NASIL ÖFKELENMEZ İNSAN
Kazım Denizci

Kazım Denizci

NASIL ÖFKELENMEZ İNSAN

27 Kasım 2019 - 08:02

2 yıl önce 7 Tem 2017 - Crans Montana'daki görüşme masasını deviren iki delinin kuyuya attıkları taşı çıkartmak için iki yıldır yoğun uğraşlar verilmektedir. Başta BM Genel Sekreteri Guterres ve ekibi iyi niyetle uğraşarak Berlin'de alınan bu sonuca imza attılar. Sonunda geldiğimiz yer BM parametreleri...
İsyan, öfkelenmekle ile ortaya çıkar, çünkü öfkelenen insan aktif olur ve öfkelendiği durumu değiştirmek için harekete geçer. Hessel, Nazilere ve Fransa’da Vichy rejimine karşı verdikleri mücadeleye değinerek, bu mücadele kültürünü yeni kuşağa aktarmak istiyor.
Hessel, Toplumun başına gelebilecek en kötü şeyin umursamazlık olduğunu aktarıp, dünyanın giderek politik açıdan karmaşık olduğuna her ülkenin birbiriyle direk ve çakışan bağına yani küreselleşmeye değinerek genç jenerasyon için öfkelenebilecek iki konuya açıklık getiriyor ve sivil itaatsizlikle mücadelenin başarılı olabileceğini, devrimci şiddetin alternatif bir düzen yaratamayacağını vurguluyor. İşte bizim burada da yapmamız gereken isyan ederek dış güçlerin geleceğimizi ipotek altına almalarını engellememiz gerekiyor.
***
Anasının izinde giderek eksiklerini tamamlama gayreti içinde olan bir yavrusu var bu ada yarısında. Kadına yönelik artan her türlü şiddet, çocuklara yönelik artan cinsel tecavüz, göçmen işçilere yönelik ırkçılık ve başlı başına Türkiye'de Kürt halkının, Kıbrıs'ta Türkçe konuşan Kıbrıslıların karşı karşıya kaldığı tekçi devlet sorunu, çalışan kesimin sınıfsal sorunları gibi alt konular ile öfkelenecek birçok konu mevcut. 
Kıbrıs konusu Erdoğan diktatörlüğünün insafına terk edilmişken ve diğer tüm konular ezilen, sömürülen yok sayılan varlığımızın buluştuğu bir platform ile daha güçlü gündeme gelmesi gerekirken bizler ne yapıyoruz, nelerle uğraşıyoruz? Öfkemizi taleplere dönüştürüp değişik mücadele biçimleri ile enternasyonal arenaya taşımak mücadeleyi başarılı kılmak için oldukça önemlidir. Peki mümkün mü? elbette mümkündür ve çaresini sokakta aramalıyız.
***
Sokak protestoları, dünden bugüne insanlığın kullandığı en eski eylem biçimidir. Sokaklar; sosyal hareketlerin, politik yapılanmaların ya da bir grubun kendi amaç ve görüşleri doğrultusunda seslerini duyurmanın etkin alanlarıdır. Yani yerleşik algının tanımlamadığı sosyal problemleri ve alternatif çözüm yaklaşımlarını kamuoyuna aktarmanın alanlarıdır sokaklar.
Sokaklarda ne kadar görünür olunursa; politik - sosyal gelişim ve değişimlerde o kadar etkili olunur. Sokak eylemlerine devletin yaklaşımı, o devletin demokratik ve politik haklara yaklaşımıdır. Sözgelimi bir basın açıklamasında bir araya gelen öğrencileri ve ya hak arayan işçileri onlarca polis abluka altına alıp demokratik politik haklarından men ediyorsa, orada devletin otoriter yüzü ile karşı karşıyayız. Otoriter devletler sorgulayan, alternatif anlayış geliştiren her türlü sosyal hareket ve yapılanmayı kendilerine karşı tehdit olarak görürler.
*** 
Muhalefetin gelişmemesi için medya üzerinden kitleyi yönlendirirler. Ancak muhalefet, sosyal bir gerçeklik olarak otoriter devletin karşısında her zaman var olmuştur. Devlet baskı ve yasaklamalar gibi zor yöntemlerine başvurarak kısa vadeli kendi iktidarını sağlama alma endişesine girer. Burada iktidarın gücü bir yanılsamadır, çünkü sosyal hareketler bir dönem bastırılabilir. 
Ancak sosyal sorun var olduğu sürece, başka bir dönem protestolar yine patlak verir. Bu durum devlet ile muhalif kesimler arasında sokak savaşı olarak kendisini gösterebilir. Bu farklılıkların demokratik haklar temelinde buluşması ve birlikte hareket etmesi otoriter devletin kısa vadeli kazanımlarını tersine çevirebilir. Sokakta var olmak, bugün oldukça önemlidir. Bu tarihsel ve güncel örnekler üzerinden sokakları geri kazanmak gerek. Ve bu kazanım, farklılıkların bir araya geldiği dinamizm ile ortaya çıkacaktır. Özellikle barış ve emek cephesine, sadece ekonomik haklar temelinde değil demokratik haklar temelinde büyük bir rol düşmesi gerekiyor bu süreçte.
Unutma ve hatırla, hatırlat 'Saraylar saltanatlar çöker, kan susar bir gün zulüm biter. Yaseminler, karanfiller, Feslikanlar, Menekşeler de açılır üstümüzde, leylaklar da güler. Bugünlerden geriye bir yarına gidenler kalır, bir de yarınlar için direnenler.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar