Bir mücadele yılı olur mu 2021?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Bir mücadele yılı olur mu 2021?

02 Ocak 2021 - 04:39

Kıbrıs'ın kuzeyinde, bütünden kopartılan yarımda adına seçim dersek değil kayyum ataması ve hükümet desek de atanmış memur kadrosu kurdurdu, kötü adam Erdoğan... Sessizliğe bürünen seçim mağlupları biz muhalifleri de hayal kırıklığına sevk etti. 

Korkaklara inat mücadele, daha da kararlı mücadele etmekten kaçınanlar yenilmenin olağan, makul, doğru, kanıksanmış bir hal olmasını, daha iyi yenilme fikrini asla benimsemedim, benimsemiyorum.

Biliyorum, akıllı telefonların ekranlarında ya da yazışmalarda görünen tarihin son hanesinin değişmesi, sıfırken bir olması, başka değişikliklerin alameti olamaz. Üstelik geçtiğimiz süreç, gelenin gideni aratması etrafında şekillenmiş durumdadır.

Yeni dedikleri ama eskisinden farklı olmayacağı şimdiden belli olan, yeni yıldan, gelecekten ne bekleyebiliriz? Bu salgından, pandemiyle ilgili beklentileri bir kenara koyuyorum çünkü bizim gibi sıradan insanların iradesinin bu kadar etkisiz olduğu bir alanda söz söylemek zor ve anlamsız geliyor.

Biliyorum ama kolay da olmuyor, onu da biliyorum, bir araya gelmek, gerekiyor diye boşuna yırtındığımızı anladığım için, birlikte hareket etmek sıradan insanların en önemli gücüyken ve cesaretin bulaşıcılığı dahi bir arada mümkünken bedel ödeme cesaretini, umutlarımızın odağına koymasak mı acaba?

Evet bu iş çok zor, bu işi yapabilenler “biz” olarak yola çıkmak çok önemli ve çok değerli insanlarla, bu yola inanarak çıkmak herkesin harcı değil, kolay da değildir, zaten sonucu da yanlış anlaşılabilecek cümleler kurmasak mı?

Sıradan ama en ön sıradan insanın, özündeki muazzam gücü ortaya çıkaracak, ülke koşullarını değiştirecek beraberliği, yaygın kullandığımız adıyla örgütlülüğü, yaratmaktan “korkmuyoruz” diye değil de, “korkacak bir şey yok” diye düşünsek daha iyi olmaz mı?

Umut yerine umutsuzluk üretenlerden değilim ama umut da, geçmişten değil gelecekten ve bugünden çalınır, değil mi? O yüzden mücadele, daha iyi mücadele ile umut etmekten yanayım.

Ben yenilmenin çok normal, makul, doğru, kanıksanmış bir hal olmasını, daha iyi yenilme fikrini benimsemiyorum. Bunun devrimci değil "TESLİMİYETÇİ" bir tutum olduğunu, bizi özeleştiriden alıkoyduğunu, toplumsal bir karşılığı olmadığını düşünüyorum.

Bence yenilgiden, mağlubiyetten, öğrenilir, hatalar, eksikler ve yapılan yanlışlar, tekrar edilmemek üzere tespit edilmeli ve bizim yenilgi üzerine konuşmamamız, yenilgiyi kabul etmeme gibi bir anlayışım hatta huyum vardır.

Her zaman söylenen bizim, ödediğimiz ağır bedeller var, siz ne yaptınız ya diye sırıtmak yenilgiyi yenilmek olmaktan çıkarmıyor. Bu öyle olmuyorsa başka türlüsünü denemek gerekir. Muhalif bir değişiklik ya da yeni ihtiyaçların karşılanması, sorgulanması, temel sorunun sorgulanması anlamına gelmez.

Tam aksine, ezilen yığınlar nezdinde görünür olan yenilgi halkın, yenilgiyi tanıyacak sezgileri vardır ama sorgulanmadıkça temel nedenlerin sorgulanması sonucunu doğurur. Ama çok akıllı, demokrat, toplumcu, bir takım adamların "DAYANIŞMACI" bir değişim sağlamayacağını da gördük.

Toplumun umudu olmak istiyorsak, (toplumun parçası olduğumuzun bilincinde olmanın yanı sıra) “hesabını soracağız” sözleri vermeyi bir kenara bıraksak. bunları vaat ya da umut olarak yüklenmesek. tarihte küçük bir yer alsa da, hepimizin hayatında büyük etkisi olacak.

bir yerden başlayalım, yolumuza çıkıp tökezleten taşların çoğu zihnimizde, onları ayıklayıp yolumuzu açalım. dilek, umut, vaat ederek herkese geçmiştekilerden daha iyi bir mücadele yılı diliyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar