Sığınılan, Dün ÖSO Bugün SMO (3)
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Sığınılan, Dün ÖSO Bugün SMO (3)

02 Kasım 2019 - 08:00

Türk ordusu tarafından Cerablus, El Bab ve Azez hattına düzenlenen işgal saldırısında DAİŞ’e karşı kullanılan ÖSO, yönetimi Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) elinde olan Efrîn’in alınması için 20 Ocak 2018 tarihinde başlatılan işgal saldırısında öne sürüldü. 
63 gün süren saldırısı sırasında Türkiye’nin iddiasına göre ÖSO 320, TSK 54 kayıp verirken, Suriye İnsan Hakları Gözlem Evine (SHOR) göre ÖSO 604, Türkiye ise 85 kayıp verdi. İşgal ile birlikte kentte yaşayan 200 bin Kürt yerinden edilirken, yerlerine selefi silahlı gruplar ve aileleri yerleştirildi. 
Efrîn’de insanları kaçırıp ailelerinden fidye isteyen ÖSO’nun, birçok kişiyi de işkence ederek öldürdü. Evleri yağmalayıp hırsızlık yaptıkları da belirtilen ÖSO çetelerinin kadınlara yönelik tecavüz girişimlerinin olduğu da biliniyor. Hatta o kadarki Kasım 2018’de Türk ordusu, Efrin’de ÖSO’ya bağlı yağmacı gruplara karşı operasyon başlattı.
***
2019 yılında sahadaki muhalif grupları tekrardan yapılandıran Türkiye, Ulusal Kurtuluş Cephesi ve Suriye Ulusal Ordusu adı altındaki iki grubu birleştirerek Urfa’da “Suriye Milli Ordusu”nu (SMO – Ceyşül Vatani) kurdu.  Türkiye Efrîn’de QSD’ye karşı kullandığı ÖSO gruplarını, bu kez Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik düzenleyeceği askeri operasyon için farklı isimle sahaya sürdü. 
9 Ekim’de Girê Spî (Tel Abyad) ve Serêkaniyê’ye (Rasulayn) karşı saldırı başlatan Milli Ordu, şu an QSD’nin geri çekilmesinden dolayı iki kenti de kontrol ediyor. Efrîn’de yaptıklarından dolayı sabıkalı olan ÖSO, Efrîn’de yaptıklarını bu sefer SMO adı altında gerçekleştirdi. 
SHOR’ye göre, SMO çeteleri Kürt politikacı Hevrin Xelef ve 8 kişiyi infaz ederek bedenlerine işkence etti. 13 Ekim’de mülakat veren ABD Savunma Bakanı Mike Esper, “Muhaliflerin işlediği savaş suçlarından Türkiye sorumlu tutulmalı” dedi.  Uluslararası Af Örgütü ise, operasyonda birden fazla savaş suçu işlendiğini açıkladı. 
***
Bütün bu katliam ve vahşetlere maruz kalan Kürt halkı, soykırımcı Türk devleti karşısında varlığını korumak, yurdunu savunmak için direniyor. Dünyanın soykırıma karşı duruşu var. Kürdistan direnerek evrenselleşiyor.
Belki bugün Rojava’da yaşanan katliam, diğer yaşanmış Kürt katliamları gibi dünya halklarından gizlenemedi. Bu da Kürt sorununun çözümsüzlüğünün öncülüğünü sürdürmekte ısrarcı olan temel aktörleri biraz frenledi. Dünya halklarının katliama ve soykırıma karşı duruşları var, Kürt halkı direniyor, halklar destek veriyor direnişe. Ortada bir haklılık durumu var. Bu da direnmenin haklılığını ve meşruluğunu getiriyor. 
Dünya halkları da bu Apocu direniş ruhunu sahipleniyor, kendi direnişleri olarak algılıyor. Kürdistan’da her bir olay, on devrim yapmayı gerektirecek kadar önem kazanıyor, çünkü dünya halklarının özgür yaşar kılınmasının direniş zemini Kürdistan’a odaklanmış bulunuyor. Kürdistan direnerek evrenselleşiyor.
AKP-MHP faşizmi, Kürt toplumumun özgür iradesini ortadan kaldırmak istiyor. Bunu gerçekleştirebilmek için de topyekun imha ve işgal saldırılarına girişiyor. Öyle ki hiçbir özgür iradeye imkan vermemeye, fırsat tanımamaya çalışıyor. 
Kendi amaçlarını sonuna kadar dayatıyor. Bu da Kürdistan’da kültürel ve fiziki soykırımdır. Kürt toplumu, yüz yıldır ‘siz yaşamayın, yok olun, sizin yokluğunuz üzerinden biz var olalım’ diyen Türk egemen zihniyetin saldırısına maruz kalıyor.
Türk faşizmi, ‘Siz çalışın karnınızı doyurun yeterlidir, ötesini bana vermek zorundasınız’ gibi, köleliğin de ötesinde bir soykırım dayatıyor. Yüz yıldır yaşanan gerçeklik böyledir. AKP-MHP faşizminin söylemleri, saldırıları, amaçları çok açıktır. 
Hiçbir şeyi gizleme gereği de duymuyor, olup bitenlerin hepsini, ne yapmak istediklerini olduğu gibi ortaya koyuyor. Bunu yaparken dünya hegemonyasına dayanıyor. Ben bütün bunları bir Kıbrıslı olarak yazdığım için Türkiyeli faşistler tarafından tehdit edilebiliri hiç özemi yok. 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar