TARİHİN AKIŞINI DURDURAMAYACAKLAR
Kazım Denizci

Kazım Denizci

TARİHİN AKIŞINI DURDURAMAYACAKLAR

13 Ocak 2020 - 06:00 - Güncelleme: 13 Ocak 2020 - 08:58

Bir toplum ya da varlık kendi özüne nasıl bu kadar ters düşebilir, nasıl yabancılaşıp değişebilir, yaşatıldığımız bu koşullar altında değişim ve dönüşüm yaşadığımızı biliyorum ama bu kadarı da fazla. Toplumun bazı bireylerinden, insanlığı kalmayanlardan nasıl bir canavar yaratılır, bir insan nasıl başka bir insanın çocuğuyla beraber babasını da öldürür?
Bir baba düşünün ki 7 yaşındaki oğluna defalarca tecavüz edere ardından da vahşice katleder, yargılanır hakkında hüküm verilir ama cezasını çok bularak düşürülmesi için yeniden yargıya baş vurur. Bu ülke yarısını öyle bir duruma soktunuz ki sorulara normal zamanlarda, normal mekanlarda ve normal koşullarda cevap veremezsiniz.
Ama eğer bir gün cehennemin karanlık yüzü olan bu ada yarısını tanırsanız bu soruları sorduğunuz için size gülerler. Çünkü bu esir Kampı görünümlü yapı, henüz sosyolojik olarak tanımı yapılmamış ve işgalin yaşam bulduğu bir yer. Ve belki de bir sıralama yapılırsa dünyanın en korkunç yerlerinden biri.
Evet, vahşet ve zulüm ocağına dönüşen, kansız soykırım ve asimilasyon  uygulanan bu vahşi kampın dünyada başka bir örneği yoktur ve bu kamp hiç kimse tarafından sahiplenilmiyor. Uluslararası hukukun ilgilenmediği, BM ve AB tarafından dahi görünür olmaktan kaçınılan mülteci kampına döndürülüşü ile de  hiçbir şekilde ilgilenip gündemine almıyor. 
Deyim yerdeyse bütün dünyanın kötüleri adamıza taşınan kara çarşaflara, kara bir zihniyete büründürülüp bu topraklara salınmış ve şimdi bu güruh ile boğuşan bir avuç insan kendi toplumunun varlığını  ve özgürlüğünü korumak için bin bir türlü odak ile savaşmak durumunda kalıyor. 
Biliyorum çoğu okuyucu bu yazıyı okuduğu zaman şunu soracaktır: “Bütün bu zulüm, vahşetler, baskılar bu esir kampı yaşamında yaşanırken muhalefetiniz ve yönetiminiz ne yapıyor” Bu sorunun cevabını, şayet bu ülkede demokrasi, insan hakları kalmış ise insanlık vermelidir.
Akdeniz de paylaşılamayan bu adada beni hiç sevmeyenler olabilir, bırakın sevmeyi bana hep düşman oldular. Bunun sebebi ise çok basitti. Birilerinin hep tekerine çomak sokuyor, tezgahlarını  bozmakla, memleketi soyan, milletin parasını cebe indirenlerle kavgamız daha da büyüyecek.
Kıbrıslıtürkler unutkandır, balık hafızalıdır derler. Doğrudur yalnızca unutkan değil çıkarcı ve menfaatçi bir yapısı da vardır ayni zamanda… Yaşadığımız 45 yıllık savaş sonrası süreçte bize adaleti, hakkı ve emeği savunduğunu iddia edenlerin yalnızca kendi menfaatlerini düşündüler.
Ben bunlara fırıldak diyorum çünkü siyaseti de bunun için yaptıklarını bu uğurda Ankara talimatlarını rejim yanlısı partilerden daha güzel ve eksiksiz uyguladıklarını kanıtladılar. Topluma ihanet ettiler 
Türkiye AKP ve Erdoğan liderliğinde faşist diktatörlük rejimi ile ittifak halinde Kıbrıslıtürklere karşı uyguladıkları kansız soykırım ve asimilasyondur ama başaramayacaklar. Türkiye’de de Kürt halkını yok etmek için uyguladıkları vahşet, katliam, barbarlıkları ile korkutup sindireceklerini, tüketeceklerini sanıyorlar ama başaramayacaklar…                                 
Tarihin akışını durduramayacaklar, ne Türkiye’de ne de Kıbrıs’ta varlıklarını sürdürmekte karalı halklar vardır ve hep var olacaklar. Ama halklara bu zulümleri yapanlar ve destekçileri hep birlikte gidecekler. Gitmeleri de yetmeyecek halk mahkemelerinde yargılanacaklar... 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar