TECAVÜZE UĞRAYAN ÜLKEM, BAHTI KARA TALİHSİZ ÜLKEM...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

TECAVÜZE UĞRAYAN ÜLKEM, BAHTI KARA TALİHSİZ ÜLKEM...

28 Aralık 2019 - 08:10

Sen ne işgallere uğradın, ne uygarlıkların elinden geçtin.... ne yalanlar, talanlar, asimilasyon, soykırımlar yaşadın... ne depremler, felaketler atlattın...Gene atlatırsın demek isterdim sana Akdenizin edalı kızı ama affet bizi, diyemiyorum... 
Sen böyle bir talan, böyle bir işgal, böyle bir peşkeş yaşamadın ki daha önce... Venedik karanlığına, Osmanlı zulmüne, İngiliz'in talanına direndin... öncesinde daha nelere göğüs gerdin... Ama üzerinde hiç bu günkü kadar onursuz bir ve kirletilmiş bir toplum yaşamadı...
 Daha önce hiçbir toplum seni bu kadar satmadı, parçalamadı... Hiçbir yöneticin bu kadar senden nefret etmedi... Bu yaşatılanlara direnmeye çalışıyoruz ama sanırım direnemeyeceğiz, ne sen ne de ben.... Bizi, beni, seni parsel parsel satanları affet diyemem sana, ama yine de beni affet güzel ülkem... Bizim sayemizde sen doğanı, çevreni bütün güzelliğini, özgürlüğünü, bütünlüğünü kaybedip tutsak edildin.
Kıbrıslıtürkler işgalcisine tutsak edildi, rehine durumuna düşürüldü, seni mağlup edene çeşitli entrikalarla yeniden mağlup olmamalısın. Kıbrıslıtürkler Barışa ulaşma savaşının galibi oluncaya dek mücadelesini sürdürmeli ve uluslararası  toplumun desteğini talep etmeyi sürdürmelidirler.
"Barış, sadece siyasi bir çözüm anlaşmasına ulaşmak değildir. Barış kültürü, sorunlara tehdit, baskı, şiddet ve şantaj yoluyla değil, diyalog ve diğer insani yollarla çözüm arayabilmek, farklılıklara rağmen ona  uzlaşabilmek, eşitlikçi, çok kimlikli ve çoğulcu düşünebilmektir. 
Dikkat edilirse bütün bunlar ulaşmaya çalıştığımız seçenek olduğu için değil, bir zorunluluk olduğu için federal çözüm modelinin işlevsel olabilmesi için de gereklidir". Tam bağımsız, toprağı bütün,özgür ve güvenlik sorunu olmayan silahsız askersiz bir ada yaratmak mümkündür.
***
2020 yılını geride bırakmaya birkaç gün kala,Türkiye'den ithal edelin en önemli ürünlerin birinci sırasında yer alan Ekonomik krizin vurduğu bu toplumda, ülkeye egemen olanların ilk başvurduğu çarelerden biridir, Vatan, millet, Bayrak milliyetçilik ve savaşlardan bahsetmek.
Kıbrıs’ın kuzeyinde fakirleştirilen, fukara sınıfına düşürülen, bu toplumun hayat pahalılığı ve alım gücü her geçen gün sözde kurtarıcısı tarafından düşerken, sözde devletin kaliteli hizmet sağlamakla yükümlü olduğu başta eğitim, sağlık, altyapı ve ulaşım olmak üzere her alan tel tel dökülüyor.
Utanma ve sıkılma duygularını tamamen yitiren sözde bakanlar, siyasiler ve vitrinde süs gibi duran muhalefeti ile, bürokratı, bakanı ile ki aslında bakan biziz toplumdur, onlar hep malı götürenlerdir “kaynak yok” yalan ve mazeretinin arkasına sığınmaya devam ederken, aslında kaynağın da kaymağın da bu ülkede olduğunu biliyorlar.
Benim ülkemde her gün ölümlü ya da yaralanmalı iş “kazaları”, trafik ve Trafikte işlenen cinayetler, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet, baskı sonucu hayatına son veren kadın, taciz ve tecavüz ile gittikçe artan suç oranları haberleri her gün gazete sayfalarını dolduruyor.
 Ülkemizde parmak kadar sayılacak kadar olan bir avuç zengin her gün daha da zenginleşip sayıları artmaya devam ederken, yoksullar ve dar-orta gelirli yurttaş her geçen gün daha da yoksullaştırılırken, insanımız sadece en temel ihtiyaçlarını, yani yaşam kaynağı olan gıda giderlerini düşünmek zorunda bırakılıyor.
Yerli işbirlikçi kukla hükümetlerin ve ona alık alık bakan ve seyreden cansız cılız bir muhalefet var bu kokuşmuş adada, Toplumun (eğitim, sağlık, ulaşım, barınma, enerji gibi) karşılamak zorunda oldukları bu zaruri hizmetleri sağlamaktan kaçınarak yurttaşları gelirlerinin büyük bir kısmını bu kalemlere harcamak zorunda bırakıyor, Çarkı böyle kurdular.
Yolsuzlukların üzerine gitme bahanesiyle hükümet kurup hükümet bozan "DARBECİ" hükümetin temiz toplum vaadi ile göreve gelen küçük olan ortağı, tecrübeli ve kaşarlanmış olan büyük ortağının mevcut keyfi ve partizanca davranışlarını dahi sessizce izlerken ülkenin başbakanı, göreve geldiğinden beri ülkede kaldığı günler sayılı ama gezip dolaşmaktan fırsat bulamıyor. Nereye kadar???

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar