Özgürlük ve barış isteyin! Bıkmadan, usanmadan...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Özgürlük ve barış isteyin! Bıkmadan, usanmadan...

11 Ocak 2021 - 03:32

Ülkemizde 11 Mart’ta ortaya çıkan koronavirüs vakası ile birlikte hep beraber olağandışı bir sürece girdik, alışamadığımız sıkıntılara, zorluklara katlandık, ama sözüm ona yöneticilerin acemice ve başına buyruk karları hala daha bir türlü düzeltilemedi.

Muktedir olmayı beceremeyenler, özellikle virüsün bulaşmaması için alınmaya başlanan karantina önlemleri birçok sorunu da beraberinde getirdi. Dışarıda virüs, içeride şiddet, çocukların, kadınların en birincil yaşam hakları tehlike arasında bırakılmaktayken, şiddet ile mücadele için karantinaya özel önlemler almadı.

Geçitkale'de yaşanan insanlık dramı en taze örnek olarak içimize çökmüş bir acı olarak hep hatırlayacağımız olayların başında geliyor. Bir diğer dram ise Gönyeli'de ısınmak için kömür yakıp odalarına alıp zehirlenen yabancı uyruklu öğrencilerin hazin sonu, bitmeyecek olan diğer sonlar...

***

Devam edelim mi vatandaşın çektiği zorluklara? Bakın, şu geçim zorluğu hadisesinin, seküler kesimin göremeyeceği kadar ciddi bir karşılığı vardır. Muhalefet taklidi yaparak enerjinizi tüketmeyin! Yeni sandığınız her şey sadece tekrar olacak.

Sokağın nabzı her zaman olduğu gibi yine “sokak röportajları”nda atıyor! Denk geldikçe bayan muhabir arkadaşlarımız vatandaşın görüşünü almak için sokağa iner, bir kısmı desteksiz ve alakasız atış yaparken, bir kısmı da yürekten konuşuyor!

Hükümet ettiğini sananlar sokağa çıkıp, çarşıya pazara uğramaz ama uğradığı zaman gençlerin haykırışını bakışlarında görecekler. Hiç umudum kalmadı. Hayallerimi çaldılar! diyor bir genç…

Bir kadın, gözyaşları arasında “Açım!” diye bağırıyor.

***

İşçi, köylü, esnaf, üretici, tüketici herkes kan ağlıyor, benim gördüğüm sokağın sesinde dalga dalga yükselen bir öfke ve isyan var, peki ama her şey yapmacık ve yalan olabilir mi? Sokakta yine kadınların isyanına tanık oluyoruz. İnsanları açlıkla terbiye etmeye kalkmak çok tehlikelidir!

Aç kitlelerin öfkesi karşısında hiçbir güç duramaz. “ hükümetleri tencere götürür” sözü boşuna söylenmemiştir. Toplumsal tarihin bize öğrettiği en yalın gerçeklerden biridir bu değil mi?

Arasta esnafı, “Evimize ekmek götüremiyoruz!” diye yakınınca, “Abartıyorsun!”yanıtı geliyor.

Ne diyelim, "KAYYUM" yüksek yüksek tepelerde yaşayanlar halka böyle yabancılaşmış işte.

Ülke gerçekleriyle bağını koparmış bir bakan ya da yüksek maaşlı üst düzeye atanmış bir bürokrat “Ülkede’ yoksulluk mu var, aç olan birini gösterin bana” diyor. Durum buralara kadar getirildi.

***

Anamızda yoksulluk sonucunda halk kuru ekmeğe muhtaç hale getirildi diyen CHP Grup Başkan Vekili’ne, bir AKP'li vekil “Kuru ekmek yiyorlarsa aç değildirler!” diyebiliyor! İşini aşını yitirmiş insanlara “Keyif çayı için!” diyen bir duyarsızlıkla karşı karşıyayız.

Topluma tepeden bakan siyasilerin bir sonraki öğütleri, “Ekmek yoksa pasta yiyin!” olacak herhalde…

Büyük yıkımları ancak insanlığın ortak çabası ve dayanışmasıyla göğüsleyebileceğimizi söylüyoruz yeniden ve bu salgını fırsata çeviren siyasilere ise faturayı yoksullara kestikleri için günü gelince vatandaş da hazırda tuttuğu faturayı ona kesecek.  

***

Bir çoğu inancını umudunu yitirse de ben inanıyorum ki, bu gidişi tersine çevirmek elimizdedir.

Çünkü hala daha direnme kabiliyeti olan çok güçlü bir damar var ülkemizde. Boyun eğmeyen devrimciler; “Bu düzen değişecek” diyen gençler, kadınlar var!

Bundan dolayı her türlü olumsuzluğa karşın umudumuzu koruyarak yürüyoruz, yürüyeceğiz. Yanlış, eksik tarafımızı olan safları sıklaştırarak, örgütlülüğümüzü ve dayanışmamızı yükselterek bu gerici, halk düşmanı işbirlikçi zalimlerin gidişini hızlandıracağız!

“Yeter ki kararmasın sol memenin altındaki cevahir.”

Özgürlük ve barış isteyin! 

Bıkmadan, usanmadan...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar