Suskun kalmamız sizi cesaretlendirmesin!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Suskun kalmamız sizi cesaretlendirmesin!

16 Mart 2022 - 10:46

Şu Ankara kaynaklı ekonomik kriz günlerinde gözü doymak bilmeyen patronlara sorulması gereken zorunlu bir soru var; bu soru işçiyle köle arasında ne farkın olduğu sorusudur. Köleci toplumda köle sahipleri kölelerin sahibiydi, onları üretimde çalıştırıyor, üzerlerinde onları gerekirse öldürmek dahil her türlü tasarrufta bulunabiliyorlardı.

Yani patronların hakları sınırsızdı. Kapitalist toplumda ise işçiler hukuki olarak özgür insanlar ve iş güçlerini belirli bir anlaşma karşılığında ücretle patronlara satıyorlar. Peki, emeklerini sattıkları patronlarından emeklerinin karşılığını zamanında alabiliyorlar mı? Sosyal hakları yatırılıyor mu?

Ekonominin motoru üretim, üretimin motoru ise işçiler. İşçiler kriz günlerinde canlarından olma pahasına, üstelik hemen hemen hiçbir güvenlik tedbiri alınmadan çalıştırılıyor. Egemen sınıf, yani kapitalistler, düz tarifiyle patronlar sadece işçiler üzerinden artı değer sömürüsü gerçekleştirmekle kalmıyorlar, onların yaşamları üzerinde de büyük vurgunlar yapıyorlar!

Hakları gasp edilen emekçi ve işçilerin yaşadıkları karşısında artık zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri olmadığını anlamalıdır. Bugün acımasız kapitalizm onları zincirle sadece üretime ve sömürüye değil, aynı zamanda canlarını da kaybetme tehlikesiyle ölüme bağlıyor. Bu durum bıçak kemiği delip geçince isyanla sonuçlanacağını söyleyenler de var.

Patron çalıştırıyor, bunun adı ücretli kölelikten tam köleliğe dönüş, çalışanların köleleştirilmesidir. Sermaye ve onun iktidarları ülkede ve hemen hemen tüm diğer ülkelerde bu yönde aşırı bir zorlamada bulunuyorlar ve işçiler eğer haklarını alabilmek için direnişe geçmezlerse patronuna parasız çalışmaya devam edecek.

İşçileri ve kafa, kol emekçileri hemen hemen yerde bu durumlar karşı karşıya gelmeye başlıyor ve “sürü bağışıklığı” sürüye saydılar bizi diyerek kendi aralarında söylenmeye devam ediyorlar. Patronun kullandığı yönteme, açlıktan ve parasızlıktan ölen ölür, kalan sağlar bizimdir yöntemine mahkum ediyorlar.

Ayrıca ülkemizde Ankara’ya bağımlı ekonominin derinleştirdiği kriz nedeniyle işten atılan işçilerin sayısı her geçen gün artarken, açlıktan ölmeye mahkum ediliyor. Sermaye ve sarmaş dolaş oldukları destekçileri siyasiler çalışanının her türlü ihtiyacını karşılamak yerine onları ya beş parasız çalışmaya ve açlığa mahkum ediyor.

Evet, her şey kara mizah gibi!  Sömürü düzeninin geliştiği, bu gelişmenin de sermayenin lehine kullanıldığı bir gerçektir. Bu nedenle kapitalizmin, kapitalist uygarlığın insanlığı mahkum ettiği sonuçlar da bunlardır.

Bunların üzerine bir de ülkenin bir işgalci tarafından tutsak alınmış lığı da biniyor. Bu düzen her tarafından pis kokular saçarak çürüyor ve ayakta ölüyor. Kimsenin kuşkusu olmasın, bütün bu yaşananlar işçi ve emekçilerin bilincine yıkıcı bir davranışın girmesini kolaylaştıracaktır.                                               

Bu gün çalışan emekçileri hiçe sayanlar yarın bin pişman olacaklar.                                                                                    O zaman da onlar için iş işten geçmiş olacak…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar