PASİFLEŞMEYELİM! 2
Kazım Denizci

Kazım Denizci

PASİFLEŞMEYELİM! 2

16 Mayıs 2020 - 02:00

Kapitalist sistemde biyolojik silah ve saldırılar varlığı kanıtlanmamış yada tarih boyunca hiç ortaya çıkmamış, kullanılmamış şeyler değildirler. Hafızamızı biraz kurcalamak bunun birçok örneğinini hatırlamamıza yardımcı olacaktır. 

11 Eylül saldırısını gerçekleştiren, komple bir adayı biyolojik silah araştırmalarına ayıran, Küba’ya yıllar boyunca, onlarca biyolojik saldırı düzenleyen, Kürdistan dağlarını yıllardır kimyasal silahlarla döven ve Kıbrıs sorunu gibi hukuki temele dayı olan sorunu çözmeyen bir sistemin insanlık dışı böylesi bir şey yapmayacağının kefili olamayız.

Amacım, korana felaketinin kriminal değerlendirme ve takibini yapmak değil. Aksine ortaya çıkan bu durumu ele alışı ve karşı mücadele biçimlerini sağlıklı bir çözümleme üstüne oturtmaktır. Pandemi meselesini sadece doğal bir sağlık meselesi olarak değerlendirmek ve akabinde mücadeleyi sadece koronadan korunma tedbirlerine indirgemek benim açımdan pasif edilgen bir tavır oluştururken, egemenler içinse kesinlikle kabul edilebilir bir hat ortaya çıkarıyor. 

Burjuvazi onlarca emekçiyi sağlıklarını umursamaksızın üretim alanlarına sürmekten kesinlikle hiçbir taviz vermez ve pandemiyi fırsata çevirip, emekçiler için birçok hak gaspını içeren yasalar çıkartırken, Kürdistan’da belediyelere kayyum atayarak Kürt halkının seçilmiş iradesini gasp ederek yürüttüğü savaşa ara vermeden devam etmektedir. Rojava ve Suriye'deki işgal harekâtlarında durmaksızın tahkimat yapmaktadır. 

Devrim güçlerini etkisizleştirmek için pandeminin ortaya çıkardığı 'sosyal mesafe' benzeri bütün durumları sonuna kadar kullanırken, birleşik devrim güçleri yukarıda da belirttiğimiz gibi kapitalist sistemin dolaysız bir sonucu olarak ortaya çıkan bu olayı sadece toplumsal bir sağlık sorunu olarak ele alamaz, böyle bir konumlanmayla yetinemez. 

Salgın sürecinde devletin kitlelere yönelik aldığı ve süreklileştirme çabası içine gireceği aşikar olan sokağa çıkma yasağı, yaş sınırlaması, para cezaları, bölge karantinaları gibi 'önlemlerin' sadece halk sağlığı için uygulandığını ve böyle uygulanacağını düşünmek en hafif ifadeyle saflıktır. 

Kaldı ki kapitalizmin ulaştığı bu aşamada sadece halk sağlığını korumak amacıyla dahi alınacak en etkili yöntem faşist devletin yıkılması mücadelesine hız vermektir. Emperyalist-kapitalist sistemin ve faşist devletin emekçilerin sağlığı diye bir düşüncesi tasası yoktur. Egemenler için korunması gereken tek şey emekçilerin sağlığının hiçe sayılması ve gerektiğinde ölümleri üzerine kurulan bu sistemdir. 

270 binin üzerinde ölüm, milyonlarca işsiz, yoksulluk ortadayken normalleşmenin yavaş başladığını iddia eden faşist rejim, ezilen halkları baskı altında tutmak ve kendi iktidarını sağlamlaştırmak için çıkardığı yasalardan geri adım atmayacak, tam tersi arttıracaktır. Normalleşme denilen sürecin hiçbir zaman işçi sınıfının, emekçilerin ve kadınların lehine olmayacağı açıktır.

Birleşik Devrim Güçleri bu bakış açısıyla kendini ne 'evde kal' çağrılarıyla sınırlamış ne de bu çağrıların sonucunda ortaya çıkan sınırlandırılmış eylemlerle sürecin karşılanabileceği doğrultusunda hareket etmiştir. Bundan sonra da bu pandemiyi sadece alınacak en başlıca sağlık önleminin faşizmin yıkılması mücadelesi olduğunu başa koyarak karşılamalıdır, karşılayacaktır. 

Milyonlarca emekçi üretim alanlarına sürülmeye devam ederken, ezilenler pandemiyle birlikte katmerlenmiş bir sömürünün odağına yerleştirilmişken ve faşist devlet kendi egemenlik savaşına bir saniye bile ara vermezken bizim mücadeleyi sınırlamamız yada sınırlayacak koşulları kabul etmemiz düşünülemez.

Birleşik Devrim Güçleri, alınabilecek bütün sağlık önlemlerini alarak sokağa inmekten vazgeçmeyecek, emekçilerin sokak eylemlerini sınırlandırmak üzere uygulamaya sokulan hiçbir önlemi kabul etmeyen bir pratik çizgi izlemelidir. Emekçiler arasındaki dayanışma biçimleri ve pandemi süreci ile birlikte ortaya çıkan bu alandaki örgütlenme, organize olma biçimlerinin gelişmesi için çalışmalar yapılmalı ama hareketin ev içine yada sadece sosyal medya alanına sıkıştırılması kesinlikle kabul edilmemelidir. 

Sokaklar ve meydanların emekçilerden ve onların taleplerinden yalıtılması çabası, tıpkı 1 Mayıs'ta  birleşik devrim güçlerinin ortaya koyduğu birleşik pratik örnekleriyle ve faşizmin hiç bir sınırlamasını tanınmayarak aşılmalıdır.

Halkların, her geçen gün yeni ve sağlam adımlarla büyüyen devrim mücadelesinin önüne  hangi bahaneyle olursa olsun koyulmak istenen her türlü engel ve sınırlamayı tanımayacak, halklarımızın kurtuluş mücadelesini hedefine vardırma kararlılığından taviz vermeyecektir. 

Biliyoruz ki ne sağlıklı bir yaşam ne de özgür bir toplum, kapitalist sistem ve faşist devlet egemenliği altında mümkün değildir. Faşist devletleri yıkacak, toplumsal ilerlemenin önündeki seti, kapitalist kabuğu parçalama mücadelesine aralıksız devam edeceğiz."

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar