Sömürgecinin sömürge düzeni
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Sömürgecinin sömürge düzeni

25 Eylül 2021 - 09:59

Sömürgecilik, “genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik yönden egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi, müstemlekecilik, kolonizm “ olarak tanımlanmaktadır (TDK Sözlüğü).

Sömürgeciler kendilerinin sömürdükleri ülke ve insanlardan daha üstün olduklarına inanırlar. Sömürdükleri ülkeleri gelişmemiş toplumlardan seçerler. Bundan dolayı sömürülen toplumların özgür olamayacağın, özgürlüğün onlara göre olmadığını, kendilerinin bunlara refah ve mutluluk getireceklerini, hatta daha ileri giderek kendileri olmasa bunların aç kalacağını savunurlar. Bir bakıma bu yolla sömürülenlerin beyninde iyimserlik havası estirirler.

Sömürgeciler, sömürdükleri ülkelerin zenginlik kaynaklarına, iş gücüne, pazarlarına el koyabilmek için egemenliği altına aldıkları halkın kültürünü, örf adet ve geleneklerini, bütün değerlerini baskı yoluyla yok etmeye çalışırlar. Buda sömürgeciliğin sadece ekonomik bir eylem olmadığını, aslında sömürgeciliğin yayılmacılık ve siyasi bir hedef dahilinde yapıldığını, böylece sömürü düzeninin zamanla kendiliğinden meşrulaştığını göstermektedir.

Çünkü sömürülen ülkelere ve toplumlarına ayrılık tohumları ekilir, onların kendi kendilerine karar alması imkansız hale getirilip, adeta efendisiz bir iş yapılamayacağı düşüncesi insanların bilinç altına işlenir. Tam da Türkiye’nin Kıbrıslıtürklere uyguladığı da bu değil mi?

Bu topluma organize bir şekilde uygulanan psikolojik harekatın sonunda sömürülenlerin sömürü düzenine karşı yapabilecekleri hiçbir şey kalmamaktadır. Çünkü sömürü insanın beyninde başlamaktadır. Hiçbir şey vermeden çok şey almaya alışmış işgalci güçler insanların beynini çeşitli yöntemlerle uyuşturup etkisiz hale getirmektedirler.

Sömürü düzeni üç yolla gerçekleşmektedir. Birincisi; tankla, topla bir ülkeyi işgal ederek onun zenginlik kaynaklarına el koymaktır. İkincisi sömürülecek ülkelerdeki yönetimi yandaşlara, uşaklarına teslim etmektir. Üçüncüsü onları özgürleştirmek, kalkındırmak, çağdaşlaştırmak adına uygulanan maskeli balo şeklidir.

İşgalcimiz tarafından sömürünün her şekli en etkili bir şekilde bütün yaşam alanlarında uygulamaktadır. Çeşitli siyasi partiler,  dernekler, vakıflar, yetiştirilmiş çok özel uşaklar çağdaş sömürü düzeninin uygulanmasında gönüllü uşaklık yapmaktadırlar.

Güzel yurdumuzun eşsiz “ KIYILARINDA”  talan ve sömürü düzeni kendi yandaşlarına dağıtılarak doğa ve çevre tahribatına şahit olmaktayız. Taş ocaklarında, inşaat sektöründe ve diğer üretim alanlarında çalıştırılan çilekeş insanlara asgari ücretten hatta altında ödeme yapılmaktadır. Çoğu zaman emeklerinin karşılığı olan ödemleri aylar sonra alabilmektedirler.

Askeri bölgeler nedeniyle, toprağını ekemeyen, yolları bozulan köylüler arasında da çağdaş sömürü yöntemleri kullanılmaktadır. Küçücük menfaat uğruna sömürülmeye alışmış beyinler tarafından halkın arasına “bunlara bir şey yapılmaz, boşuna uğraşmayın, mücadeleniz boşa gider, toprağın sadece 30 santim üzerinde hakkınız var, bunlar zengin zenginle uğraşılmaz” gibi dedikodular yayılarak halkın malının, malının talan edilmesine vesile olmaktadırlar.

 

Memleketimizin zenginlik kaynağını götürüp halka hiçbir şey vermeyenler ise laf kalabalığı ile günü kurtarmaya çalışmaktadır.

Ya toplumumuz ne yapıyor?

Genellikle çokbilmişlerin sözüne kanıyor. Ne zaman hak arama konusu gündeme gelse sermayenin talepleri öne çıkıyor. İşbirlikçiler ve muhalefet geçinen beceriksizler toplumun kuzu kuzu susmasını sağlıyor.

Bu çokbilmişlerle tek bir tavsiyem var. “ Ne yaparsanız yapın, nasıl yaşarsanız yaşayın, gülebilmek için birini ağlatmayın ve çıkarlarınız için hiç kimseyi satmayın. Unutmayın sessiz, sakin, uysal ama gerçekleri talep edenler vardır. Sanmayın ki zalimin ettiği kardır. Mazlumun ahı indirir şahı… Her şeyin bir vakti vardır”!!!!

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar