurmayı öneren, hijyeni öne çıkaran, insanların genel korkularıyla oynayan ve zayıf ülkelere karşı hayatta kalmak için göçün engellemesini arzulayan güçlü milliyetçilikleri de ateşleyebilir. Bir arkadaşım şunu diyordu, “artık hastalar, yaşlılar, ‘engelliler’ ve tabii ki göçmenler bu yeni sağlıklı toplumda yer almayacaklar, belirli bir süredir yürürlükte olan yeni Nazizm'e hoş geldiniz!”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar