Sizin sonunuzu da bu kibriniz getirecek…
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Sizin sonunuzu da bu kibriniz getirecek…

30 Ocak 2021 - 03:36

Bu illet hakkında çok yazdım, usanmadan ve yazacağım, çekilmez hale getirilen bu bünyayı kasıp kavuran Covid19 salgınından daha tehlikeli olan zararlı hastalıklardan  bir tanesi de günümüzde her geçen gün azalacağına çoğalan büyüklenme havası içinde yaşayan insanlar meselesidir.

Çevremizde kibirli insanların her geçen gün çoğalması sonucu bazı konularda sıkıntı çektirmektedir. Bir kere kibirli insanın en büyük özelliği   her cümleye ‘’ben’’ ile başlamalar, ‘’ben yaptım’’,’’ben başardım’’,’’benim sayemde oldu’’ cümlelerini sıklıkla kullanmalarıdır. Ne hastalık ama değil mi?

***

Bu hastalığa yakalananların özelliklerinden biri de başkalarının, eksikleri, hatalarıyla gereğinden fazla ilgilenmeleri ve onların bir açığını yakalayıp yüzlerine vurmaları  da en önemli özelliklerindendir. Çünkü rahatlamalarının tek yolu, başkalarının hatalarından uzun uzun ve her fırsatta bahsetmeleridir.

Bazı insanlar için kibir, büyüklenme aslında bir neden değil, sonuçtur. Kibirlilik,  paranın bir güç olduğunu sanan zavallılar için bir sonuçtur. Kibirli bireyler, kibirleri yüzünden hiçbir zaman gerçekten saygı görmezler. Çünkü onların en önemli silahı insanları korkutmak ve tehdit etmektir.

***

Bu günlerde çokça karşılaştığım bazı kibirli insanlarla sohbet etmek adeta beni bunaltır, hatta çılgına çevirir. Çünkü karşıma geçen bir kibirli insan elini beline, kemer arasına sokarak uçmaya hazır bir kartal edası ile konuşmaya başlar ve başkasına da söz hakkı vermez, çok konuşur ancak çok az dinler.

Kibirliler iyi birer birey olamadıkları gibi iyi birer takipçi ve ya dinleyici de olamazlar, çünkü kendilerini herkesin üzerinde görür, hiç kimsenin üstünlüğünü kabul etmezler. Bu karaktere sahip olan insanlar söz geçiremedikleri herkes için birer tehdit oluşturmaktadır.

***

Kaybetmekten ölesiye korktukları için onlara göre kazanmak için her yol mubahtır. Büyüklenme havası içinde oldukları için iyi bir arkadaş çevreleri olmaz fakat bu onlar için bir sorun değildir. Çünkü onlara göre kendileri mükemmel oldukları için diğer  insanlar onunla arkadaş olacak kapasitede değildir. Kendisini bulunmaz Hint kumaşı sanıyor.

Ben bu yüzden büyüklenen ve kibirden muzdarip olan hastalıklılardan uzak kalmak için onlarla görüşmemeyi tercih ediyorum. Baksanıza büyüklenme ve kibir paçalarından dökülüyor, çevresi ile barışık olan insanın işi değildir, bunlara zaman ayırmak. Kibir, sevgiyle dolu olan insanın işi değildir.  Ve ben diyorum ki varsa bir yaradan tanrı beni ve çevremi kibirli insanların şerrinden korusun.

***

Böbürlenenin, havalara girenlerin, büyüklüğünü herkesin gözleriyle görmesi ve takdir etmesi istenir. En büyük solcu, sosyalist geçinenler fırsatını ve imkanını bulduğu için en pahalı, en büyük, en lüks arabalara, yatlara, katlara veya villalara sahip oldular.

 Kullanıldık mı yoksa kandırıldık mı? Bu soytarı, dönek takımına inanarak onları sırtımıza alıp yüksek yerlere taşımak demek ki çok büyük suçmuş,  bu gibi kişilerin imajını ve itibarını ne yazık ki ahmaklar nezdinde tavan yaptırır. Bunları yaşayarak görüm yıllarca ve hala daha görmekteyim.

***

Ve geldik sona ama Fatma Sibel Yüksek'in şu satırları ile bitirelim yazımızı,  "Billboardlardaki resimlerine baktım; güya “kudretli” görünesin diye en çılgın bakışlı fotoğraflarını seçmişler. Kontrolsüz bir adrenalin ile geldiği yeri hazmedemeyişi harmanlayan deli bakışları. Ne yapsan olmuyor.

Kültürsüzlüğün, görgüsüzlüğün, basitliğin, açlığın her şeyin önüne geçiyor. Sadece çalma, çırpmaya, ve bal almaya işleyen kıt aklın bile durup durup sana “Saygı görmüyorsun, sende bir şeyler eksik” diye fısıldıyor. Bu fısıltıyı duydukça iyice kontrolden çıkıyorsun. “Bana saygı duyun, önümde eğilin. Eteklerimi öpün” diye tepiniyorsun ama olmuyor. Olmuyor işte.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar