Savaş karşıtı olmak suçsa suç be kardeşim
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Savaş karşıtı olmak suçsa suç be kardeşim

21 Temmuz 2020 - 07:59

Yaşadığımız bu ortamda savaş karşıtı olmanın ve barış savunuculuğu yapmanın yasak olduğu, “savaşa hayır” diyerek tweet atanların, “Yaşasın barış” diyerek Facebook’ta yazı yazanların kapısına her an polis dayanıp Türkiye'de olduğu gibi hücreye atılma riski olan günlerden geçiyoruz.

Savaşı isteyenler, destekleyenler, alkışlayanlar kendilerini vatansever olarak tanımlayıp, savaşa karşı çıkanları ise vatan haini ilan ediyorlar. Bu köşede birçok defa yazdım “Vatan haini kimdir?” diye sordum.

Yaşadığımız toprakları yani satıp savanların, doğasını, suyunu tahrip edenlerin, halkları bir birine düşman edenlerin, ülkenin zenginlikleriyle elde edilen kaynaklarını ve finansmanını talan edenlerin, vatansever olamayacağını tam tersine bu değerlere sahip çıkanların vatansever olabileceğini de defalarca yazmıştım.

Dün 20 Temmuzu da kutlayanlar ve kurtarıldık diyenlere bir kez daha yazalım, kurtarılmadık, aksine daha da tutsak ve köle yapıldık.  Savaş, kan gözyaşı üzerinden beslenen toplumlar yokolmaya mahkumdur. Kahrolsun 15-20 Temmuzlar diye bir paylaşım yaptım saldırmadık yerli ve ithal vatandaş kalmadı, faşist sağcıları ne ise ama bunların solcusu, demokratı da birbirinden beterdir.

İngiliz başaramadı, Rum da başaramadı Kıbrıslıtürk toplumunu tüketemediniz, bu ada yarısında varoluş atalarımızdan devraldığımız mücadelemiz devam ediyor. Sadece emperyalizmin baskı ve entrikaları altında pozisyon değiştik.  Emperyalizm yenilene kadar da devam edecek.

Kan kokusuyla beslenenlere rağmen inatla savaşa karşı olmak gerekiyor. Ben bunu yapıyorum diye ithal ve yerli savaş yanlılarının saldırı ve tehditlerine maruz kalıyorum. O zaman ben de yaşasın savaş diye avazımın çıktığı kadar bağırayım mı?

Bugün Kıbrıs'ın kuzeyine ve Türkiye’de yine Türkiye rejimleri tarafından hayata geçirilen, bütün diğer fay hatlarını belirleyen iki fay hattı var. İlki bu eli kanlı rejim gibi düşünen ve hareket edenler ile rejim gibi düşünmeyen ve hareket etmeyenler, barışı savunanlar arasındaki fark gibi .

Ancak savaşın yarattığı ikinci fay hattı bunu da belirler hâle geldi. Toplumun ayrıştırılıp yarıldığı yer, savaşı ve ölümü kutsayanlarla buna karşı çıkanlar arasındadır. Türkiye’nin ülkemizde ve bölgede yarattığı savaşı, insanlıktan çıkarma yoluyla artık insan sayılmayan insanlara her türlü insanlık dışı muameleyi meşrulaştıran cehennem kapısını açıyor.

İşte Demirtaş'ın şiirinde yazdığı gibi.

Bulaşıcı cesaret

Çıt çıkmasın diyecekler

Renk olmasın diyecekler

Gülerek isyan etmişsin

Gül açmasın diyecekler

Gülelim o zaman

Öksüz kalmasını isyanın

 

Suçsa suç kardeşim

Gülüşü solmasın insanın

 

Gün doğmasın diyecekler

Umuda silah çekecekler

Koşarak isyan etmişsin

Suçu sana yükleyecekler

Koşalım o zaman

Yalnız kalmasın isyanın

Suçsa suç kardeşim

Tepesin attırmayın insanın

Türkiye İçerisinde ve Kıbrıs'ın kuzeyinde savaşa karşı olanlara karşı başlatılan tehdit, sindirme, korkutma cadı avı, rejimine dönüşürken bugüne kadar bütün hukuk dışı uygulamalara rağmen tam manasıyla başaramadığı için Savaş karşıtlarına “kimdensin” diye kükreyen bu rejim için onlar millî ve yerli değil, sırası geldiğinde katli vacip hain kişiler olarak fişlenmektedir.

Daha önceki örneklerinde görüldüğü gibi savaş, faşizm için en bereketli sermayedir, bir yanda en tepede reis, diğer yanda damat paranın başında ve kardeşi de savaş fabrikalarının sahibi. Zenginliklerine zenginlik katarken bir yandan da savaştan beslenip büyüyor Türkiye’nin faşizmi.

Türkiye başkomutanın arkasında savaş, kan, ölüm nöbetinde acımasızca yetişen gençlik kafa kesmeye hazır bekliyor, yandaş silah fabrikalarının ürettiği silahı tutuyor. Yüzyıllardır  toprağı esir almış şiddetten arındırmak kolay değil elbet. Hayatın her köşesine, her tavır ve ifadeye sinmiş, devleti, siyaseti, toplumu, evimizi esir almış bir şiddet sarmalıdır bu yaşadıklarımız.

Elbet bu milletin tarihi savaşın da tarihidir, savaş sadece insan kaybı değil her anlamda en yıkıcı ve pahalı insan eylemi. Keza savaşı engellemenin yollarını aramak, farklı toplulukların birbirleriyle olan ilişkilerini de belirlemiş. Arayışın özü “farklılıklarımızı ve bunlardan doğan çatışmalarımızı birbirimizi katletmeden muhafaza etmek” diye özetleyebileceğimiz bilgeliktir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar