PASİFLEŞMEYELİM!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

PASİFLEŞMEYELİM!

15 Mayıs 2020 - 02:00

Biliyor musunuz? bu salgın koronavirüs sürecinde devletlerin halklarını ölüme sürüklediğine tanıklık ediyoruz.. Hala daha anlamak istemiyor musunuz? "Faşizm ve kapitalizm varken sağlıklı olamayız"  Çünkü mücadelenin ev ve sanal medyaya sıkıştırılamayacağını ve dahası rejimi rahatsız emek için sokaktan vazgeçmemek gerektiğini bizim uysal muhalefet kavramak istemiyor.


Koronavirüs pandemisi ve bu süreçte ortaya çıkan olgular, artık kapitalist sistemin insanlığa vereceği bir şey kalmadığını bir kez daha güçlü bir şekilde gözler önüne sermiştir. Sistemin kaleleri sayılan emperyalist devletlerde yaşanan toplu ölümler, sağlık malzemelerindeki çok ciddi yetersizlikler, sağlık sistemlerinin ardı ardına  iflası, emperyalist liderler tarafından peş peşe yapılan insan hayatıyla adeta dalga geçen açıklamalar ve binlerce insanın ölümü normalleştirilirken, kapitalist üretimin devamı hedeflenerek alınan 'önlemler' kapitalizmin tükenmişliğini, çürümüşlüğünü bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.  


Pandemi ve egemenlerin akabinde geliştirdikleri bütün uygulamalar neredeyse tüm toplumsal eşitsizlikleri, baskıyı ve sömürüyü toplumun bütün emekçi katmanları için bıçağın kemiğe dayanması derecesinde hissedilir hale getirmiştir. Ülkemizde yaşayan Halklarımızın söylemiyle 'millet canı ile uğraşırken' onlar mallarının derdine düşmüşlerdir. 

Rejim, Emekçiler açlık sınırının altında sürdürebildikleri yaşamdan dahi kovulma noktasına getirilirken ekonomik koruma tedbirleri altında patronlara para pompalanmaya devam edilmiştir. Güya evde kal ve sosyal mesafe çağrıları yaparken yaşamını devam ettirebilmek için her gün işe gitmek zorunda olanların ne yapması gerektiği noktasında söylenmiş bir sözü duyan, alınmış bir önlemi gören olmamıştır. 

Faşist iktidarın adamıza uzantıları pandemi ile ortaya çıkan krizin faturasını işçi emekçi ve kadınlara çıkartmaktadır. İşten çıkarma, çalışma koşullarının kötüleşmesi, pandemi koşullarında işçi sınıfının ve emekçilerin tarihsel kazanımlarına saldırı fırsatı olarak değerlendirmektedir.    


İşte görüyoruz pandemi süreci erkek egemen sistemin yüzünü bir kez daha açığa çıkartmıştır. Salgının ortaya çıkmasıyla birlikte sadece adamız yarısında değil dünyanın yer yerinde kadınlara yönelik şiddet artmış, kadınların kürtaj hakkı dahil olmak üzere bir çok kazanımları engellenmiş durumdadır. Erkek egemen sistemin her türlü şiddet mekanizmasıyla kadınların hayatını kontrol altına alma çabasında güvenli diye işaret ettikleri evlerde yıllardır kadınların hapsedildiği dört duvarlardır. 

Erkek egemen sisteme karşı mücadele eden kendi hayatlarını savunan kadınlar emperyalist kapitalist bunalıma ek olarak pandemi etkisiyle derinleşen ekonomik krizin etkisiyle ilk işten çıkarılanlar yine kadınlar olmuştur. Kadınlar ekonomik anlamda zorunlu olarak aileye mahkum edilmiştir. Keza pandeminin kaçınılmaz karşılığı ilk şey ev içi görünmeyen emeğin (bakım emeği) dolayısıyla kadın emeğinin sömürüsünün giderek artacağıdır. 

Ev her zaman kadın için zulmün ve şiddetin daha yoğunlaştığı ve kadına yönelik şiddetin gizlendiği alanlar olmuştur. Bundan dolayı kadınlar için ataerki koronadan daha tehlikeli ve öldürücüdür. 'Evde kal' çağrılarının erkek egemen sistemin kadına dönük saldırılarını çoğaltmaktan başka bir anlamı olmadığı bir kez daha ortaya çıktı.


Emperyalist-kapitalist sistemin bulunduğumuz evresinde ondan bağımsız bir biçimde felaketlerin ortaya çıkabileceğini düşünmek mümkün değildir.  'Felaket' doğal süreçlerde ortaya çıkan olaylarla değil, onların sonuçlarıyla, sonuçlarının büyüklüğüyle ilgili bir tanımlamadır. Sadece buradan yola çıksak dahi, meydana gelen her türlü hastalık veya doğa olayının sonucunda ortaya çıkan felaketler kapitalist sistemin ürünüdür.

 Ve sadece bu da değil, kapitalizm kendi sistemi içerisindeki her türlü felaketin failidir. Bunu söyleyebilmek için kapitalistlerin ne virüs üretmesine ne de biyolojik saldırı yapmalarına gerek vardır. Hiçbir başka alt başlığa gerek kalmaksızın kesin olarak söyleyebiliriz ki, kapitalizmin toplumsal örgütlenişi felaketlere yol açar. 

Hatta geldiğimiz evrede onları üretir. Güncel somutluk içerisinde, Covid-19 kapitalizmin ürünü müdür değil midir ayrı bir tartışma konusudur ama korona felaketi olarak adlandırdığımız ve küresel olarak  şu an yaşıyor olduğumuz olay dolaysız olarak kapitalist sistemin ürettiği ve bunun sonucunda ortaya çıkan bir felakettir.


Covid-19 yada Covid-19'un yayılımı insan eliyle mi yapılmıştır? Kapitalizmin kendi ürünü müdür? Olmayabilir. Bu bir olasılıktır. Ama en fazla 'olabilir ihtimali' kadar güçlü bir olasılıktır. Kesin olarak böyle değildir demek için dayanılacak hiçbir kesinlik yok! Ama aksini düşündüren ve bunda bir iş var dedirten birçok veri var. 

Sadece sistemin 'saygın' liderlerinin daha salgının ilk günlerinden bu yana söyledikleri '200 bin ölüyle atlatsak iyi iş çıkarmış olacağız', 'sürü bağışıklığı', 'hiçbir şey eskisi gibi olamayacak', 'fırsata çevireceğiz' türünden demeçlerine bakmak yeterlidir.


DEVAMI YARIN

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar