Türkiye'nin bazı sözde demokratları
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Türkiye'nin bazı sözde demokratları

18 Eylül 2020 - 07:24

Recep Tayyip Erdoğan diyor ki "Başka bir yerde insani değerler üzerine bina edilmiş böylesine samimi bir demokrasi, adil bir kalkınma hedefi, köklü bir hak ve adalet ideali bulamazsınız".dedi tam da bu kendini muhalif diye tanıtan soytarılara söylenebilecek avutucu, uyutucu söylemlerle uyutuluyorlar.

Kıbrıs'ın kuzeyine de katmerlenerek bilinçli bir şekilde taşınan Türkiye’nin sorunları nelerdir? Adaletsizlik, keyfilik, baskı, rüşvet, kayırma, torpil. Bu sorunlar Türkiye seçmenini pek ilgilendirmez. Bu sorunlar ya aşırı duyarlı muhalifleri ya da mağdurları ilgilendirir.

 Seçmeni ilgilendiren ekonomidir. Ekonomide ise ölümü gösterip sıtmaya kabul etme metodu uygulanıyor. Yumuşak, uysal muhalif Merdan Yanardağ sen bunlarla ilgilennene. Recep Tayyip Erdoğan neden yıllardır iktidarını sürdürdüğünü anladınız mı?

TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Dr. Merdan Yanardağ kendini ilerici yurtsever addeden birisi olarak satmaya çalışıyor kendini. Sevsinler sizin anlayışınızı. Ne sosyal demokrat, ne solcu ne de ilerici aydın olur bu adamadan...                             

Ben canlı yayında izlemiştim ama şimdilerde videosu sosyal medyada dolaşıyor TELE1 TV de yaptığı programda da görüleceği gibi bu anlayışa sahip kafasızların sayesinde Recep Tayyip Erdoğan 18 yıllık iktidarında adım adım diktatörlüğe nasıl, neden dönüştüğünü görmeniz için yeterlidir. 

Güya Erdoğan rejimi, Mustafa Akıncı’yı rakibiyle devirecekmiş kendi TV kanalında bunu duyura Merdan Yanardağ  Akıncı’nın rakibinin kim olduğunun adını unuttu mu yoksa rol mu yaptı o da ne yapacağını şaşırmış durumda Akıncı’nın rakibinin kim bilemediler. İlahi Merdan bunu bilmeyecek ne var? "KKTC" denen bu işgal topraklarında istediği gibi at koşturtan zorba diktatör Tayyip Erdoğan'a karşı tek bir aday var.

***

Bizler, sizler, onuru ile mücadele veren siyaset adamları, gazeteciler, sendikacılar, akademisyenler biliniz ki sizler yazıp söylediklerinizden doları tehdit ediliyorsanız, b ir talimatla işinizden atılıyorsanız, hakkınızda soruşturma açılıyorsa, her türlü saldırıya maruz kalıyorsanız, bu genelde bir yere vardığınızın işaretidir.

Sen ne kadar ilkeli olur dik durdursan, eğilip bükülmeyi reddedersen, o kadar görünür olursun, ne kadar halktan, haktan adaletten, barıştan, insan haklarından yana olursan, o kadar peşine düşerler. Bizim ne yapmamız gerektiğine ve nasıl bir çizgide olmamız gerektiğine karar veren Türkiye'deki faşist diktatör, zorba iktidardakiler demek ki Kıbrıslıyı tanımadılar demektir

Bizim  bu ada yarısında gücümüz halkımızdır, bu durum onların korkuları ve içine düştükleri endişeleri ile kanıtlanabilir. Ancak sayısını bilmediğimiz kadar askeri, polisi, istihbaratı yanında elçiliği, kurmuş olduğu siyasi partileri dahası işbirlikçi kukla yandaşları varken, saldırı altında olmak çok zordur.

İşgalcinin ve yerli işbirlikçilerinin kişileri kullanarak hedefe ulaşma ve terbiye etme projelerini boşa çıkartmakla mümkün olacak.Toplumsal değerlere saldırıyor, elindeki gücü tehdit olarak kullanıyor, elbette bütün yaptıkları bizim için lok tehlikeli olabilir. Bu sebeple: ne kadar çok saldırıya uğrarsak, o kadar çok birbirimize ihtiyacımız vardır, birbirimi kıran döken değil, dayanışma içine girerek bir birimize yardım etmemiz gerekir.

***

Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi 7. Cilt ve Hüseyin Akyol’un Türkiye'de Sol Örgütler- Bölüne Bölüne Büyümek kitabına bakmanız yeterli. Kıbrıslı sol şu üç meseleyi düşünsün yeter. Bu coğrafyanın yüzde ne kadarını örgütleyebilmiş durumdasınız? Toplumun ve sömürülen işçi sınıfının sahiplendiği, savunduğu ve onların önünü açtığı ne tür politikalar ürettiniz?

Gökten zembille devrimciler mi inecek ve devrim yapacak? Keşke… Bana uyar.  Lakin onlara uymaz. Diyalektik materyalizm var. Nasıl olacak peki? Siz devrim yapmayı öneren keskin solcular, 46 yıl daha bu işgal koşullarında yaşam boşu boşuna mı gidecek.  Evet bir yol var!

İşgale karşı kurtuluşu örgütlemek için samimi iseniz çok basit, gerçek, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir yol vardır. Yeter ki siz mastürbasyon yaparak rahatlamayı bırakın. Bu yol, tüm demokratik unsurların birleşmesi ve yekvücut olmasıdır. Bu yol,  birleşik gücün yeni demokratik bir düzeni merkeze almasıdır. Gelecek 46 yılı ancak öyle değiştirebiliriz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar