TEK YUMURTA İKİZLERİ: HİTLE VE ERDOĞAN, SURİYE,IRAK,LİBYA,...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

TEK YUMURTA İKİZLERİ: HİTLE VE ERDOĞAN, SURİYE,IRAK,LİBYA, KARABAĞ VE "KKTC"SEÇİMLERİNDE KELLE SİTİYOR

02 Ekim 2020 - 16:41

Tufan hocayı eleştirmekten ben kaçındık o çizilen daire içinde rejimle uyum içinde açıklamalar yapıyor. İrade Lefkoşa'da mı gerçekten özne Kıbrıs Türk toplumu mu? Eğer böyleyse ben ve benim gibiler bu ada yarısında yaşamıyoruz. Ne deyim CTP'de tabandan tavana değişim devam ediyor.

***

ERHÜRMAN: İRADEMİZİ TARTIŞMA KONUSU YAPTIRMAYIZ

Cumhurbaşkanı adayı ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının iradesinin tartışma konusu yapılamayacağını söyledi. Erhürman, “Bu tartışılacak bir şey değil. İradenin nerede olduğunu birileri tartıştırmaya kalkıyorsa, bunun karşısında ilk ben dururum. İrade burasıdır” dedi.

***

Baskın Oran Artıgerçek'teki yazında bakın ne yazıyor, aynen yayınlıyorum

"Tek yumurta ikizleri: KKTC ve Dağlık Karabağ

Türkiye’nin Dağlık Karabağ konusundaki şu andaki taşkın tutumu hayret verici.

Biz ikiz çocukları, birbirlerine çok benzemelerinden anlarız. Burada daha da ilginç bir durum var: İkizlerin ana-babaları da birbirine benziyor:

1) KKTC, hukuken Kıbrıs Cumhuriyeti toprağı olan K. Kıbrıs’a Türkiye’nin el koymasıyla 1974’te doğdu. D. Karabağ Cumhuriyeti (2017’den beri resmî adı: Artsakh Cumhuriyeti), hukuken Azerbaycan toprağı olan D. Karabağ’a Ermenistan’ın el koymasıyla 1989’da doğdu. Türkiye’nin askerleri (35.000) KKTC’de, Ermenistan’ın askerleri de D. Karabağ’da konuşlanmış durumda.

2) KKTC’yi, Türkiye hariç, dünyada hiçbir devlet tanımıyor. D. Karabağ’ı da kimse tanımıyor. Hatta Ermenistan da tanımıyor, çünkü tanırsa, burası önemli, aynen Türkiye’nin “Kıbrıs’ta çözümsüzlük çözümdür” tezi gibi bir kemikleşme ortaya çıkacak. Bu da hem (aynen Türkiye’ye Kıbrıs meselesinde bişey kazandırmadığı gibi) Ermenistan’a bişey kazandırmayacak, hem de ileride başlayabilecek müzakereleri zorlaştıracak. 

3) Hem Türkiye hem Ermenistan, yarattıkları fiilî durumu zaman içinde kabul ettirmeye çabalıyorlar. Bu sebeple, bu iki devletçiğin ortalıkta fazla konu edilmesini istememeleri normal. Bu hususun önemi şurada ki, D. Karabağ’daki son çatışmaları kimin başlatarak konuyu birdenbire uluslararası politika sahnesine çıkarttığı sorusuna bir cevap getiriyor."

Türkiye’nin D. Karabağ konusundaki şu andaki taşkın tutumu hayret verici. Sanki, sadece AB’de değil, tüm uluslararası platformlarda eline-koluna ters kelepçe vuran bir KKTC konusu yokmuş gibi pervasız. Şöyle ki:

CB Erdoğan: “Türkiye tüm imkanları ve tüm kalbiyle dost ve kardeş Azerbaycan’ın yanında olmayı sürdürecektir.”

FAŞİST TIRMANIŞA TESLİM OLUNAMAZ.

Erdoğan rejiminin bu günkü uygulamalarına en yakın örnek olarak Türkiye’deki 12 Eylül rejiminin ortaya koyduğu gibi, faşizm totaliter bir rejimdir. Bu rejimin etkilerinden uygulamada Kıbrıslıtürler de nasibine düştüğü oranda etkilenmektedir.

Burjuva düzenin olağan işleyiş kurum ve kurallarını yok eder, burjuva demokrasisi adına ne varsa ezip geçer, işçi sınıfının ve diğer devrimci, demokrat güçlerin örgütlerini dağıtır, tutuklama dalgalarıyla, baskı ve işkenceyi sistematik hale getiren uygulamalarıyla toplum üzerinde mutlak bir diktatörlük kurdu.

Faşizm iktidara yerleşmeyi başarıdı, kitlelerin en temel demokratik haklarını yok ederek, baskı ve zorbalığı egemen kılarak toplumun yaşam ışığını söndürüyor.

Toplumda, olumsuz etkileri varlık süresiyle ölçülemeyecek denli derin yarılma ve yıkıntılara neden oluyor.

Ne var ki, kitleleri koyu bir karanlığa sürükleyen ve sindiren faşist rejimler, yaşamın diyalektiği nedeniyle, çeşitli iç ve dış tepkilerin birikimiyle sarsılmaya ve nihayetinde son bulmaya mahkumdur.

Bu faşist rejimin ne şekilde son bulduğu, toplumun takip eden sosyal ve siyasal yaşamına bütünüyle damgasını basacak denli önemlidir. 

Türkiye'de tesis edilen faşist rejim bir halk mücadelesiyle yıkıldığında, onun toplumsal ve siyasal yaşamda yarattığı tahribatın izleri daha kısa sürede ve daha derinden zamanla

ortadan temizlenecek.

Fakat faşizm 12 Eylül örneğinde olduğu üzere tepeden kontrollü biçimde çözüldüğünde, onun toplumsal ve siyasal kurumları, kuralları, demokrasi karşıtı yasaları ve işleyişleri kolayına tasfiye edilememektedir.

Hepsinden önemlisi de, bütün bu faktörlerin birlikte belirlediği olumsuz bir toplumsal-siyasal ruh hali uzun süre etkisini sürdürmektedir, işte 12 Eylül anayasası ile yasaları ile ve yönetim anlayışı ile Türkiye'de dimdik ayaktadır.

Bugün işçi-emekçi kitlelerin yaşamını tehdit eden savaş ve faşizm belâsından kurtulmanın ve insanın zulme direnmesini sağlamanın yolu mücadeleyi yükseltmekten geçiyor. Başka bir seçenek yok!

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar