Özgür insanlar, konuşur...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Özgür insanlar, konuşur...

01 Aralık 2021 - 10:17

Elbette ülkemin bir suç merkezi olmasını istemiyorum...

İnsan isyan ediyor gencecik yaşamların sönmesine, yaşama hakkının elinden alınmasına. Geride bir daha hiçbir zaman eskisi gibi olamayacak üzgün, kederli ailelerin kalmasına.  Bir çocuğun cesedi bulundu ve tüm umutlar söndü aniden. Ayakta tutan bu ışık da yok olunca, etraf zifiri karanlık oldu bir anda.

Düşün, üç yaşındasın, annene tecavüz eden deden sandığın kişi sana da tecavüz edip kan kaybından öldürürken daha ne olduğunu bile anlamadan melek olup gitmişsin bu eşitsizlerin dünyasından… Kim arar hakkını? Kim geri verir sana hayatını?

Bu vahşette yaşayıp buna susan, kanıksayan milyonların uyuşukluğuna kim son verir? Şarkı söylerken içindeki o dünyanın iyi bir yer olduğuna dair inanç nasıl yeşerir??? #Müslime eşitsizlerin dünyası adına özür dilerim senden. Orası tecavüzcülerin korunduğu bir ülke.

Bugünlerden geriye utançlarımız kalacak, eğer ki dayanışmayı, mücadele etmeyi, empati kurmayı, bencil olmamayı öğrenemezsek. Eğer lanet sistem can çekişiyorsa ölsün ama bizi de kendi çukurlarına çekmesin, çekmesinler.

Başka bir Kıbrıs mümkün. Ben hala, ben inatla, ben sabırla inanıyorum. Ve size bir sır veriyim mi, ben bu yaşatılanlardan hele bu ülke insanına olanlardan çok ama çok UTANIYORUM. Ve bunu unutmam ASLA mümkün olmayacak.

***

Sen ‘dijital zehir’ nedir biliyor musun? Her şeyini tüketince, sonunda, kendi etini bile yiyebilecek hak yiyici kardeşim… Ülkemiz tahrip ediliyor çevremiz, doğamız tüketiliyor… Gıdaların gedooları bilinçli olarak değiştiriliyor… Öldürücü zehirler her yanımızdan bizi kuşatıyor…

Ama sen, hiçbir şeye aldırmadan çocuğunu ‘dijital zehir’le besliyorsun… Ve sırıtıyorsun, kendin gibi diğer sırtlanlarla birlikte… İşte şimdi, tam burada yüzleşmeye hazır mısın bizimle? Sen, bunca çocuğun katili, kendi ruhunu bile satmış, satana satmış, sonunda satanı da satmış kardeşim…

Ey bütün meçhul denizlerin en özgür kulu… Tanrınıza kul olmanın dayanılmaz masumiyeti… Tabiatın en temizi… Suyun, toprağın, ağacın, cennet bahçelerindeki gerçeğin nur kanatları… Senin için işte bu yüzleşme… Gerçeklerle yüzleşmeye çağırıyor…

Örtüsünü kaldırıyoruz haramilerin, haksızlık yapanların, Piramidin üzerindeki tek gözü ile karşı karşıya geliyoruz kötülüğün… İki birleniyor… Yüz tekleşiyor… Kâğıt, kalem ve kan… Kan olmadan yazmıyor bu kalem… İnsan bilemiyor geleceği… Yeniden gerçeğe dönemiyor…

***

Elbette ülkemin bir suç merkezi olmasını istemiyorum...

Elbette, hırlı hırsız, uğurlu uğursuz, her önüne gelenin bir suç çetesi oluşturmasını arzu etmiyorum... Ben salak değilim bu ada yarısında TC istihbaratı için, telefon dinleyeceğini, adam takip edeceğini, her ortamı dinleyebileceğini, evleri gözetleyeceğini de biliyorum...

Sadece Türk istihbaratı değil, Yunan istihbaratı, kimbilir belki alakasız görünen Amerikan, İngiliz, Rus istihbaratları, askeri, polisi her kimse ve neyse bir sürü istihbari telefon dinlemeye takılmanın mümkün olabileceğini de biliyorum...

***

Amma velakin, son yıllarda, dinlenen telefonlardaki artışın, insanlarda huzur, keyif, sohbet, barışçı muhabbet ve en önemlisi hayatımıza keyif veren dedikodu olanağı bırakmadığının farkındayım... Biliyorum ki, “Yanlış işiniz, yasal olmayan faaliyetiniz yoksa dinlenmekten korkmayın diyecekler...

Dinlenmek istemiyorsanız konuşmayın...” yollu yolsuz sözleri hayatı berbat etmekte, anlamsız korkular, ürpertiler yaratmakta, korku imparatorluğunu tetiklemekte, insanlar ‘baskı, tehdit, şantaj mı yapılacak’ korkusuyla kabusgörmektedir...

 

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar