Siyasette ahlaki çıkmaz
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Siyasette ahlaki çıkmaz

29 Ekim 2021 - 10:23

Özet:  Demokrasi ile yönetilen bir toprak parçası olsaydık, politikacıların sorumlulukları diğer meslek gruplarından oldukça farklı bir önem göstermiş olacaktı.  Politikanın doğası gereği politikacıların da uyması gereken etik kurallar da farklılıklar gösterirdi. 

Dedim ya, demokrasi ile yönetilen bir ülkede politikacıların ailevi ve siyasi gündelik yaşamlarında,  mutlak ahlaki kurallara uygun yaşamaları gerekirdi.  Ancak ülke yönetimi ile ilgili kararlar alırken dahi ülkeyi yönetirken hangi ahlak anlayışını benimseyeceği söz konusu olduğunda ortaya sorunlar çıkmaktadır. 

Atanmış politikacıların sorumlulukları yönettikleri toplumlar olduğundan politikacılar sık sık siyasi ve ahlaki açmazlara düşerler. İşte tam da bunları yaşıyoruz, bunun adına “ÇÖKÜŞ” denmez de ne denir? Boyunduruk altında yaşayan toplumlar kendi ülkelerinde genellikle ülkede yaygın bir şekilde yozlaşma ve kirlenmenin kaçınılmaz olduğunu yaşayarak görürler. 

Ülkesinin gelişmesi için mücadele eden politikacı, yozlaşma ve yozlaşmadan menfaat sağlayan kesimlerle de mücadele etmelidir.  Ancak yozlaşmış kesimlerin çıkarlarını korumak için giriştikleri ilişkileri ile etik değerlere itibar edeceği pek beklenemez. Politikacı ise davranışlarının ahlakiliği konusunda bir açmazla karşı karşıya kalır.

***

Demokrasi ile yönetilen ülkelerde siyasi tercihler içinde en büyük önem ülkenin refah seviyesinin arttırılmasıdır. Özellikle yoksul ülkelerin sorunu yoksulluk ve sefaletten bir an önce kurtulmaktır.  Yoksulluktan,  kalkınma yönlü toplumsal değişimin önderleri demokratik rejimlerde kaçınılmaz olarak  seçilmiş siyasiler  olacaktır.

Klasik söylemin aksine ülkelerin gelişememelerinin nedenleri çoğunlukla kendi iç dinamiklerinde yatmaktadır. Ülkenin gelişmesi için mücadeleye girişecek olan siyasetçi,  dış unsurlardan çok iç unsurlarla mücadele etmek zorunda kalmaktadır.

Ülke ne kadar yoksul durumda olursa olsun,  o toplumda genellikle adil olmayan belli bir statüko  dengesi  vardır ve  statüko  genellikle  toplumun  kötüye gitmesine rağmen değişime direnir ve  dengeyi korumaya çalışır. Bir ülkenin gelişmesinde en önemli sorun değişime direnen iç unsurlardır.

Bu unsurların statükodaki menfaatleri ve ayrıcalıkları çoğu zaman ahlaki nedensellikle uyuşmaz. Aynı şekilde direnme yöntemleri de etik ve meşru ölçütlerden yoksundur. Siyasetçi eylem ve uygulamalarından dolayı halka hesap vermek durumundadır.  Bu durumun ahlaki boyutunda politikacı kamu yararını sağlamakla yükümlüdür.

Siyasetçinin amacı ülkenin kalkınması, adaletin sağlanması, refah seviyesinin artması, yozlaşmanın önlenmesi,  ülkenin esaretten kurtulup bağımsızlığa kavuşması için çaba harcaması gerekirken ancak bizdeki gibi “KUKLA”olabilir.  Ancak ahlaklı ve dürüst bir politikacı bu görevini yerine getirirken her zaman zor tercihler arasında kalacak. İlkeli ve onurlu bir politikacı karar ve eylemlerini belirlerken ise belli ahlak kurallarının rehberliğine ihtiyaç duymalıdır. 

Kıbrıs’ın kuzeyinde politikacının sorumluluk ahlakıyla, mutlak ahlak kuralları arasında çelişki yaşaması kaçınılmazdır. Politikacı mutlak ahlak kurallarına uygun davrandığında kamu yararı amacına ulaşamayacağını gördüğünde nasıl davranmalıdır? Bu durum çözümü çok zor bir açmazdır ve her durumda geçerli olabilecek bir çözüm önermek imkansızdır. Çünkü bu ortamı kendisi yaratmıştır.

Bu noktada değişim amacında olan politikacıların, amaçlarına ulaşmak yolunda uymaları gereken etik kurallar ve ahlaki değerler ne olmalıdır? Bununla birlikte o toplum tarafından belirlenmiş ve benimsenmiş olan siyasetçi ahlakının niteliği ne durumdadır?

Özellikle Erdoğan’ın vilayeti olarak muamele gören “KKTC”deki gibi siyasi yozlaşmanın en fazla yaşandığı ve politikacı ahlakının daha ortadan kaldırıldığı bu ada yarısında temiz eller operasyonu gerekiyor. Dedim ya ahlak çöküntüsü yaşanan ülkede bu işlere kim bakacak? Memlekette siyaset adam mı kaldı

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar