SESSİZLİĞİN KİME FAYDASI VAR?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

SESSİZLİĞİN KİME FAYDASI VAR?

08 Kasım 2019 - 08:04

Erdoğan’ın başında olduğu tek adam hükümet rejimi başta Kürtler olmak üzere komşu halklar ve devletlere karşı başlattığı kin ve nefret dalgası ve giriştiği kıyım ve savaşlar her geçen gün Türkiye toplumunun tamamının ahlak yasasını yerle bir ederek onu yeni bir vahşi şiddete doğru sürüklüyor. Tabi ki Kıbrıslıtürk toplumu da bundan payına düşeni Sayın Akıncı şahsında almaktadır. 
Ortaya çıkan bu yeni şiddet tipolojisi giderek dışsallaştırdığı ötekinin vahşi bir yabancı olarak damgalayıp daha aşırı bir vahşetle üzerine gidiyor. Hem içeride hem de dışarıdaki düşmana karşı hayata geçirilen şiddet biçimleri arasında kindar ceza biçimlerinden kanlı kurban ayinlerine kadar, tabudan totemlerle kadar uzanabilir niteliktedir.
Dolayısıyla bu durum, bugün yaygın egemen siyasetin şiddet kullanımına sonsuz destek ve kredi verdiği için şiddet toplumun bir parçası ve toplum bizatihi şiddetin kendisi oluyor. Onun için ne yurtsever olduğunu söyleyen partiler ne sendikalar nede diğer toplum katmanları aydınlar gelmekte olan muhtemel büyük felaket ve olası sonuçlarını görmek yerine ötekine (Kıbrıslıtürklere) karşı duyduğu vahşi nefretin dalgaları onları derin bir “körleşme” girdabına sürüklüyor…
Ben bana göre yanlışlarından dolayı eleştiriyorum ana muhalefete düşen CTP yönetimini, Neden? Evet, eleştiri gerektirecek işler de yapıyorlar çünkü. Özelikle böyle Erdoğan ve uzantıları çözümsüzlük ortamını sürdürülmeye çalışıldığı ve algı operasyonlarının vizyona kondu bu dönemde ağır ekonomik sorunlar ve yoğun baskının üst üste bindiği zamanlar, siyasal güçler ve hatta kişiler için zor zamanlardır. 
Olağanüstü durumlar olağan refleks ve cümlelerle karşılanamaz ve çoğu kez siyasi güçler, olağan refleksler ve barış dilinden kopmakta, kopartılmaktadırlar. Doğal olarak toplumda barış beklentisi olan kesimler öfkeleniyor. Ana muhalefetten bekleneni bulamayan insanlar yapılanları yeterli bulmuyorlar, hiç yeterli de değil zaten.
Ama arada unuttuğumuz bir şey yok mu? Mesela, (CTP, ve toplumun nabzını tutmak istemeyen yönetimini filan koyalım bir tarafa) sosyalist solda, devrimci yapılar cenahındabarış talebinde bir isteksizlik, savaş karşıtlığı ve ezilenlerle dayanışma eğiliminde niteliksel bir değişiklik var mı?
 Nicelikten, yani güçten bağımsız olarak söylüyorum, sosyalist solun fiziksel-örgütsel gücünün zayıflığını biliyoruz zaten, politik yapıların tutumları anlamında soruyorum. Artık hesap dışı tuttuğumuz malum yapılar bir yana, sosyalist solda, daha önce enternasyonalist olup da değişim rüzgarlarına kapılıp liberalleşenleri görüyor musunuz?
25 Kasım tarihinde Berlin duvarını yıkılış yıldönümünde yapılacak olan toplum liderleri buluşma sürecinde Sayın Akıncı'ya yönelik bir destek etkinliği yapacak muhalefete ihtiyaç vardır. CTP  ve barış talep eden güçler, Sol devrimci hareketler ortak paydalarını imha etmiş olan birkaç yapıyı öne çıkararak, ‘lanet olsun solcusuna da komünistine de’ demenin temeli var mı gerçekten?
Öyleyse sıkıntı,tavırda ve tutumda değil, pratikte yatıyor. Daha doğrusu, açık yüreklilikle söylemek gerekirse, ada yarısı içinde ve dışında yaşananların vehameti ile buna karşı yapılanların çapı birbirine uymuyor. Açık seçik bir yetersizlik, yetmezlik, acizlik durumu var ortada. Bunu söylemek de marifet değil zaten; sokağa bakmak yeterli.
Ama işte tam da burada, bu sıkıntının barış yanlısı sol sosyalist solla olan ilişkisinden kaynaklandığını söylemek gerçekçi midir? Yani sosyalist sol, kendi yetersizliği veri olmakla birlikte, toplumu eylemden geri çeken, onların elini tutan bir rol mü oynamaktadır? Kıbrıslıtürk barışçılar, sosyalistler, solcu olduğunu iddia edenler sokaktaki boşluğu görünce geriye, evine mi dönmektedir? 
Daha da açıkça soralım isterseniz; CTP’nin bizzat kendisi, toplumu harekete geçirmekte zorlanmakta mıdır? Bu isteksizlik ve yetersizliğin CTP içindeki kalmayı tercih eden sol düşünceyi hala daha savunanların çekingen davranışlarından kaynaklandığını söylersek, asıl soruyu, kendi gücünü ve potansiyelini neden yeterince harekete geçiremediği sorusunu atlamış olmaz mıyız? 
Benim beklentim CTP ana muhalefet ve barış güçlerinin en büyüğü olduğuna göre artık barış taleplerini sokağa taşımalıdır. Yoksa hala daha miadı dolmuş MAT gibi bir adamın işaretine bakacaklarsa toplum yalnız kaldı demektir. Maruzatım bundan ibarettir.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar