ÖRGÜTLENMEDEN SEÇİMİ BOYKOT ETMEK DOĞRU MU?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

ÖRGÜTLENMEDEN SEÇİMİ BOYKOT ETMEK DOĞRU MU?

21 Aralık 2019 - 09:10

2020 Nisan ayında yapılacak toplum liderliği seçimi bu toplumun belki de son seçimi olabilir, ben yapılacak bu seçimi toplumun tükenişini de tasdiklemek olarak da izah edebiliriz son kalan Kıbrıslılara. Yani özellikle 1981'den sonra uygulanan Asimilasyoncu, neoliberal, sağcı, özelleştirmeci politikalar sonucunda bu ülkenin kuzeyinde tarımın ve hayvancılığın, küçük çapta imalatın bitmiş olması ile nüfusun %80 'nin yurt dışında yaşadığını kabul edersek, bu seçime varlık seçimi dememiz hiç de abes olmaz diye düşünüyorum. 
Son 17 yıldan beri Türkiye'de AKP Erdoğan iktidarı ile gelinen bu son eşikte ikilem içine düşen binlerce insanımızın olduğuna tanıklık ediyorum. Kim gelse aynidir, bu ülkeyi ve yönetimi Türkiye tamamen eline geçirdi, hiç birşey yapamayız, gelen gideni aratıyor demekte insanımız.
Kısacası, bu durumun sandığa yansımaması mümkün gözükmüyor. Yani geniş kitlelerin yaşamında en önemli gündemini oluşturan çözümsüzlüğün neden olduğu ekonomik krizin ve toplumu fakirleştirmesinin umutsuzluk yarattığı ve seçimde onların tercihlerini etkilememesi düşünülemez. Her kesin de bunun farkında olduğu ise çok net olarak ortada.  İşbirlikçi kukla yöneticilerin en olmadık yalanlar söylemesi, iftiralar atması, saldırgan, aşağılayıcı ve ötekileştirici dil kullanarak pervasızlaşması, içinde bulundukları tedirginliğin ve paniğin en somut örneğidir.
Ankara ve burada sahaya sürmeye hazırlandığı adayları Toplumun ayağa kalması Erdoğan rejiminin seçimden yenilgi ile çıkması kaçınılmaz bir gerçek olarak önümüze çıkabilir. Çünkü artık bu adada yaşayan TC kökenli oylar da çantada keklik değil. Bu gerçek bu kadar net olarak ortada iken, seçime katılmamayı tartışmak ne kadar gerçekçi bir tutumdur? Yani seçimi örgütlemeden boykot taktiğinin somut koşulların somut tahlilinden çok yanlış bir karar olabileceğini düşünüyorum.
Toplumsal mücadelenin bir aşamasında koşullar sizi zorunlu olarak seçimi boykot etmeye zorlayabilir. Siyasi çizginizi ifade edeceğiniz başka alternatifinizin kalmadığı bir süreç yaşıyor olabilirsiniz. Bir mücadele yöntemi olarak ilkelerinizden taviz vermemek ve mücadelenizi bir üst aşamaya taşımak anlamında seçimleri boykot etmek kaçınılmaz bir zorunluluk olabilir. Bunun örnekleri geçmişte yaşandı. Yazının sınırını çok aşacağı için bu konuda daha fazla detaya girmek istemiyorum.
Ancak içinde bulunduğumuz siyasal konjonktürel durum, boykotun koşullarının olmadığını gösteriyor. Evet küskün olan azımsanamayacak çok seçmen olabilir ancak, her şeyden evvel boykotun kitlesel olarak bir taraftarının olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. 
Bu durumda, istediğimiz gibi bir politik argüman yok diye seçime katılmamak, seçimi boykot etmek, hakim olan tarafa, bir an önce ülke yönetiminden ellerini çekmesini istediğimiz faşist diktatör Erdoğan ve AKP-MHP bloğuna yarar. Bunu görmek için derin siyasal birikime ve analize gerek yok sanırım.
Evet, arzu ettiğimiz gibi oy vereceğimiz bir parti veya aday olmayabilir. Ya da oy vermek zorunda olduğumuz partiyi veya adayı beğenmeyebiliriz. Bu mümkün elbette. Unutmamamız gereken en önemli şey ise, mevcut işbirlikçi hükümetin aylardan beri hayatı çekilmez hale getirdiği ve bunu yapanların da adaylar arasında olduğunu düşünürsek bir ders vermek mümkün olur onlara. Bu gün hükümette olanların ve muhalefetim diyenlerin her şeyden önemlisi geniş kitlelerde gelecek umudunun tüketmiş olmasıdır. 
Sokağa çıkıp sorduğumuzda insanlara sorduğumuz zaman bir kısım rejim yanlısının dışında kimsenin gelecek beklentisi kalmamıştır. Parası ve imkanı olan insanımız malı8nı mülkünü satararak (kendi meşreplerine göre) çeşitli ülkelere yerleşti ve yerleşmenin mücadelesi içindedir hala, çünkü çocuklarını güvenlik, gelecek endişeleri hala daha vardır. 
Evet, dört ay sonrası bu seçimle eğer mevcut işgalci zorba ve katil Türkiye iktidarını geriletebilmeyi başarırsak, belki her şey güllük gülistanlık olmayacak. Ancak ülkede bir cendereden kurtulmanın yolu açılmış olacak. Başlangıç olarak bunun küçümsenecek bir gelişme olmadığını düşünüyorum.
Her şeye rağmen seçimi boykot ederek belki ''vicdanınızı'' rahatlatabilir, egonuzu tatmin edebilirsiniz. Ama mevcut rejimin en azında geriletilememesi sonucu yaşanacak tüm olumsuzluklardan kendinizi sorumlu tutmaktan kurtaramazsınız. Ah keşke dememek için (elimiz titreyerek de olsa) sandığa gidelim ve rejimi ve işbirlikçi tüm adayları geriletebilecek şekilde oylarımızı kullanalım diyorum...
Belki bu görüş ve düşünceyi ortaya atmak size biraz erken gelebilir, ben tartışılıp şimdiden bir karara varabilir miyiz diye başlatıyorum, geniş düşünün ve kararınızı ona göre verin diye, bu seçim son olabilir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar