Olmazsa olmaz
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Olmazsa olmaz

18 Aralık 2018 - 08:51

‘Kendine saygı duyulmasını istiyorsan başkasına saygı göster!’ herkes yaşam içerisinde mutlaka bu cümleye bir kez şahit olmuştur. Günlük yaşamımızda pek çok kez kullandığımız veya beklediğimiz saygı, başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu, inceliğini olarak da tanımlanıyor. 

Saygı, ilişki içinde olan birey veya kurumların (örneğin dinlerin veya ulusların), birbirlerinin ilgi ve tutumlarının farkında oldukları, yapıcı bir davranış tarzını benimsedikleri olumlu bir duygu ve tutumdur. 

Diğer yandan saygı; genelde felsefenin, özelde ahlâk felsefesinin ilgi gösterip incelediği kavramlardan birisi. Başta Immanuel Kant (1724-1804) olmak üzere felsefenin ilk dönemlerinden çağdaş zamanlara kadar çok sayıda düşünür saygı kavramı üzerine çeşitli felsefi görüşler öne sürmüştür. 

Konfüçyüs, “Sana yapılmasını istemediğin şeyleri başkalarına yapma” sözleri milattan önce 500’lü yıllarda söylemiş. Bu söz günümüzde de geçerliliğini koruyor. Konfüçyüs saygı kavramını içereceğini ise şöyle tanımlıyor: “İdeal insan, özel yaşamında ciddi, kendinden üstündekilere saygılı, halkla ilişkilerinde iyiliksever ve adildir.”

Göz ardı ediliyor

Saygının pek çok düşünsel problemler arasında yer alan ayrımcılık, mahremiyete, kültürel çeşitlilikte, yaşam çevresinin korunmasına ve sürdürülebilirlik gibi çeşitli olgularla ilişkisi ve etkileşimi var. Her ne kadar saygı zaman zaman kibarlık veya görgü ile eş anlamlı kullanılsa da bunlar birer davranışken saygı bir tutumdur. 

Davranışlarda görülen kültürler arası farklılıklar ve aynı davranışın farklı kültürlerde farklı anlamlar taşıması sonucu zaman zaman kişiler tamamen kendilerine dair unsurlardan veya dışa dönük çeşitli davranışlarından dolayı, saygısızlık kastı olmasa da saygısız olarak tanımlanabilirler. ‘Saygı’nın, terim olarak en çok kullanıldığı yer kişiler arası ilişkilerdir.

En çok da göz ardı edilen de yine kişiler arası ilişkilerdir. Egosal tutumlar, yargılar, beklentiler içinde olmak saygı tutumunu ortadan kaldıran başlıca nedenler olarak tanımlanabilir. Saygı yoksunluğunun dez avantajları ise kişinin kendisine zarar veriyor, bu kişiler genel olarak karşındakini anlamaya çalışmayan, dinlemeyen, kendi kalıpları dışındaki insanı dışlayan, ve sonra bunun travmasını yaşıyorlar. 

İnançlar, kabuller, yargılar, düşünceler ile zihinsel duyarlılıklar ve yükümlülükler gibi bazı bilişsel unsurlar içerir. Bunlara duyguları, yaşamsal deneyimlemeyi, güdülenmeyi ve eyleme geçme istekliliğini de ekleyene bilir. 

Kişiler arası saygı, somut veya soyut cansız varlıklara yönelik saygı ile özsaygı gibi tartışılması gereken çok fazla konu var. Aynı bağlamda saygı türlerini ve bunlar arasındaki farklılıkları da tartışılabilir.

Doğarken saygılıyız hatta beş yaşına kadar hem özsaygımız hem de çevremizdekilere son derece saygılı bir tutum içinde olabiliyoruz. Ancak diğer tutumlarımızda olduğu gibi bu tutumuzda da dış etkenler bizi şekillendiriyor. Dış faktörler olmazsa çocuklar, özsaygılarını, masumlukları, doğallıklarını yıllarca koruyabiliyor. 

Farklılıklarımızdan tat almayı, önyargısız yaklaşmayı, insan haklarını, iletişim yollarını, insana insan olduğu için değer vermeyi, hayvanların ve doğanın yaşamının birer parçası olduğunu unutmadan yaşamak her birey için daha saygılı bir yaşamını getirir. 

İnsanlar tek başına yaşayamazlar, yaşamlarını sürdürebilmek için başkalarının varlığına gereksinim duyarlar. Başkalarıyla birlikte yaşama, başkaları tarafından kabul görme, arkadaşlık, sevme ve sevilme gibi sosyal ihtiyaçlar insanlar için önemlidir. Bu ihtiyaç çift yönlü bir ihtiyaçtır. 

Kişisel gelişim açısından saygı; tutum ve davranışlar olarak önemli bir bireysel nitelik sınıfında kabul edilir. Yaşamın var olduğu her alanda saygı olmazsa olmaz insan tutumudur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar