Toplumsal yozlaşma okumayan bir toplum…
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Toplumsal yozlaşma okumayan bir toplum…

06 Eylül 2020 - 07:40

Bugün ne yazık ki kitap ve gazete okumayan bir toplum haline geldik, bakar kör haline gelen bir toplum olduk. Bu durum bir stratejik politika sonucu topluma aşılanmıştır. Okuma, bilme öğrenme, durum budur. Atatürk’ün akıl ve bilimi eğitimi çağdaşlığı miras olarak bıraktığı bir toplum, nasıl olur da gözlerinin önünde söylenen onca yalanlara yaşananlara inanır bunu görmezden gelir. Demek ki her şey yalanmış...

Nüfusunu bilmediğimiz bir ülkede kaç kişinin kitap ve gazete okuduğunu düşünmek, okumayan insanı ilkokul mezunuyla eşdeğer görmek o toplumun bakar kör olması değil mi? Maalesef gerçekler acıdır... Sadece bakan ama görmeyen duyarsız mazohist bir toplum olmak, buna örnek ”’bana dokunmayan yılan bin yaşasın” işte tüm akılsızlığın körlüğün resmi. Kör toplum körletilmiş toplum yaşananları görmemesi duymaması için en kolay yolun uyumaktan uyutulmaktan geçtiğine inanır oldu artık.

Ama birde uyanıklar var, körleştirilen bu topluma kendi  kuruldukları koltuklarda birilerinden aldıkları  görevi ( MİSYONU) yerine getirmenin zevkini yaşayanlar. Çünkü akıl hocaları, efendileriyle birlikte bunun zevkini birlikte tadan yalakalar dalkavuklar dır onların adı. Ya muhalif olarak ortaya çıkıp halkı kandıranları hangi sınıfa koyacağız? İşbirlikçi, kuklalar, Tayibin uşakları değiller mi?

Onlar her zaman kazanır, kazandıkça patlayıncaya kadar yiyip yutuyorlar ama kör ve duyarsız toplumlar daima aynı acıyı zorluğu çileyi sıkıntıyı açlığı yoksulluğu yaşar. Yani her halk layık olduğu biçimde yönetilir. Kıbrıslılar bunu hak ediyor mu, kimliği, kişiliği elinden alındı ama sesi çıkmıyor. Yaşadıklarının cevabını bugün değil, belki de yarın hatta yıllar sonra bile sorsanız cevabını kimse veremez.

Güdülmüş toplum, körleştirilmiş toplum, her söylenen yalanlara ve yaşananlara inanan çıkarcı toplum. Kendi dünyasında korkunun yoksulluğun, fukaralığın, mutsuzluğun, gelecek endişesini bile düşünemeyecek kadar sağırlığının vurdum duymazlığının döngüsü içinde yapayalnız kalacaktır. Kendinizi ve çocuklarınızı düşünmediniz, bari torunlarınızı olsun düşünün diyeceğim ama çıkarlarınız torunlarınızı geleceğini önünde geliyor.

***

Yozlaşma “Yozlaşma nedir” yazınca, Google'da şu açıklamalar çıkıyor: “Özündeki iyi nitelikleri birtakım dış etkenlerle zamanla yitirmek, soysuzlaşmak, özünden uzaklaşmak, bozulmak, dejenere olmak, tereddi etmek. Manevi anlamda değer yargılarını, özelliklerini ve niteliklerini yitirmek. Yapının bozulması.”

Yozlaşma algısı, kişiden kişiye, içinde yaşanılan doğal, toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullara bağlı olarak değişebiliyor. Yine de, çeşitli alanlarda yaşanan yozlaşma örnekleri ve bunların yaygınlığı, yozlaşma algısını kolaylaştırıyor. Ülkenin böylesine bir süreçten geçtiğini söylemek, yanlış olmuyor. 

Örneğin televizyon seyredenler, haberlerden açık oturumlara, spor programlarından eğlence programlarına, magazin programlarından dizilere kadar, yozlaşmanın örneklerini görüyorlar. Kimileri, bu nedenle, “Artık haberleri izlemiyorum” diyor.

Kültürel yozlaşma, siyasi yozlaşmanın da bir ürünü olarak genellikle ekonomik ve siyasi güç açsından diğer toplumlardan daha geride bulunan ve diğer toplumlar ve onların kültürleri ile çeşitli şekillerde etkileşim içerisinde bulunan toplumlarda karşımıza çıkmaktadır.

Günümüzde toplumlar arası etkileşimin önemli araçlarından olan medya iletişim araçları ve  televizyondur. Televizyon ile birlikte her eve giren internet sayesinde sosyal ağların da bugün her eve girmiş olduğunu ve pek çok kişiyi şu veya bu şekilde etkileme potansiyeline sahip bulunmaktadır.

Öyle ki Sosyal medyada, Youtube ve ya televizyonda ekonomik toplumsal ve siyasal hiç bir değeri olmayan suni bir program, yayınlandığı günün ertesinde birçok kişi tarafından konuşulur, üzerine yorumlar yapılarak tartışılır olmuştur.

Medya ve televizyonlardaki bazı programların bilinçli olarak pompaladığı içi boş düşüncelerin insanların üzerinde ciddi etkiler, tahribatlar meydana getirdiği görülebilmektedir. Toplumların yönlendirilmesinde en etkili bir araç olarak kullanılmaktadır.

Tüm sosyal medya araçları ve  Televizyonun insanlar üzerindeki yarattığı etkileri çoğu zaman sahip olunan siyasal, kültürel değerlerin bozulmasına, hatta sahip olunan siyasi bilinç ve kültürel değerlerin çağdışı şeyler olduğuna insanların inanmasına yol açmaktadır. Bizler de toplumsal yapımız bozuluyor diye şikayet ediyoruz. Yalnızca şikayet yetmez, sorumlu olduğumuz bu yaşamdan kendimize de çeki düzen vermeliyiz.

Yozlaşmanın yozlaşmayı beslediği görülüyor. Yozlaşma olduğunu algılamadan, yozlaşmayla mücadele edilemiyor. Öncelikle toplumun içine sokulduğu “yozlaşmayı algılamama cenderesini” kırmak gerekiyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar