Padişahlığın izinde
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Padişahlığın izinde

03 Temmuz 2020 - 08:00

Ya tuz kokarsa deyimi vardır. Tuz kokmayı ve çürümeyi engelleyen bir maddedir. Tuz kokarsa her şey kokmuş demektir. Adalet de toplumsal yaşamda tuz gibi her türlü kokuya ve çürümüşlüğe çaredir. Dolayısıyla adalet kokarsa orada toplumdan, toplumsal yaşamdan geriye bir şey kalmaz. Bu nedenle adalet her türlü yaşamın orta direğidir. Şimdi Türkiye’de ve "KKTC" de bu orta direk çökmüştür.

Bu aslında ada toplumunun çürümesi, bitmesidir. İnsan hakları ayaklar altına alınarak Adaletin çöktüğü her yerde kafası, eli, ayağı olan canlılar olsa da insanlık kalmamıştır. Çünkü insanı insan, toplumu toplum yapan temel değer barış, demokrasi, insan hakları ve adalettir. Artık ne "KKTC"de ne de Türkiye’de mumla arasan bulunmuyor.

Faşist Hitler Almanya’sında bile Berlin’de yargıçlar, yani adalet varmış, deyimi siyasal ve toplumsal literatüre yerleşmiştir. Bu ülkede bundan sonra adalet var, diyecek bir durum söz konusu olmayacaktır. Bu durum insanlığın dibe vurmasıdır. Dibe vurma her zaman yukarı çıkma, yani isyan gerekçesi olarak görülür.

Gerçekten de Türkiye’de ve yavrusunda mevcut iktidara ve onlara işbirlikçilik yapanlara isyan etmemek için tek bir neden kalmamıştır. Ya da bu duruma isyan edilmeyecekse neye isyan edilecektir? Gelinen noktada artık yeter demek dışında bir sözün anlamı yoktur, kalmamıştır.

Gerçekten de "KKTC" ve anası Türkiye’de ne anayasa, ne de anayasal düzen kalmıştır. Ceza hukukunun meşhur deyimiyle anayasa ilga edilmiştir, çiğnenmiştir, yok sayılmaktadır. Bilindiği gibi en büyük suçlardan biri anayasayı ilga etmektir. Bunu kim yapmıştır? Hileli seçimle cumhurbaşkanı olduğu söylenen diktatör Tayyip Erdoğan yapmıştır.

***

Türkiye'de tek adam diktatörlüğüne bağlı baskıcı bir kurum olarak kullanılan ve muhalif kanalları susturma sopası olarak kullandığı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) TELE1 Tv ve Halk Tv’ye 5 günlük ekran karartma cezası verdi. Verilen karara göre, 5 gün boyunca müzik ve belgesel yayını dahi yapılamayacak, ekran karartılacak.

İki kanal da aynı cezayı bir kez daha alırsa lisansları iptal edilecek. TELE1 TV Genel Yayın Yönetmeni kararın ardından yaptığı ilk açıklamada, “RTÜK, Tele 1 TV ve Halk TV ekranlarını 5 gün boyunca karartma cezası verdi.. Bu Abdülhamit sansürüdür. RTÜK bağımsız değil, iktidarın sopası haline gelen politikleşmiş bir kurumdur. Hiçbir despotluğa boyun eğmeyeceğiz” diyerek teki gösterdi.

Ne tesadüftür değil mi? Bizde de elde kalan birkaç özgür yayın kuruluşuna Türkiye'deki "RÜTÜK" ile ayni güne den gelen cezalar yağdırıldı. Bizdeki yandaş Yayın Yüksek Kurulu’ndan benzer karar ve gerekçelerle açık tehdit yağmaya başladı.

Siyasi atanmışların yönettiği yandaş Yayın Yüksek Kurulu 25 Haziran tarihinde Kanal Sim’de Ahmet Ertaç ve Ali Rıza Altay’ın yapımcısı olduğu “Üçlü Bakış” programında ve 26 Haziran tarihinde Ali Kişmir’in yapımcısı olduğu Radyo Mayıs’taki “Soruyorum” isimli programda konuşulanları toplumu şiddet, terör ve etnik ayrımcılığa sevk eden, toplumda nefret duyguları uyandıran, kişi ve kuruluşları eleştiri sunuları ötesinde küçük düşürücü, zarara uğratıcı, aşağılayıcı veya iftira niteliği taşıyan yayın olarak değerlendirip, uyarı göndermiştir.

Fakat yandaş "YYK" yukarıda atfedilen suçlarla ilgili tek bir kanıtı dahi sunmazken hiç kimse deşiddet, terör ve etnik ayrımcılığa sevk olan ya da toplumda nefret duyguları uyandıran, kişi ve kuruluşları eleştiri sunuları ötesinde küçük düşürücü, zarara uğratıcı, aşağılayıcı veya iftira niteliği taşıyan yayın olarak değerlendirmedi.

Gerçek ise, adamızın kuzeyini kolonize etmek amacıyla Kıbrıs Türk toplumunun düşüncelerini susturmaya yönelik faaliyetler, Ankara'da padişahlığını ilan edentek adam talimatları ile bir bir uygulanmaya konmaktadır.Bütün bunlara sessiz kalarak onay verecek miyiz? mesele budur.

***

Salgından dolayı kapalı kalan iş yerler, üretim alanları açıldıktan sonra yeniden kapanmaya başladı. Koronavirüs salgını nedeniyle zorlu bir süreçten geçen özel sektör emekçileri zorunlu olarak kapalı olması ve Sağlık kurallarının uygulanması açısından kaçınılmazdı.

Elbette üretim başlamalı eve ekmek götürülmeli, taksitler, kiralar ve faturalar ödenmeliydi. Çok doğru ama bu açılımla birlikte  devlet denen mekanizmanın da görevini yapması beklenirdi, sadece şow yaptılar. İşte sanayi bölgelerinde, cadde üzerlerinde, ara sokaklarda iş yerleri üretim alanları kapanıyor. Nerede bu devlet diye soruyor mağdurlar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar