Türkiye ve yavrusunu kana bulayan çeteler ve mafya babaları
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Türkiye ve yavrusunu kana bulayan çeteler ve mafya babaları

31 Mayıs 2021 - 09:36

Kıbrıs’ta sivil direnişi örgütleyen isim olarak bilinen emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, “Halkın mukavemetini artırmak için düşman yapmış gibi bazı değerlere sabotaj yapılır. Mesela bir cami yakılır. Kıbrıs’ta biz bunu yaptık. Bir cami yaktık” demedi mi?

***

Kıbrıs’ta 1955-58 yılları arasında 16, 1963-74 arasında ise 100’den fazla cami, mescit ve türbe Rumlar tarafından tahrip edildi. Baf’taki Cami-i Cedit 1964’te yakılarak yerle bir edildi. Lefkoşa‘daki Ömeriye ve Bayraktar camileri de defalarca bombalandı. Bunlarla da kalınmadı bu soysuzlar.

***

Solcu Kıbrıslı Türklerin “vatan haini” ve “düşman” ilan edildiği bir dönemdi TMT yılları, BEY düzeni.  Ve ilk kurşunlar PEO Türk Bürosu başkanı sendikacı Ahmet Sadi Erkurt’a sıkıldı. Sabahleyin karısı ile sokağa çıkan Erkurt maskeli adamların kurşunlarına hedef oldu ve ancak cesur karısının göğsünü siper etmesi sayesinde saldırıdan yaralı olarak kurtulabildi. Devam edelim

***

TMT “Vurucu Ekipleri” Hakiki Türk olmayan bir Hain daha (Vurucu) Ekiplerimiz tarafından ortadan kaldırılmıştır. Gelecekte de bu gibi hainlerin ortadan kaldırılması devam edecektir. Ancak şu an için bu gibi kişilere son bir şans veriyoruz. Önce tehdit sonra kanlı cinayetlerini bu adada uyguladılar

***

Ahmet Yahya’yı TC yönetimindeki TMT katletmedi mi? Türk Eğitim Kulübü (TEK) Yönetim Kurulu üyesi berber Ahmet Yahya (26), 29 Mayıs 1958 tarihinde yatağında uyurken faşist kurşunlarla öldürüldü. Ahmet Yahya’nın bir solcu olduğu için infaz edildiğini biliyoruz.

***

Saymakla biter mi? 24 Mayıs 1958 tarihinde gerçekleşen bir başka suikast sonucunda Fazıl Önder öldürüldü. Suikastın TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı) tarafından düzenlendiği apaçık ortadadır. Önder'in öldürülme emrinin, birleşmiş Kıbrıs fikrini destekleyen sosyalist eğilimlerinin yanı sıra Taksim yani bölünme politikasına karşı tutumunun getirdiği tehditler nedeniyle gerçekleştirildiğine dair en ufak bir şüphem yoktur.

***

Kıbrıs'ta yayımlanan Cumhuriyet gazetesini çıkaran, Kıbrıs Türk Halk Partisinin kurucuları olan Ahmet Muzaffer Gürkan ve Ayhan Hikmet, 23 Nisan 1962'yi 24 Nisan'a bağlayan gece faili meçhullere yazılan ama failleri bilinen cinayetlere kurban edildiler.

***

Bu yurtsever İki gazeteci de evlerinde öldürüldü, Hikmet'in cinayeti yatağında, karısının gözü önünde gerçekleşti. Bu cinayetler, Cumhuriyet gazetesinin 23 Nisan 1962 tarihli nüshasında, Bayraktar Camii'nin bombalanması olayıyla ilgili açıklamaların yapılmasının hemen sonrasında TC tarafından kurulup idare edilen TMT tarafından katledildiler.

***

Türkiye'nin kirli işlerini aklama merkezine dönüştürdüğü Kıbrıs’ın kanlı tarihi, Türk faşizminin tertipleri  ve cinayetleriyle dolu. Bunlardan en çok konuşulanı, gazeteci Kutlu Adalı'nın öldürülmesi... Kutlu Adalı'nın katledildiği dönem, Kıbrıs Türk Sivil Savunma Teşkilatı'nın başkanlığını Galip Mendi'nin yürüttüğü dönemdir. Bu dönemde, Adada kontrgerilla faaliyetlerini örgütlediği ve yönettiği gerçekleri hep inkar ediliyordu.

Mendi, bu karanlık döneme rağmen (hatta belki bunun ödülü olarak!) 2000 yılında Kuzey Kıbrıs Güvenlik Kuvvetleri Komutanı olarak atandı. Şimdi bu yönde itiraflar yapılıyor bir çete reisi tarafından, peki ne olacak ? Çok ileri gidilirse bu cinayeti ölmüşlerin üzerine atıp yine üzerini örtecekler.

***

TMT’nin Türkiye’den gelen subayların emrine girmeden önce de, yani 1958 yılının Ağustos öncesinde işlenen bu cinayetleri ne o dönemin TMT yetkilileri, ne de daha sonrakiler üstlendi. Cinayetlerin TMT’ye mensup kişiler tarafından işlendiğini ısrarla reddettiler ve olayları bir sis perdesi ile örttüler. Bundan sonra ne olur? Türkiye ve yavrusunu yöneten çeteler ve mafya babaları ne derse o olacak

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar