Onu yazma, bunu yazma!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Onu yazma, bunu yazma!

09 Haziran 2021 - 09:08

Bir yerlerde ‘‘özel hayat’’ denilen bir şey varmış ve bizler o özel hayata müdahale etmişiz öyle mi? Değil mi? Bazı özel şeyler anlatılmazdı. Yaşayan kişiler arasında kalırdı. Esprisi bile yapılmazdı. Havada asılı ya da yüreklerde saklı kalırdı. Başkalarının eline geçerse, herkes kapıyı açıp içeri girebilirdi.

Hafife alınmamalı, Türkçesi, hiçbir şart altında cılkı çıkarılmamalı! Aksi olduğu takdirde taraflardan biri kırılırdı. Çünkü yaşananların, üçüncü, dördüncü kişilere anlatılması, o paylaşılanların büyüsünü bozar, yeryüzüne indirir, kamulaştırır, genelleştirirdi. Üstelik o ‘‘borazan’’la bir araya gelen o diğerini de anasından doğduğuna pişman ederdi!

***

Hem organize bir şekilde yapılacak yeni ve çok özel vatandaşlarımızın da bir önemi, değeri kalmazdı. Değil mi ama? Herkesin ortak olduğu sıradan bir "KKTC" kimliği alma haline dönüşürdü. İçerde olanların yardımı ile organize edilen bir ilişkinin güzelliği, şifresinde saklıydı. Şifre çözüldüğünde, o ilişki de deşifre olurdu.  Ama bütün taraflar açığa çıkmak zorunda kalırdı. Bize yuh olusun bütün tarafları ortaya çıkaramadığımız için, inanınız bun ben de çok üzüldüm.Bu da hiç hoş olmazdı.

***

Biz ekip olarak ne suç işlemişiz be abiler farkında bile olmadan, o da bizim için çok fena bir şeydi, çünkü istemeden özel hayatına girmiş olduk. Yani ne imiş? Özel hayatın gizliliğini ‘‘Deşifre’’ etmişiz. Ben bu işlerden oldum olası hoşlanmıyorum. Dahası ‘‘Şifreli ilişkiler’’ yaşamayı hiç de tercih etmiyorum.

Herkes her şeyi nasıl ‘‘genel’’ yaşamak zorunda değilse, ‘‘özel’’ de yaşamak zorunda değil. Üstelik ‘‘sessizlik’’ nasıl bir korunma mekanizmasıysa bazen ‘‘konuşmak’’ da öyle. Hatta avazının çıktığı kadar bağırmak da öyle olmalıydı. Çünkü böylelikle kendimizi koruduğumuzu düşünüyoruz.

***

Ben derdimi anlatamadım galiba, çok mu şifreli yazmaya başladım? Polisteki dostlara bir danışsam mı acaba, şöyle bir sorunla karşı karşıya gelmeye başlıyorum ve ‘‘Borazan’’ olmakla suçlanıyorum. Yalan! Ben ‘‘borazan’’ değilim. Her şeyi yazıyormuşum gibi yapıyorum ama yazamıyorum. Bana attıklar iftira! Yazmıyorum. Yazmayım mı? Yazarsam da kimsenin özeline giremem ki, zorlamasınlar, yazmadıklarımdan bir roman çıkarırım, görürler günlerini. Benimle de gizli hiçbir şey yapılamıyormuş!

***

Burada oyuna gelmeyeceğim, gizli yaptıklarımı asla söylemeyeceğim. Yazmasam bile mutlaka iki üç arkadaşıma anlatıyormuşum gibi yapacağım ve yine söylüyorum, kimsenin özel hayatına müdahale etmiyorum. Bana ne ama çok ağırıma gitti doğrusu, köpeğe tecavüz ettiği iddia edilen zanlıyı cezaevine gönderdiniz ve ben özel hayata müdahale ettim diye dışarıdayım, olur öyle şey?

Ben altı yılla yetinecek adam mıyım?

En azından on yılı hak etmez miyim?

 

 

Evet böyle bir sorun var. Sorun nereden kaynaklanıyor biliyor musunuz, benim iş hayatımla özel hayatım ayrı değil. Bu yüzden iş hayatımdaki bazı insanları (okurları) ve özel hayatımdaki bazı arkadaşları kırıyorum. Daha doğrusu ortaya böyle bir sonuç çıkıyor. Çünkü benim kendime kurduğum dünyada iş hayatı ayrı, aşk hayatı ayrı, özel hayat ayrı diye bir şey yoktur. Ne yaşıyorsam onu yazıyorum.

Yavaş yavaş her şeye yasak geliyor...

Onu yazma, bunu yazma!

Bana yazacak ne kalacak?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar