Rezalet ve soygun diz boyu!...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Rezalet ve soygun diz boyu!...

04 Eylül 2021 - 10:15

Oyuncak olarak kurdukları bu sahte yapı ’KKTC’yi daha farklı algılamamak lazım deyince kızıyor bana bazıları. Ama ne demişler? Anavatanda ne varsa sizde de olmalı. Evet bizde de orada ne varsa oldu ama daha beteri oldu.

Her şey yolunda, memleket güllük gülistanlık bir eksiğimiz vardı artık o da tamam bazı eczacıların yaptığı bu soygun da oldu ya! Gerçekten eksiği tamamladılar.

40 yıllık yoldaşım, Mehmet Özyücekök telefonla aradı. Kendisi Sosyal Sigortalar dan emekli olduğu için kullandığı ilaçları da kısmen karşıladığı için kendisine uygun olan eczaneden ilaçlarını Sigortalı olarak alıyor.

Bu sefer ilaçlarını başka bir yerden almaya başlayan Mehmet Özyücekök eczacı ona bu ilaçları aldığını ve sistemde aldığına dair kayıt bulunduğunu söyler oysa almamıştı. Bu durum üzerine Sosyal Sigortalar dairesine durumu bildirir aldığı yanıt karşısında şaşkına döner.

 Meğer eskiden ilaçlarını aldığı eczane kendisinin ve eşinin adına aldığı ilaçları yeni almış gibi göstererek faturalandığını öğrenir. Daha vahim olanı ilgili eczacı Mehmet Özyücekök ve eşi adına faturayı imzalar ve Sosyal Sigortalar dairesine gönderip parasını tahsil eder.

Bu durum ilk defa değilmiş ve birçok eczacı tarafından ayni yöntemle Sosyal Sigortalar dairesinden her ay büyük miktarda paralar tahsil ettikleri öğrenildi.

Sağlık bakanı Ünal Üstel WEB TV yayını için geldiği gazetemizde bu konuyu konuştuk. Bu olayı yaşayan ve mağdur edilen Mehmet Özyücekök’ün telefon numarasını kendisine verdim ve uyarımı da yaptım.

Ada yarısında bulunan tüm eczaneler takibe alınmalı ve bu soyguna karışanlar tespit edilip yasal işlem başlatılmalıdır. Bu ülkede her alanda temiz eller operasyonu başlatılmalıdır. Başlatılır mı? Hayır çünkü en büyük soyguncu Silihtarda ve başbakanlık binası ile bakanlıklardadır. O kadar

***

Rezalet diz boyu. Ben artık bu kadar söyleyeceğim. İsteyen gidip yerinde araştırıp gerçeği gözleriyle görebilir. Ama gelin görün ki, bu rezilliği yapanlar, para için girmeyecekleri kılık, rezillikten yatacağı yer olmayan adi şerefsizler, ne yazık ki bu ülkenin yetiştirdiği namuslu bilinen insanlar!

Ve ben onlarla aynı kimliği taşıdığım, ayni havayı soluduğum için ben derin bir utanç duymaktayım. Ya siz? Şimdi yazacağım bütün bunları ben mi uyduruyoruz? Hayır!

Bakın hele düşürüldüğümüz bu hallere demesem bir türlü desem bin türlü. Rezalet diz boyu düştük dillere demesem bir türlü desem bin türlü…

Demesem bir türlü desem bir türlü…

Feyzi Şahin, bir şiirine,

Bakın hele düştüğümüz hallere

Demesem bir türlü desem bir türlü.

Rezalet diz boyu düştük dillere

Demesem bir türlü desem bir türlü…

Diye başlıyor. O hesap, elim kaleme kağıda gittiğinde ruhum daralıyor. Demesem bir türlü desem bin türlü…

Kazanç! Dendiğinde akla artık hep yolsuzluk, hırsızlı ve yolsuzlukla kazanılan maddiyatın geldiği.  Sahtekârlık, ahlaksızlık bu ülkede günlük işlerden sayılmaya alıştırıldı.

Kimlik, kişilik, Kültür, sevgi, saygı dayanışma, gelişim? Gibi değerlerin tersyüz edildiği bu ada yarısında artık kime ne anlatılır ki? Bu şahit olduğumuz gerçekler karşısında artık içim daralıyor.

Memlekette işler nasıl gidiyor? Bu bize yaşatılanlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Diye sorduğum zaman aldığım cevaplar çok utandırıcı. Birinin cevabı oldukça gözetleyiciydi aktarmakta yarar vardır diye düşündüm.

Başparmağını diğer parmaklarının iç ucuna sürterek parayı işaret ediyor ve  hepsi bunun peşinde! Namus, şeref, haysiyet, dürüstlük, nerde kaldı diyorum kendi kendime mırıldanarak.

Ama bir gün, arkalarına bir bakacaklar ki kimse çevrelerinde kalmamış! Dilerim o gün, Kıbrıslıların dıştan organize edilerek silaha saldırıp kana buladıkları gibi bir zamanda olmasın. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar