O iki yüzlü, riyakar, dönekleredir sözüm
Kazım Denizci

Kazım Denizci

O iki yüzlü, riyakar, dönekleredir sözüm

18 Ağustos 2021 - 11:34

Anti-demokratik her uygulama bizim itirazımız olacaktı değil mi? Belki bizim cenahtaki ‘zübüklerin’ bu ada yarısındaki anti-demokratik icraatlarını görmezden gelirken ya da o icraatlara göre hesap yaparken, konum alırken hiç düşünmedik bu gün yaşadıklarımızı değil mi?

Olay bizim burada olursa suç sayılmaz yahut görmezden gelinir. Bir şekilde hasır altı olması, çok hızlı gerçekleşir. Tıpkı muktedir işgalcinin yaptığı gibi değil mi? Bu işlerde asker söz konusu olduğu zaman çok önemlidir , hemen teoriden pratiğe geçilir, talimatlar uygulanır.

***

Konunun merkezinde güya demokrasi ve çoğulculuk var arkadaşlar. Eşitlik var, halklar ve haklar var.                            Konun merkezinde emek var arkadaşlar, bedelini ödemek, biat etmemek, boyun eğmemek, sorgusuzca onaylamamak var. Konunun merkezinde dürüstlük var, sağduyu, halka dost olmak, ekmeği- tuzu bölüşmek var.

Uzun lafın kısası Sosyalizm var... Konunun merkezinden uzaksanız, ona istediğiniz kadar ekler, isimler takın ya da ona farklı bir şeymiş gibi bakın. İşin merkezine bakmadan, özüne dokunmadan etrafından dolanmanın, kıvırmanın, kafayı kuma sokmanın zamanı geçti.

***

Sosyal demokrat, demokratik solcu, ulusalcı ne kattı bizim hayatımıza? Koca bir hiç... Değişen dönüşen bir şey gördünüz mü? Zora giremezler, sıkıyı görünce sıvışıp mücadeleden kaçıyorlar. Kanaması durdurulmuş bir toplumsal yara mesela, var mı?

Yok... Peki, gerçekten demokratik mi her şey, toplumcu mu, dokunuyor mu topluma? O da yok... Hepimiz sahanın kenarından ya da tribünlerden taktik anlatıyoruz, güzel de, koşturup terleyen forvete bir yudum su veren yok.

***

Sen gel kenara terleme sırası bizim diyen yok... Nasıl olacak? Sahaya şöyle bir çıkıp on dakikalığına tribünlere oynayanları saymıyorum. Sahaya inmeli, koşmalı terlemeli, presler yapmalı, ataklara çıkmalı. Sürekli defans bir yere kadar be gardaşım.

Bakın, 20 yaşına gelmiş bir genç düşünün... Akıl kavrama ve düşünme olarak tüm bu genel durumun içinde ve başka türlüsünü bilmiyor, düşünemiyor, sorgulayamıyor... Anlatmak gerek herkese, söylemek, söyleşmek gerek...

***

 Sözü demir gibi işleyip, ışıltısını güneşle bir yansıtmak gerek yalanla beslenen yarım akıllara.                                     Dedim ya hani, attığınız desteksiz atışlara ve yalanlara değil, ülkesizliğime ve sizlerle birlikte kardeşlik teranesiyle yaşamaya mecbur bırakılma hikayelerine kahrederim.

Ama şunu bilin ki isminizin geçtiği her yerde kusacağım. Adınızı duyduğumda büyük bir nefretle, yere tükürerek yüzünüze bakacak, aşağılık çıkarcılar olduğunuzu hatırlatacak, yüzünüze çarpacağım. Hele ki o aydın geçinen iki yüzlülerinize.

***

Hele ki o riyakar, dönek hümanist geçinenlerinize...

Ahmet Arif’ in dediğince, dağlar gibi yoğrulurken yalan hamurları, ne kadar ihtiyaç var, doğruları söyleyip sesini yükseltenlere biliyor musunuz?

Çarşılar kurudu. Fabrikalar, atölyeler huzursuz, para eriyor cepte, yoksullaşıyoruz. Maaşlar erirken vergiler ve zamlar katlanıyor, emeklilik mezara kalmış ve demagoji malzemesi olmuş... Anlatmaya gerek var mı daha?

Bu günler gelir geçer de, bu dar günde üzerine düşeni yapmayanlar, yani kendini toplumu düşünen muhalif sayanlar, kamuflaj yapmayı iyi becerenler asla unutulmaz be dostlar. Bunu da buraya yazalım, tarihe notumuzu düşmüş olalım.

Dostlukla kalın.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar