Nihayetinde, korktuğumuz yerdeyiz
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Nihayetinde, korktuğumuz yerdeyiz

26 Ocak 2021 - 03:26

Kendi üstüme yazayım da birileri alınıp laf sokuşturması8n, çünkü ben ve bencil olanların işi budur.  Bir bakıma her gün bu düzenin ayakta kalıp yaşamını sürdürebilmesi için inanınız bilerek ve isteyerek bir tuğla da biz koyarak destek veriyoruz.

Kapitalizmi, liberalizmi acımasız militarist düzeni örgütlü mücadeleyle yıkmadan, çelişkilerle yüklü bu yaşamdan kaçış yok. Gündelik yaşamın her aşamasında etrafımızı saran, dolaylı ve dolambaçlı yollardan zihnimizi kuşatan, bir bakıma bu düzenin sürmesine de katkı yapılıyor.

***

Kimliğimizi, kişiliğimizi, benliğimizi teslim almak için hiçbir alanda boşluk bırakmayan bir düzende yaşıyoruz ve yaşatılıyoruz. Gözlerini bu düzende açmış olan ancak ona teslim olmamış, bununla yetinmeyerek yeni bir düzen arayışının bir parçası olmuş herkes bu düzenden az ve ya çok sorumludur

Adamızın dört bir yandan kuşatılmışlığını yaşamında hisseden kaç kişi kaldık bilmem ama gördüğüm odur ki bu kuşatılmışlık her geçen gün biraz daha daraltılan bu abluka koşulları nedeniyle insanda bazen köşeye sıkışmışlık ve yılgınlık, bazen öfke ve isyan duygularını uyandırır.

*** 

Başkası adına konuşmam ama bende adeta olduğu gibi isyan dalgaları tsunamiye dönüşüyor ve başlarım geriden günümüze gelerek bu günler için katkı koyanlara ver yansın etmeye. Okuduğum ve üzerine saatlerce tartıştığım, düşlediğimi toplumsal sistemle her başlıkta zıt bir düzende nefes alıp vermek yıpratıcı oluyor.

 Bu durum benim içimi acıtıyor, eziyor olabilir. İşgal ve kuşatma koşullarında yaşamak, onu bünyesinde ortaya çıkmış bütün kirlenmişlikler, toplumsal yozlaşma, bir biçimde sinirlenmeyi de beraberinde getirir.

Bazen insanlar, kendilerini düzenin bozucu, çürütücü etkilerinden korumak için farklı düzlemlerde alternatifler geliştirmeye, ortaya koymaya çalışırlar. Belirli, tarım ürünlerini kendi imkânlarımızla yetiştirmek, işgalcinin dayatma süreçlerine çomak sokmak adına savunurum.

***

Belki onu yıkamaya gücüm yetmez ancak ruhumu satmadığımı kendime ve çevreme göstermek gibi bir zorunluluk da ihtiyacı duymam. Düzenin yarattığı cahil, zorba ve köktendinci insan tiplemelerinin toplumsal yaşama giderek daha fazla egemen olması, çoğumuzu kızdırabilir, beni kızdırdığı gibi.

Peki, sadece benzer dünya görüşlerine sahip olduğumuz insanlarla görüşmeye, sosyal ilişkilerimizi tartışıp bir çıkış yolu arayıp bulmaya dahası benim bu günlerde bir arkadaş grubuyla çıkış yolu nasıl buluruz diye iter.

***

Arkadaşlarımın çoğu benim gibi din ile işi olmayan, ateisttirler, Alevidir veya solcudurlar ve  bu zalim ve barbar kukla işbirlikçi partiye oy verdiğini bildiğimiz akrabalarımızla görüşmeyerek, sürekli olarak bayrak edebiyatı yapan, dini paylaşımları yapan arkadaşlarımı sosyal paylaşım ağı Facebook’tan engelleyerek onları gözümden uzak tutmaya çalışırım.  

Bütün bunlara ek olarak sokakta, caddede ve ya başka yaşam alanlarında istemeyerek de olsa insanların konuşmalarını, bu konuşmalarda geçen asap bozucu, önyargıları, hakaretleri duymak bir o kadar daha bu düzenin çanak yalayıcılarına olan kızgınlığını artırıyor.

***

Söylemin maddi bir gücü olduğunu, her gün yeniden inşa edilen toplumsal ilişkileri şekillendirdiğini bildiğimiz için dilimize özen gösteririz. Kadınları, eşcinselleri, engellileri ve sayısız grubu rencide etmemek adına sözcük dağarcığımızdaki pek çok sözcüğü rafa kaldırır, birini incitmemek adına bazen susmayı tercih ederiz.

Televizyonun üzerindeki bir karış tozun, internetten yabancı dizi izlemeye başlamamızın, sadece kendimize yakın hissettiğimiz haber sitelerini takip etmemizin nedeni sayısı iki elin parmağını geçmeyecek tanıdık yüzler gördükçe rahatlarız.

Bu düzenin değişmesi gerektiğine ikna olmuş toplumsal kesimlerin içe kapanmaları ve yalnızlaşmaları. ‘Kuşatma ve işgal koşullarından kaçmak’ için çevremize öreceğimiz duvar bir biçimde düzenle değil yaşamla aramıza girmeye başlar. Nihayetinde, korktuğumuz yerdeyiz, kuşatma altında.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar