Tehdit şantaj vs ile çözüm imkansızdır!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Tehdit şantaj vs ile çözüm imkansızdır!

11 Ağustos 2018 - 16:58

Erdoğan ağzından köpük gelircesine, kin ve nefretle HDP’yi destekleyip Meclis’e taşıyanlar hesap verecek diye bas bas bağırıyor. Adete çıldırıyor, kudurukluk yaşıyor.

Şaşırtıcı mi?

Elbette ki hayır!

Peki bu bağırma halleri normal mi?

Asla!

Durup dururken neden bu nefret dolu açıklamalar  neden yapılıyor?  hangi gerekçe ve saikle? İnsanar genelde sorumluluklarını yerine getiremeyince başka kimseleri suçlayarak kendilerini savunma refleksi geliştirirler. Bir günah keçisi bulup onun üzerine yığar tüm mesuliyeti. Bu kadim bir yöntemdir. 

Ve çoğu sefer başarılı bir yöntemdir de! Tek gereken şey, kitlenin meseleleri perde arkasıyla birlikte idrak etme yeteneğinden yoksunluğudur. Kitleler de zaten bu yetenekten genelde uzaktır. Hal böyle olunca günah keçileri asıl sorumluların can simidi olur. Suçlar onlara fatura edilir ve asıl günahkar merciler temize çıkar.

Özellikle son beş yıldır yönetemeyen bir iktidar var karşımızda. Ne içeride ne de dışarıda karşılaştığı hiçbir soruna çözüm üretemeyen iktidar, boyuna bahane üreterek yönetme krizini yönetmeye çalışıyor. Yönetemediği süreçleri algı yönetimi üzerinden yönetme çabasıyla yol alıyor. Ve şimdiye kadar da başarılı oldu. 

Günde beş vakit farz eda edercesine dış mihraklar deyip içinde bulunduğu acziyet halini bastırmaya çalışan iktidar, zaman zaman da içeride de belli odakları hedef yapıp bu acziyetine perde kılmaya devam ediyor. Yönetememe krizi derinleştikçe bu vurgular da daha sıklaşıyor ve belirginleşiyor.

Dış politikada neredeyse her adımında çıkmaza giren, kavgalı olmadığı hemen hemen hiçbir komşu ve ilişkili olduğu ülke kalmayan, içeride daha önce müttefik olduğu FETÖ ile kanlı bıçaklı olan, bu bahane ile alakalı alakasız herkesi yeter ki muhalif olsun bir şekilde ilişkilendirip cezalandıran iktidar, son dönemde artık ayyuka çıkan ekonomik krizden sonra daha farklı ve yeni hedefler seçip suçu üzerinden atma girişimlerinde bulunuyor. 

Kendince “şer” cephesini çeşitlendirerek ve genişleterek krizin öznesi olma gerçeğini örtbas ediyor. Henüz seçimin üzerinden iki ay geçmeden ve Meclis doğru dürüst çalışmadan HDP’yi bir“şer” odağı yapıp bununla da yetinmeyip ona destek olanları hesap vermekle tehdit etmek başka nasıl izah edilebilir? Seçim öncesi HDP’yi baraj altında bırakmak için her türlü yasal olmayan yolları denemelerine rağmen bunu başaramayanlar şimdi hesap sormak ile tehditlerine devam ediyor. 

Tehdit dili ve yöntemi çare olmadıkça bu dil ve yöntem terk edileceğine daha da etkin bir şekilde kullanılıyor. Normalde çözüm olamayacak yöntemler terk edilmeliyken içinde bulunan halin olağanüstü lüks ve anormalliği çözüm olamayacak yöntemleri vazgeçilmez kılıyor. Bu da yaşanan krizin ne derece içinden çıkılmaz boyutta olduğunun göstergesidir. Krizleri yeni krizler üreterek çözme umut ve anlayışında olmak biçareliğin dibe vurduğunu ortaya koyuyor.


Bütün olumlulukları kendi hanesine, tüm olumsuzlukları da muhaliflere yazan bir anlayış haddi zatında travmatik bir anlayışın ve sağlıksız bir psikolojinin ürünüdür.

Baskı ve tehdit ile sorun çözmeye çalıştıkça iktidar daha çok kriz üretiyor ve bunun faturasını daha ağır bir şekilde ödetiyor. Şimdiye kadar bu yöntemle; algı yönetimi ile koltuğunu korumayı başaran iktidarın bundan sonra da başarılı olacağını beklemek yanlıştır. Her yolun bir sonu vardır ve bu yol artık çıkmaz sokakta sonlanacak mecraya doğru girmiştir.

Bin bir seçim hilelerini devreye koyarak kazandığını zanneden hiç bir diktatör belki seçim yolu ile koltuğundan sökülüp atılamaz ancak halkların isyanı ile devrime dönüşecek bir fırtına ile sökülüp atılacak. Hep beraber bu gerçekliğe tanık olacağız o gün yaklaşıyor galiba.


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar