OYUNDAN OYUNA ZIPLAMALAR
Kazım Denizci

Kazım Denizci

OYUNDAN OYUNA ZIPLAMALAR

27 Ekim 2019 - 10:51

Yine kızacaklar ama tartışma “İşgal” üzerine. Lafı çok fazla evelemeye, gevelemeye gerek yok, sen bir ülkeye kaymakam atıyorsan işgalcisindir. Sen bir ülkede senin olan bir Üniversitenin uzantısı olarak faaliyette bulunacak bir  fakülte açılması için kendi resmi gazetende yayın yapıyorsan ve bu kararı o ülkenin yetkilileriyle 2 saniye bile konuşmadıysan işgalcisindir. Sen bir ülkenin bir bölgesinde bahçeli evler yapmaya kalkışıp, o bölgeye de senin seçtiğin insanları yerleştirmek istiyorsan, işgalcisindir.
***
Bu işin savaş olup olmadığı çok tartışılıyor ve oradaki cehaleti dinlemek içler acısı, daha doğrusu ciddi bir mazoşistlik ve işkence ama mesleğim gereği izliyorum. Olan bana oluyor, sevgili eşim Hilal yanıma gelmiş, ben program izleyince bütün kapıları kapatıp beni terk ediyor, acıyarak bakıyor ve neyse ki sabrıma hayran. Son günlerde Türkiye’de onur kırıcı hareketler oluyor. Haklı olarak da herkes Kuzey Suriye meselesi ile, Trump’ın mektubu ile, Erdoğan-Pence görüşmesi ve varıldığı açıklanan malum anlaşma ile ilgili. Bunlar çok önemli konular.Kuruluşunda üç Y ile mücadeleyi hedefleyen parti hangi parti idi, artık hatırlamak bile mümkün değil.
***
Üç Y ile mücadele ne idi? Yasaklar, yolsuzluk, yoksulluk ile mücadele. Haydi hayırlısı Erdoğan ve AKP. Ve şanlı yerli ve milli valilerimiz. Ve şanlı yerli ve milli eğitimcilerimiz. Emin olun, bu berbat yasaklama kararları Türkiye’nin geleceği için Kuzey Suriye meselesinden çok daha önemli. Her fırsatta 'Eyy Amerika…' diye meydan okuyan Erdoğan ve AKP yöneticileri Trump’ın hakaretlerine neden sessiz kalıyor? Yoksa, Suriye'ye yönelik harekâta 'ara' ya da 'ateşkes' konusu tartışılırken yanıt bekleyen bir soru ise AKP'liler tarafından gözden kaçırılmaya mı çalışılıyor.
***
Trump'ın diplomasiye hele de bir devlet başkanına hiç yakışmayacak bir üslupla yazıp Erdoğan'a gönderdiği mektup. Konuya farklı açılardan bakmakta yarar var. Trump mektubu 9 Ekim'de göndermiş. Elbette Saray tarafından bu mektup kamuoyuna duyurulmadı. Dünya ve doğal olarak Türkiye, tam 8 gün sonra Trump söz konusu mektubun birer fotokopisini kongre üyelerine dağıttığında haberdar oldu.
Ardından Türkiye’de isimsiz 'üst düzey yetkililer' kimi yazar ya da ajanslara açıklama yaptı: "Mektubu çöpe attık. Trump'a yanıtı 9 Ekim'de harekâtı başlatarak verdik." Olabilir mi? Olabilir tabii.. Ama...                                                                                                      Birincisi, her fırsatta ABD'ye kafa tutan, "Eyyy Amerika..." diye cümleler kurmayı çok seven Erdoğan'ın eline böyle bir fırsat geçmişken...
Yani Trump'ın hakaret dolu mektubuna "harekâtı başlatarak" yanıt vermişken(!) bunu kamuoyuna büyük bir gururla açıklayıp "kahraman" olmak istemez miydi? Niye öyle yapmayıp da sessizliğe bürünmeyi tercih etti? Malum, bu pek Erdoğan’ın tarzı değil. Bu okuduklarınızdan çok daha fazlası var ama sanırım bu kadarı yeter. Erdoğan mal varlığının incelenmesini ve uluslararası mahkemede yargılanmasını 5 gün daha erteledi, bundan sonrası muamma, çünkü kendisine hakaret edilen bir mektubu 11 gün sineye çeken bir lider var karşımızda, bu süre de önümüzdeki salı akşamına kadardır, olacakları bekleyip göreceğiz.
***
Yaralarını hayat hakkıyla sağaltan ve o yaralarını bir yıldız gibi omuzlarında taşıyanlarız. Çocukların sevinciyle beslenen ağız dolusu gülümsemeyiz. Gözyaşlarını yanağına gömerek acıdan sevince, sevinçten umuda yol alanız. Kahır bizde eskir, üzüntü bizde göğe uzanır. Bıçak attığınızda kan damlamayan duruşumuzla asla işgal edilmeyeniz. Dudaktan çıkıp menziline erişmemiş sözüz.  Şiddetin bir türlü biçim veremediği dünyada dolaşıp duran haklılığız. Çok uzaklara fırlatıp attığınız, bir gün mutlaka yolunuzu kesecek olan barışız. Yeri gelince ölüsünü diriye, yeri gelince dirisini ölüye sayan, kaydı asla tutulmayanız.
Sınırlar boydan boya böler bizi. Hasretin kıymetini biz biliriz, bir gövde olarak gelişip serpilmek bizde hayat bulur kendine. Taşı taş üstünde bırakmayan şiddetinizin içinizden doğrulup gelenler ahlarını bir gün mutlaka kapınıza bırakacaklar. Bu hep böyle gitmeyecek, gün gelecek insanlığa karşı işlediğiniz suçlarınızı alt alta toplayıp, her birinizin payına düşeni bölerek, varsa sevaplarınız onları da suçlarınızdan çıkararak, insanlık meydanında çarpacağız sizin suratınıza. Halk nazarında düşkün ilan edeceğiz sizi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar