Muhalefetimiz yetmez ama statükoya evet diyorlar
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Muhalefetimiz yetmez ama statükoya evet diyorlar

17 Ağustos 2021 - 08:06

"Barış", “Demokrasi”, “Özgürlük”, “Eşitlik” isteriz demek yetmez.
Oluşan havuz medyasına bakıyorum, yapılan haberlere, yazılanlara ve yorumları gördüğüm zaman bende mide bulantısı yapıyor, kusuyorum. Neye bakacağız; “ bu kuklaların” dediklerine mi, yoksa sokakta gördüğümüz gerçeklere mi? Eğer biz “ATANMIŞ KAYYUMU” dinler, “ KUKLA HÜKÜMETİN” söylediklerini benimsersek ülkede her şey tıkırında gider demektir …
***
Erdoğan tarafından atanan “KAYYUM” sistemi iyi işliyor, Ekonomik beklentiler söylendiği gibi, uçuyoruz, tüm bunlar doğru mu?  Sokak “yalan” söyler mi? Özellikle “ATANMIŞ KAYYUM”…
Çarşıya pazara gidip dört kişilik bir aile için gerekli olan harcamayı belirleyen, hangi aylık kazanımın “açlık sınırı” olduğunu söyleyen, tüm bunlara karşın, “Hala asgari ücret belirlenecek”  iki defa ayni koltuğa atanan bakan Koral Çağman “asgari ücret” açıklamalarında “ne olması” gerektiği konusunda açıklama yaparken “emekçiyi” yoksulu hala oyalamaktadır!
***
Burada “Mutluluğun” tanımını geçmişte birkaç kez irdelemiş, kısaca “bireyin gereksinimlerini karşılaması” denilebileceğinin de altını çizmiştik. Patronları, bankaları kazançlı kılarken…
Adaletin olmadığı hukukun çiğnendiği özgürlüklerin gasp edildiği bir bu ada yarısında yaşamaktan dolayı pişmanım zaten elektrikler da kesik, asgari ücret le de yaşanmadığından dolayı çalışan büyük çoğunluğu işsizliğin, doyumsuzluğun içerisine sürüklerseniz, burada “mutluluk” olmadığı gibi, “sağlıklı” bir toplumdan da söz edemezsiniz. Buna bir kaçını daha eklersek, sağlıklı ekonomiden, sağlıklı gelecekten, sağlıklı bireylerden de söz edemezsiniz!
***
Esnaf “KUKLALARIN” aldıkları talimatlar gereği uyguladıkları acımasız ekonomik politikalara karşı sandıkta hesap soracağız demekte ama esnafın da bir kısmı bu rejime çanak tutanlardan değil mi? Hani geleceğimiz aydınlıktır “ışık” göründü, diye desteksiz atan bu ahlak yoksunu yerli siyasiler çarşıdan, pazardan hangi gereksinmelerini karşılıyorlar? Onlar avantadan ranttan geçiniyorlar. Ne bankaların kazanç büyütmesi, ne faizlerin düşmesi, ne de “iktidarın” oldu/bitti sevinçleri “alım gücü” her gün biraz daha yiten yurttaş için “anlaşılabilecek” konu değil. Çünkü “gereksinmesini” karşılayamayan da yurttaş, büyüyen “mutsuzluğun” bir parçası olan da yurttaş!
***
Bu topluma yapılanlar artık yetmedi mi? Tümümüz de artık yüzümüzü bütünüyle topluma dönmeliyiz. Birbirimizle barışçı, şiddet içermeyen, sükunetle, dostça, kardeşçe konuşmalıyız. Bağırmandan, yargılamadan, ötekileştirmeden geçmiş hataları sorgulamadan, yaraları kaşıyıp kanatmadan “Gelin bir dertleşelim diyebilmeliyiz
Sevgi ve saygı çerçevesinde daha iyi bir yaşam için ortak bir dil bulalım” diyerek başlatmak zorunda olduğumuz bu birlikteliği hayata geçirmeliyiz. Yapılan açıklamalarda vurgulandığı gibi "Barış", “Demokrasi”, “Özgürlük”, “Eşitlik” isteriz demek yetmez. Bu değerlerin ülkede yaşayan herkesin hayatına neler katacağını topluma anlatmalıyız.
***
Bizler ‘Eşitlik’ derken neyi kast ettiğimizi, ‘ortak akıl’ derken neyi amaçladığımızı, barışın, demokrasinin, özgürlüğün; insanların ekonomisini, yaşamını nasıl etkilediğini anlatmalıyız. Gerekirse geçmişe ilişkin hataları kabul etmeli ve sıhhatli bir zemine adım atmalıyız.
Toplumsal hayatta Eğitimdeki felaket tablosunun, bilimde, sanatta, teknolojideki geri kalmışlığımızın, yoksulluğun… Bütün sorunlarımızın nedenleri üzerine kafa yormalı ve ortak çözümler bulmalıyız.
Topluma, faşist Erdoğan iktidarının ve buraya atadıklarının vaat ettiği cennetin sahte olduğunu, gerçek cennetin ancak barış ve özgürlükte olabileceğini ispat etmeliyiz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar