Örgütlü Olmamız Şart!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Örgütlü Olmamız Şart!

25 Mart 2021 - 10:46

'Biat Eden, Boyun Eğen Daima Kaybeder' yeni umutlar yaratırken yeni şarkılar da lazım değil mi bize? Haklarınızı Bilmek ve Onlar İçin Mücadele Etmek birinci görevimiz olması gerekirken toplumsal muhalefetin öncüleri olarak bildiklerimiz ne yapıyorlar? Kurdukları dar parti görünümlü şirketlerinde kendi çıkarlarının peşinde koşuyorlar.

Hiç bir dönemde olmadığı gibi Korona sonrası döneme dair de genel eğilime bakılırsa, hiç bir projesi olmayan yerli siyasi partilerin ve yönetici adı altında düzenin zevkini çıkaran kuklaların sayesinde kaldığımız yerden devam etme istencimiz de güçlü görünüyor, toplum olarak...

Kıbrıs'ın kuzeyinde rehine alınmış bu insan topluluğu bu günü onursuzca yaşamayı terci ederken, bu tutsak yaşamdan ne zaman kurtulacak? Kaybedecek zincirlerimizden başka bir şey olmadığını ne zaman görüp de kurtulmaya karar vereceğiz?

Bu kabus dolu günler ne zaman geçecek? Bizden sonra gelecek kuşaklar hangi koşullar altında bir hayat yaşayacak? Soruyorlar “Ne zaman ‘normal’e döneceğiz?” sorusu, hep cevapsız kalarak, bize acı gerçeği yüzümüze vuruyor. Hiç beklemeyiniz

Nisan sonu Kıbrıs sorunu ile ilgili görüşmeler yapılacakmış, Cenevre'de, peki ama sorun ne zaman çözülecek? Mayıs sonu mu, Haziran ortası mı? Kasım ayına sarkar mı, yoksa 2021 yılı sonuna dayandıktan sonra 2022 ye oradan da 2023 dayanır mı?

Bütün bunları küçümsemek, alay etmek, gırgır yapmak için değil, aslında yazının başındaki soru ile ilgili aktardım: Nasıl bir dünya ve ülke bizi bekliyor? Bu dünyadan baktığımızda ülkemizin durumu ne olacak? Savaş koşulları içindeki yaşamımız devam edecek mi yoksa, barış yönüne rotasını çevirebilir mi? Belli ki çok farklı rüyalar görüyoruz.                             

***

Komplo teorileri anlamaktan çok açıklamakla ilgilendiği, yanıt ürettiği ve gelişmelere göre kolaylıkla kendisini yeniden uyarlayabildiği için alıcısına cazip görünebilir bütün bu hayallerin süslediği sorular ancak toplumsal gelişmeler bu denli kolaylıkla yanıt üretilebilir olaylardan müteşekkil değil.

Yine Kıbrıs sorununun yoğun olarak gündeme gelmeye başladığı bu günlerde bizi bu ülkenin insanları olarak ilgilendirmesi gerekirken can derdine düşerek sağlık yönünden ülkeyi ilgilendiren çok büyük sorunlar ve gelişen süreçlerden geçiyoruz. Kaç kişimiz bunun farkındayız?

Ülkemizin ve insanımızı güncel sorunlarını elbette çözmek için uğraşmak zorundayız. Elbette sağlık eğitim ve diğer alanlarda var olan projelerimizi hayata geçirmek, bir yurtseverlik görevidir. Gazel okumak, nutuk atmak yerine artık çığ gibi büyümüş olan ülkemiz ve insanımızın sorunlarına neşter atmak zorundayız.

***

Şimdiki işgal ne dünya de çapındaki faşist hareketler ve otoriter yönetimlerden ne de siyaset ve mekanın yeni duvarlar ve gözaltı merkezleriyle fiziken işgal edilmesinden ibaret. İstencin melankolisinde ve kötümserliğinde boğulan duygularımızın, arzularımızın ve hayal gücümüzün manen işgali de söz konusudur.

Bugün yaşadığımız işgal, başka bir alternatif olmadığına, dolayısıyla bir geleceğin de olmadığına yönelik yaygın hisse hatta gerçekliğe dayanıyor. Ve çok korkunç, evet... “Başka bir alternatif yok” düşüncesi, tıpkı bir virüs gibi her yanımızı sarmış durumda. Ve belki de bizi asıl bitiren, bu duygudur.

Karamsarlık duyguları ve karanlığına gömülüp saplanan bu muhalefete karşı “Gerçek anlamda yeni bir siyasal alternatif yaratıp, var olma mücadelemizde öznellik oluşturacaksak, gençlerle birlikte yeni şarkılar lazım değil mi bize?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar