Partiler sokağa kulak verirler mi?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Partiler sokağa kulak verirler mi?

24 Kasım 2021 - 10:40

Seçimler yaklaşırken partilere ve siyasilere akıl verme gibi bir tutum içinde değil mücadelesi içinde olacağım. Çünkü bilelim ki "GÜÇBİRLİĞİ YOSA OY MOY DA YOKTUR" sokak böyle söylüyor.

Ben gazetecilik okulundan mezun olmadığımı daha önce de yazmıştım ama unutanlar için bir kez daha hatırlatayım dedim. Hayat Üniversitesi mezunuyum.  1968 yılında hayat okulunun ilk merdivenlerini inşaat sektöründe boyacı çırağı olarak çıkmak adımı attım.

Gazetede yazı hayatıma 1977 yılında Rahmetli Özker Özgür hocamın teşviki ile başladım. İşçi ve Emekçi sorunları ile başlayıp sonrasında Politik yazılarıma önceleri haftalık köşe yazılarıyla devam ettim.

Bu ada yarısında adına çalışma yaşamımız içinde yaşanılan sorunları ve sosyal güvenceden yoksun çalıştırılan kaçak işçiliği yaşanan hak gasplarını konu yaptığım makalelerim yayınlandı.  Kaçak ve kayıtdışı yaşam üzerine de epeyce yazılarımı gündeme taşıdım.

***

Benim en önemli saydığım konuların başında gelen adamızın dış güçlerin tezgahı sonucu ortasından yırtılması, bölünmesi ve bu işgal koşullarından kurtuluş yolları üzerine de epeye yazılar yazdım.           Ada halklarının kurtuluşunu Rum-Türk ortak mücadelesinde gördüğümü yazmaktan usanmadım.

Kıbrıs’ın kuzeyinde parçalanmış sol ve barış güçlerinin birlikte dayanışma içinde yürümeleri gerektiğini o kadar çok yazdım ki bu birliktelikleri engelleyen kişilerin hışmına da uğradım rejimin hışmına uğradığım gibi.

Sol güçlerin akıl almaz tutumları yüzünden ciddi tutarlı ve sürdürülebilir kalıcı bir barış bloğu dahi kurmayı başaramadık. Seçimlere yönelik olarak kurulan bağlaşıklıklar da her seçim başarısızlığı sonrasında dağıtıldı. YAŞATILMADI.

Denktaş ve UBP hükümetleri yıllarca hep kendisini alternatifsiz kılmak için daha fazla hizmet ettiler Ankara iktidarlarına. Hizmetlerinin karşılığını da her seçim döneminde desteklenerek gerek tek başlarına gerekse de yanlarına bir küçük ortak montelenerek hükümette tutunarak aldılar.

***

 

Hayatımızı harcadık ama Solcuların, demokratların, yurtseverlerin toplumun varlığı temelinde bir güçbirliği ya da birleşememe nedeni her şeyin iyisini ben bilirim kibrinden mi? Kaynaklı olduğunu yoksa partisel çıkarlarını her şeyin üstünde tuttuklarından dolayı mı olduğunu çözemedim.

Peki, ama bu ada yarısında sol ya da çözüm yanlısı güçler birlikte hareket etme noktasında birleşmek zorunda mı? Evet, ayırım yapmadan tüm çözümü ve barışı savunan siyasi yapılar bu ada yarısında birleşmek zorundadırlar. Çünkü burası normal bir ülke yerine a normal bir ülkedir de ondan.

Eğer bir şekilde “GÜÇBİRLİĞİ” gerçekleşseydi şu an toplumun hayatı bu durumda değil de bambaşka bir hayat yaşamamıza sebep olacaktı.  Yeterli miydi? Hayır değildi, ilkeli ve dik duran politikalarında hayata geçirilmesi gerekirdi.

***

Ve “GÜÇBİRLİĞİ” kazansaydı...  Toplum olarak biz de kazandı sayılıyorduk zaten. Muhtemelen “BARIŞ ve ÇÖZÜM” umutları çökmeyecek ve belki de daha da güçlenecekti.  Bunu Ankara’ya rağmen devam ettirebilir miydi o da ayrı bir soru işareti tabii.

Ayrıca toplum liderliği seçiminde alınan yenilgi de topluma vurulan son darbe olarak kalmayıp ardından Erdoğan reji tarafından vurulan diğer darbe ve darbe girişimlerine karşı durabilen oldukça güçlü bir direniş sürecinin başlangıcı olmuş olacaktı diyebiliriz. Bu konuya devam edeceğim ama bilelim ki "GÜÇBİRLİĞİ YOSA OY MOY DA YOKTUR" sokak böyle söylüyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar