Türkiye'de ekonomi 'mükemmel fırtına'ya yakalandı!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Türkiye'de ekonomi 'mükemmel fırtına'ya yakalandı!

24 Mayıs 2018 - 07:52

Rekordan rekora koşan dolar, büyüyen cari açık ve enflasyon... Türkiye ekonomisi felakete sürükleniyor. Mesele sadece para politikası mı? Uzmanlar “mükemmel fırtına” koşullarının oluştuğunu belirtiyor. Bu fırtınaya ezilenler ve emekçiler olarak bizler direnemeyiz, zaten battık be ana daha da dibe vuruyoruz. Anamızın kuyruğunda maşrappa olmanın bedelini bizler Kıbrıs'ta çok daha ağır ödüyoruz. Sayın başbakan "KKTC" hükümeti olarak bu halkı koruyacak ne gibi tedbirler düşünüyorsunuz? Yoksa hala daha bakanlar kurulunda meseleyi tartışıyor musunuz? Sizler tartışmaya devam ederken bu millet de hepten yanacak bu ekonominin ağırlaşan şartlarında.NEREDE BU DEVLET? 

***

Türkiye’de 24 Haziran çifte seçimleri yaklaşırken, ülke ekonomisi AKP iktidarı altında eziliyor. Son haftalarda dolar ve Euro her gün rekor üstüne rekor tazeliyor. Türkiye hükümetinin tüm muhalif kesimler üzerindeki faşizan politikaları, yıkıcı iç ve dış siyaseti, halklara yönelik sömürgeci yaklaşımı, savaşlar, yolsuzluk, jeopolitik dengeler ve küresel mali eğilimlerle birlikte, Türkiye ekonomisi hiç olmadığı kadar kırılgan hale geldi. Dolar, Çarşamba günü ( dün) 5 TL sınırına yaklaştı. Dolar/TL kuru karşısında, yükselişini sürdürerek, Euro 4.9253 ile tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. ABD Doları'nın önemli piyasa paraları karşısındaki yükselişini sürdürmesi, en çok da gelişen pazarlar üzerinde baskı kuruyor. Ama Türkiye halkları iflasların son günlerde artarak devam ettiğini öğrenemiyor. Siyaset ve seçim sürecinde gerçek haberleri alamadığı gibi ekonomideki batış ve kötü gidişi de öğrenemiyor. Tüm medya ve haber kanalları AKP ve Erdoğan hükümeti tarafından kontrol altında olduğu için halka ve kamu oyuna doğru ve şeffaf  bilgi akışını engelliyor. NASIL DEMOKRASİ AMA?

***

Sermayenin seçimi, Sermaye sınıfının AKP-MHP koalisyonundan henüz tam anlamıyla vazgeçtiğini söylemek mümkün değildir. Fakat vazgeçme eğilimine girmiş bulunuyorlar. TÜSİAD Başkanı, rahatsızlığını açıkça ifade ediyor artık. IMF hazırladığı raporda, Türkiye ekonomisinin “kötüye” gittiğini belirtiyor. Kötü derken, tabii ki sermaye sınıfı için. IMF, bazı öneriler de getiriyor: İşgücü piyasası daha da esnekleştirilmeli. Kıdem tazminatı kaldırılmalı. Maaşlar ve ücretler enflasyon artışına endekslenmemeli. Özel emeklilik sistemi zorunlu hale getirilmeli. Geçici istihdam uygulamaları yaygınlaştırılmalı. Görüyor musunuz IMF’yi? Daha fazla sömürü, ille de sömürü diye diretiyor. Eğer mevcut iktidar, ülke ekonomisini sermaye sınıfı için avantajlı bir duruma getiremezse (ki artık geri dönülemez bir aşamaya gelinmiştir), 24 Haziran-8 Temmuz seçimlerini Erdoğan ve partileri kazansa bile, bu kesin bir zafer olmayacaktır. Güven ve itibar geri gelemez durumdadır. Yeni bir erken seçim kaçınılmaz olacaktır. ONLAR SEÇİM BİZ GEÇİM DERDİNDEYİZ

***

Emekçinin seçimi,Seçim, asıl emekçi sınıfların seçimidir. Onların oyu ile iktidarlar değişmektedir. Her türlü medya manipülasyonuna, sandık güvenliğinin olmamasına ve eşitsiz propaganda olanaklarına rağmen, emekçi sınıfların tercihi her şeyden önemlidir. Emekçiler, saldırı altındadır. Derin bir ekonomik krizin girdabındadır. Aslolan bunun farkına varmalarıdır. Sanırım bu seçim, o farkındalık eşiğinden geçildikten sonra yapılıyor.

Peki akla şu soru gelir bu durumda: İktidar değişirse emekçinin yaşam koşulları iyileşir mi? İktidar değişikliği sosyalist bir devrim sayesinde olsa her şey değişir. Olmayacaksa, ki en azından bu dönemde gündemde değil, önümüzdeki seçimin yine de sosyal olarak herkesi rahatlatacağı kesin. Ekonomik olarak ise emekçilerin yeni iktidara güven duymaları için yeterli işaret bulunmuyor. CHP-İyi Parti olası iktidarının sermaye sınıfının dayatmalarına, örneğin IMF’nin isteklerine göre ekonomiyi “iyileştireceği” beklenebilir. Yani sermaye sınıfının güvenini kazanmaya çalışacaklardır haliyle. 

Emekçilere düşen, örgütlü olmak (HDP bu örgütlerden biridir ve kuşkusuz en önemlisidir) ve iktidarı değiştiren gücün kendisi olduğunu yeni iktidara da hatırlatmak. İşte o zaman, hiç olmazsa Kıbrıs sorununun çözümü, eğitimin, sağlığın parasız olduğu, asgarî ücretin iki katına çıktığı bir iyileştirme emekçilerden yana yaşanabilir. EMEKÇİLER UYUMAYIN, UYANIN ARTIK YETER

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar